Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Sanat sömürü bilmez. Aksine, fikren, duyguca ve kullanım sürecince, sanatın kendisi sömürülen yararlanılandır. Anadolu (Gazi) Hareketi, kendi dışına eperiyalist olmayan bir amacı olmakla tüm mekanik savaşlardan ayrılıp, konusu toplumunun yararı ve yararlanması olan bir faydacı sanattır.

Sanat kendi yanlışlarını da yansıtan bir diyalektik oluşumdur. Anadolu (Gazi) hareketi de uygulama aşamalarında, yanlışlar sapmalar yapsa da, temel yapıyı gerçekleyen amacı, kendi toplumunun bekası olan ve insan aklının (naklin değil) ürünü olan, sistem gerçeklenmesi tam bir diyalektik sanatıdır.

Anadolu hareketi bir etkileme gücü olarak da, sanattır. Estetiksel (kendisine özgü imeceleşen devinim ve karma ekonomi politikalar gibi koyuşlarla) doyurucu olaraktan sanattır. Sanatın toplumsal oluşudur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-Sözüm ona aydınlarımızın tarihselliği içindeki laikliği; 'bir inanç özgürlüğü' gibi görme, yanıltmasıyla; halkçı anlamanın bir ürünü olan hoşgörücü olmayı; laiklikle, karıştırırlar. Ya da şöyle söyleyelim; eğer laiklik inanç özgürlüğü ise hoş görü neye yarardı? İttifakı dönemin var olmasından bir süre sonradır, hoşgörü zaten zorunlu oluşla biraz biraz ortaya çıkmıştı. Ama bu dönemlerde laikliğin esamisi yoktur.

Yani, ittifak öncesinin sosyal yapıları; her biri aykırı ve her biri tekil olan totemi anlamalarının varlığı, içindeydiler. Bu aykırı ve farklı sosyal yapılar, ittifak içinde plüral ve kendilik bir totemi çoklaşmanın çatışması oldular. Çatışmaların kimi kez uzlaşmaları sonunda hoş görücülük zaten ittifakın içinde boy vermişti. Hoşgörücü ittifakların, günümüze dek çeşitli sosyal alan içinde girişen gelişen bir hoş görüsü vardı. İnsanlık sözde aydınların deyişiyle; yine hoşgörü demek olan(!) laiklik kavramını ortaya koyma zahmeti içine, neden girsindi acaba?

Tarihsellik, sırf oyun ve eğlence olsun; akıllar karışsın diye mi, hoşgörünün yanına bir de laikliği; hoş görücülük olarak mı ortaya koymuştu! Oysa mistik olan inançlar, halkçı girişmeli bir kavramıdırlar. Bu nedenle hoşgörü de: 1- ittifak eden farklı totemik yapılar içinde zamanla oluştu. 2- Hoşgörü ahitleşen etnik yapılarda kendi iç düzenli; iç sosyal barışlarını sağlıyordu. 3- Hoşgörü, ittifak içinde olan her grubun farklı totemi anlamalarından ötürü; ittifak içi sosyal yapıların büyük oranda kendi iletişim dilleri içinde kullandığı bir literatürüdür. 4-Oysa Laiklik, toplumsal dilin kullandığı; otoriter bilinçli bir iletime kavramıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aklımda sevin,*
Sor oldu onlarla.
Gördüm ki; pes
Zanlarla, sormazlar.

Sordum, görürüm bilmezde,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Karalama:
Dışım(a) ı-içimi
Deşip-çıkarma! (Katıştırıp açığa serme)

Aydınlanma:
İçte dolma.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Etnik yapılar; başlarda toplumları tarif edip, değişmesi uzun süreler boyunca yavaş yavaş oluyordu. Etnik ittifakların toplumu dahi süreçle yen, otoriter olması yavaştan yavaştan, tikel nicelenmelerle, ayrışma sinyalleri vermeye başlamıştı. Sınıfsal kümelerle ve nesnel kültür refleksleriyle ayrışır olmuştu. Zaten halkın bileşen sosyal ittifakları her an çatışmaların başlatıcısı ve çatışmaları süreçleşicisi idi. İki alan böylece belirmeyi keskinleştiriyordu.

Yinede, bir alanın kendi özel problemleri diğerinin de problemi gibi algılanıyor, rahtsızlığı alan farksız aynı şiddette insanlar tarafından yansıtılıyordu. Gelişmeler bir biri ardında patlıyordu. Ancak halk yapı zor değişiyordu. Hemen hemen uzun süre boyunca aynı kalıyordu. İki alanın akış zamanı farklılaşıyor, halkın zamanı toplum zamanına göre yavaş akıyordu. Bu sürtüşme toplumun laik evreye kırılışının ilk nedenidir.

Etnik yapılar ve halk, bugün de dahi, toplumsal işleyişi tümel, tümcü ilişkileri ile kavrayıp benimseyemezler. Bu yüzden çevrenin zorunlu, insan bilincinden bağımsız yansıması, yine insan bilincine konu olmaktadır. Bu ilişkisel konu oluş, ancak inançsal bilmelerle halkın nazarında sükûna erecekti! Hâlbuki bilinçli olmak, sürekli bir zahmet demek olup; sürekli bilinmezliklerin kaoslarıyla cebelleşmekti. Halkın çok kesimine zor gelen bu idi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Suçlanırız nankörlükle,
Gökte serzeniş ve avaz.
Kaimdir belli usulen,
Yerden yükselişi cevaz.


Devamını Oku
Bayram Kaya

Bütün yollar sana dolanır

Giderim…
Vururum yolu dağlara.
Sevdalısı da olurum,
Kör,dipsiz duyguların.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnanç toplumlarının, geri olmasını, gelişemez olmasını belirleyen nedenlerden biri de; bir tür anlayışların ve bir tür şekli biçimlenişlerin, yaygın ve örnekleşir olmasındandır. Böylelikle o birlikler dalgalanmayan girişemeyen seninki sana benimki bana sistem olmasıdır. Böylece de, pranga kuşanışlı, öğütçü; öznel, subjektif idealist biçimde yanıltılma ve kandırılmalardır. Hiç gerçekçi olmayan bir dural oluşta olmalarıdır. Bu toplumlar rekabeti ve yeniyi bir süre sonra üretemez konuma düşerler.

Yeni olanı, anında; “”eski köye yeni adet”” ten bidat sayılıp boğulur. Çağı kavrar düşünceyi de eline verseniz, bu anlayışların ışığında bir müddet sonra bu çağdaş düşünce boğulur gider.
Halkta yeniyi sönümletme eğilimi güçlü çıkar. Oysa toplumda yeni, araştırmanın konusu olur ve sürekli meydan alır.

Çünkü bilgi ve bilim ne aklen, ne üst yapısal kurumlarla, ne teknolojik olarak alt yapısal sahibiyet sizlikle sürdürülemezdir. Halk alan üst olanı, alt olana tepeleme eğilimindedir. İstendiği kadar, bu alanın öznel amacı, bu olumsuzlukları yaratmak olmasın. İstendiği kadar, hayır hasenat ve bilimden yana olunsun. İstediği kadar ölçüyü doğru tutma azminde olsun. Sistemin sonu kaçınılmazdır. Halk alan sistem halinde biçimlenmelidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Laiklik, din ve inançların yapı alanlarını belirleyip, bin yılların süren alışkanlığını toplumda ayırmış, ait olduğu yerde, halkta bırakmıştır. Laiklik, inançların halk içinde, özel ve öznelde var oluşunu, gelişmesini, güvenlik tehdidi yapmadığı sürece, hiç karışmayacaktır. Nesnel ilgilenilme gelişemeyen kişilerin, inançsal yönden geliştirilmesi kazanımı benimsenmiştir.

Yeryüzündeki toplumlarda din ve inançlar yönetime ve üretime karışmacı olduğu için, bu karışma akli değil de nakli ve tutarlı olmayan, sınırlarına kadar ürettirmeyen bir oluş olması nedeni ile laiklik vardır.

İnançsal uygulama ilkelerinin, uygulanışından doğan aksamalar, ilkelerin doğma olup tartışılıp karşı gelinemez oluşu nedenle; denetlenemez olması, sorumlu bulunamaz olması ve inançlardan kaynaklı aksamaların düzeltmesine gidişi anlayışla karşılamaz oluşundan nedenle de, laiklik vardır. İnancın yanıldığını söylemek inançtan çıkmakla eş anlamlıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

*Gerçekle ilgisi yoktur.


Bugünden düne öylece,
Düşünsel geri.
1950,den beri.

Devamını Oku