2-]İnsanlar ittifaklar dönemiyle ego özlü yolun (temel düzlemimize ilişkin haz ve elemi olan yolun) “üretimse olacak çevrim girişmesini” bir iyice başarmanın tabu ve totemlerini var etmiştiler. Tabu ve totem kavranışı, eski dönemlerdeki sosyal öznenin, yaşamın kavranıştı eğitim öğretim süreçleridirler.
Bu aynı tabucu, totemi zemin üzerindeki düğümlerin; zaman içinde toplum ve halk diye ayrışan iki ve daha fazla noktasının birbirine yansıma, rengi veren dallanma girişmelerini var ederler. Aynı düğümlü, aynı geçmişe sahip olma iken, dallanmalar aynı geçmiş üzerindeki, ufak niceleyişti sapmalarının faz farkıdırlar. İnsanlık böylece uygarlıklarını geliştirebilmiştirler.
Ego ihtiyaçlarının giderilmesi artık zorunluluktan bir görevinizdir. Egonun ihtiyacı olan sağlananlarına değin çabalarınız da; yani kişilerin doğrudan nesnelere yönelik davranışları da; vücudunuz dışındadır. Sosyal ve toplumsal etkili yapılar üzerinden kurallaşan bir biçimlenişlerle edim eşmiştirler. Egonuza dek sağlasan göreviniz, sosyal ödevcil ve toplumsal görev olmakla farklılaşır bir yaşantı aşıştırlar artık.
Duyguya düşersin, bağ hozan.
Esmen kükremendir tozan.
Başkalaşmaya mıdır kozan?
Bir yanım sevgiliye ozan,
Bir vardır bir, deli ozan.
Bir yanım vardır ki; oyun bozan.
41]İşgale dek süreç devreye girmişti. O günün koşullarında yol işlevi (bağımsızlığın felsefesini) , işlevde (bağımsızlığın felsefesi de) yolu (devrimleri ve yeni yapılaşan toplumu) belirleyecekti. Oluşu toplumun kurucu ruhu, askeri vesayettir diyen söylemci liberaller, bunu dikkate almalıdır. Bir üst paragraflardaki gibi toplumsal yenileşmeleri, bilginin gücünü elinde tutan sınıf, askeri sınıf olması gibi doğru ölçü elde olmayınca yanlış vargılara gidersiniz. Başka ülkelerin devlet kurma felsefesi ile bizimki karışmamalıdır.
Her özel koşul genel koşul içinde mütalaa edilmelidir. Başka ulusların halkı ve kurumları kendi özel gelişmeleri içinde devlet işleri ile haşir neşirdir. Başka ulusların konjonktürü, bir devrimi ve halk hareketlerini, kendi yerleşik geleneklerinin arasına sokmuştur. Bizde ise, 1500 yılıdır, gelenekçi baskı ve koşullanmayla, ulul emre ve otoritelere kayıtsız itaat' vardır. Bu itaatin mantığını da egemenlik Allah'ındır, diyerekten sağlıyorlardı.
Evet, egemenlik Allah'ındı. Ama siyasetler, politikaların işleyişi insanlarındı. Bunlar apayrı işleyişlerdir. Birbirine karıştırılmamalıdırlar. Egemenlik Allahın'dır denişle inançsal oluşan duygu birikimi, akli olanın üzerine çıkıyordu. Her yasallığın kendisine ilişkin bir özel egemenlik alanı vardır. insanoğlunun aklı, düşe kalka bunları yönetmeyi öğrenirler. Birbiri ile tartışırlardı.
Ben bir kahırım ziyan doğan,
Silahların gölgesinde.
Ben bir demeyim, destan olacak,
Sıkıntıların öfkesinde.
Ben bir özlemim, bir özlemim ki
Özgürlüğü,
göğsünde aldığım sıcaklık.
Tarumar duygulardaki yakışlık.
Üzerine kış giydirilmiş
Baharını duyumsatan
Yorulmalara değer, peş sürdüren.
Düşler sıcağa kaçamazken
Gözler aşinaya kayıyor.
Bak vefasız bak
Gönül neler sayıyor.
Sevdayı atamadım ki
Gönülü satam.
Çapım kadar gururum
Kendim kadar onurum
Toplumun birimi kadar toplumum
İnsanlığım kadar insan
Yaratılmışlarla yaratışlıkla
Yaratan mahareti ile denk
Hazan yüz sürse.
Gözün iz sürse.
Tavafın öz ise
Huşuyla sarı sarıl.
Karın bin ise.
Al çocuğum annen,
Ekmeğine bal sürecek.
Yemen boyunca,
Krallığın;
Sindirimin boyunca /Hayal ettiğince
İmparatorluğun sürecek.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...