Laiklik, din ve inançların yapı alanlarını belirleyip, bin yılların süren alışkanlığını toplumda ayırmış, ait olduğu yerde, halkta bırakmıştır. Laiklik, inançların halk içinde, özel ve öznelde var oluşunu, gelişmesini, güvenlik tehdidi yapmadığı sürece, hiç karışmayacaktır. Nesnel ilgilenilme gelişemeyen kişilerin, inançsal yönden geliştirilmesi kazanımı benimsenmiştir.
Yeryüzündeki toplumlarda din ve inançlar yönetime ve üretime karışmacı olduğu için, bu karışma akli değil de nakli ve tutarlı olmayan, sınırlarına kadar ürettirmeyen bir oluş olması nedeni ile laiklik vardır.
İnançsal uygulama ilkelerinin, uygulanışından doğan aksamalar, ilkelerin doğma olup tartışılıp karşı gelinemez oluşu nedenle; denetlenemez olması, sorumlu bulunamaz olması ve inançlardan kaynaklı aksamaların düzeltmesine gidişi anlayışla karşılamaz oluşundan nedenle de, laiklik vardır. İnancın yanıldığını söylemek inançtan çıkmakla eş anlamlıdır.
Bütün yollar sana dolanır
Giderim…
Vururum yolu dağlara.
Sevdalısı da olurum,
Kör,dipsiz duyguların.
Karalama:
Dışım(a) ı-içimi
Deşip-çıkarma! (Katıştırıp açığa serme)
Aydınlanma:
İçte dolma.
Etnik yapılar; başlarda toplumları tarif edip, değişmesi uzun süreler boyunca yavaş yavaş oluyordu. Etnik ittifakların toplumu dahi süreçle yen, otoriter olması yavaştan yavaştan, tikel nicelenmelerle, ayrışma sinyalleri vermeye başlamıştı. Sınıfsal kümelerle ve nesnel kültür refleksleriyle ayrışır olmuştu. Zaten halkın bileşen sosyal ittifakları her an çatışmaların başlatıcısı ve çatışmaları süreçleşicisi idi. İki alan böylece belirmeyi keskinleştiriyordu.
Yinede, bir alanın kendi özel problemleri diğerinin de problemi gibi algılanıyor, rahtsızlığı alan farksız aynı şiddette insanlar tarafından yansıtılıyordu. Gelişmeler bir biri ardında patlıyordu. Ancak halk yapı zor değişiyordu. Hemen hemen uzun süre boyunca aynı kalıyordu. İki alanın akış zamanı farklılaşıyor, halkın zamanı toplum zamanına göre yavaş akıyordu. Bu sürtüşme toplumun laik evreye kırılışının ilk nedenidir.
Etnik yapılar ve halk, bugün de dahi, toplumsal işleyişi tümel, tümcü ilişkileri ile kavrayıp benimseyemezler. Bu yüzden çevrenin zorunlu, insan bilincinden bağımsız yansıması, yine insan bilincine konu olmaktadır. Bu ilişkisel konu oluş, ancak inançsal bilmelerle halkın nazarında sükûna erecekti! Hâlbuki bilinçli olmak, sürekli bir zahmet demek olup; sürekli bilinmezliklerin kaoslarıyla cebelleşmekti. Halkın çok kesimine zor gelen bu idi.
Dizin konu 5 e, Ö.Ç.M. Rumuzlu Değerli eleştirmene yanıttır.
“”Bayram Bey; yazıyorsunuz ama şu soruma doğru cevap verin. Kurtuluş Savaşı'nı yapan bu yüce millet lâik olmak için mi, yoksa Batı'nın kokuşmuş, kültürümüzle uyuşmayan, ahlâksız değerlerini kabul etmek istemediği için mi savaştı? Lâiklik referandumla halka sorulmadan, emr-i vâki ile getirilmedi mi? Mâdem demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Ben de size bu soruları yöneltiyorum. Bana irticacı, mirticacı demeye de kalkmayın. Çünkü ben Fransızca Bölümü mezunuyum, Batı kültürü aldım ve hayatta Kur'an Kursuna dahi gitmedim. Ben daima mazlumun yanında oldum ve halkla iç içe yaşadım, yaşamaya devam ediyorum. Lâiklik ve Sekülarizm arasındaki farkı incelemenizi istiyorum. Taşıma suyla değirmen dönmez. Üstün sınıflar niçin halka sormaya korkuyorlar? Halk lâikliği seviyor mu? Sevmiyor mu? Tatil günleri cumartesi-pazar mı olsun? Benim sadece bir oyum var. Netice olarak bu aziz millet bunca zulmü hak etmedi. Allah yardımcımız olsun, bizleri her yere çöreklenmiş Ergenekon gibi çetelerden korusun. Hoş çakalın.””
“” Kurtuluş Savaşı'nı yapan bu yüce millet lâik olmak için mi, yoksa Batı'nın kokuşmuş, kültürümüzle uyuşmayan, ahlâksız değerlerini kabul etmek istemediği için mi savaştı””
*Gerçekle ilgisi yoktur.
Bugünden düne öylece,
Düşünsel geri.
1950,den beri.
Uzak düşer senle yadın
Kutsanır, bin bir tekrarla adın
Ana der, yana der, düşer aklıma kadın
Adınla da severim.
Dudaklarında gördüğüm,
Gözlerinden içtiğim,
Ah sevdam;
Yücelirsin yücelere,
sürüne sürüne.
Gizlersin sıfatını belli;
Bürüne bürüne.
*Bu anlatı yer yüzünün bilinen hiç bir ülkesinde geçmemiştir.Tamamen hayal ürünüdür.
Bir ölümlü geçmiş iş başında.
Oluşuk değerler yaratmış ömür yaşında.
Memleket tutuşur
Bir uçtan bir uca
Gözlerin ferinden
Genelin yaşam terinden
Mısralar görünür usulü usulca




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...