Dizin konu 5 e, Ö.Ç.M. Rumuzlu Değerli eleştirmene yanıttır.
“”Bayram Bey; yazıyorsunuz ama şu soruma doğru cevap verin. Kurtuluş Savaşı'nı yapan bu yüce millet lâik olmak için mi, yoksa Batı'nın kokuşmuş, kültürümüzle uyuşmayan, ahlâksız değerlerini kabul etmek istemediği için mi savaştı? Lâiklik referandumla halka sorulmadan, emr-i vâki ile getirilmedi mi? Mâdem demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Ben de size bu soruları yöneltiyorum. Bana irticacı, mirticacı demeye de kalkmayın. Çünkü ben Fransızca Bölümü mezunuyum, Batı kültürü aldım ve hayatta Kur'an Kursuna dahi gitmedim. Ben daima mazlumun yanında oldum ve halkla iç içe yaşadım, yaşamaya devam ediyorum. Lâiklik ve Sekülarizm arasındaki farkı incelemenizi istiyorum. Taşıma suyla değirmen dönmez. Üstün sınıflar niçin halka sormaya korkuyorlar? Halk lâikliği seviyor mu? Sevmiyor mu? Tatil günleri cumartesi-pazar mı olsun? Benim sadece bir oyum var. Netice olarak bu aziz millet bunca zulmü hak etmedi. Allah yardımcımız olsun, bizleri her yere çöreklenmiş Ergenekon gibi çetelerden korusun. Hoş çakalın.””
“” Kurtuluş Savaşı'nı yapan bu yüce millet lâik olmak için mi, yoksa Batı'nın kokuşmuş, kültürümüzle uyuşmayan, ahlâksız değerlerini kabul etmek istemediği için mi savaştı””
*Gerçekle ilgisi yoktur.
Bugünden düne öylece,
Düşünsel geri.
1950,den beri.
Uzak düşer senle yadın
Kutsanır, bin bir tekrarla adın
Ana der, yana der, düşer aklıma kadın
Adınla da severim.
Dudaklarında gördüğüm,
Gözlerinden içtiğim,
Ah sevdam;
Yücelirsin yücelere,
sürüne sürüne.
Gizlersin sıfatını belli;
Bürüne bürüne.
*Bu anlatı yer yüzünün bilinen hiç bir ülkesinde geçmemiştir.Tamamen hayal ürünüdür.
Bir ölümlü geçmiş iş başında.
Oluşuk değerler yaratmış ömür yaşında.
Memleket tutuşur
Bir uçtan bir uca
Gözlerin ferinden
Genelin yaşam terinden
Mısralar görünür usulü usulca
Kuzu
Kınalı kuzu
Mini minnacık kuzu
Severken seni oyunda
Bize kına yaktında
Koyun oluşla biberi tuzu
Bu yazım; genelleşen bir bakışla yazıldı. Bir olgu olay olan İslam, kendisine özgü nesnel tarihi ve sosyal tarihi olan, bir güncel konjonktür sellik içindeydi. Bir inanç olma yanıyla da, hala sürmekte olan İslam’ın, geçmişteki yapısına; sırf inançsal gözle bakan algılara kıyasla, İslam tarihinin nesnel bir devlet oluşuyla girişen argümanları, da; belirtilerek, yazıldı. Olaya İslam’ın, kutsal oluşunun dışındaki bir bakışla, bakıldı. İslam’a; bir imparatorluk ve bir düşünce zenginliği olayı olaraktan, bakar olmanın; bir analizi niteliğindedir.
Sizler, çocukluğunuzu, hamlığınızı, şimdiki bu aşamaya gelişteki uğraklarınızı unutsanız da onlardan zorunlu bir yanları taşırsınız. Bu aşamaları üzerinizden atamazsınız. Atabilseydiniz eğer, yapınız temelsiz kalır ve çökerdi. Yapı bu geçmiş malzemeler ile yola çıkmıştır ve ileriye doğru da, bu malzeme ile göç edecektir. İşte tek Tanrılı olgunlaşmalar da, ne kadar yadsırlarsa yadsısınlar; kendisinden önceki içerme öncüleri zorunlu olarak taşırlar. Eğer siz monoteizm içinde, kendisinden önceki, ilişkin öncüllerini çekerseniz, geriye bir şey kalmaz. Sistem iflas eder.
Çünkü yeni inşalar; kendi zamanlarından önceki temellerle karşılaşacaktırlar. Gerek soyut, gerek somut olaraktan, bunlarla eytişime girişerek, bu günkü yapılarını, ortaya koyabilmişlerdir. Yeni inşalar; öncüllerinden, taşır olmadığı hiç bir rengi yoktur. Ve öncülünden devir almadığı, yine taşır olmadığı eski bir ton ve biçimleniş yoktur, zaten olamaz da. Yani monoteizmin, ilkel büyü ve sihirden, tutunda, totemci anlayışlardan beriye doğru, politeisttik anlayışların temel içermelerine değin, toplumsal olan girişimleriyle biçimlendikçe biçimlenmiştirler.
Süreç, ‘çapulculuğun gücünü’, ‘güvencenin garantisine’ çevirmişti. Bu çapulcu güç bir organize teşkilat olaraktan, üreten sistemin bünyesine alınmasını ortaya çıkartmıştı.
Araçlı üretim, toplumsal yapıya doğru yol olurken, savaş ve kavga gibi haramice olan çapul yaşamı da giderek sistemleşen, daha daha da, teknikleşen, bir uzmanlık alanı haline getirilmiştir. Artık, amacı sırf öldürme ve çapulculuk ve savunma olan savaş sanatı denen bir öldürme sanatı, insan eli ile biçimlenip meşruiyetlik kazanmıştı..
Bu gelişme nedeni iledir ki, gerek toplumlar arası eşitsiz gelişmelerin, yararlı olan gücünü ele geçirmek, gerekse de insanın üretim gücünü ve ürettiklerini ele geçirmek için savaş bir yol olacaktı. İnsanları tutsak etmek ve onlara üretim yaptırmak için; gerekse rekabetçi bir durumun sürüklemesiyle ve diğer öznel egoist çıkar çapulları için vs. savaş bir yol ve yöntem olacaktı.
İlgisizce kundaklanan,
Seni bilirim seni;
Yangınlar çıkaran.
Ne yangınlar bilirim
Mazinin kucağında.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...