Kaç kez derim!
Vuslatın mana mıdır ki,
Aklımla olsun âmâ?
Kaç kezliktir unutma anımsamalarım
Aksedenle kırılırdı, vurur da hayal cama
Huzursuzluğum var bir tanem,
Olura olmaza balıklama dalmana,
Bazense kaçacağa kararsız kalmana.
Ah sormasını bilmesem,
Sana inanır pervanen olurdum.
Yanlış görünür somut,belli olmakta.
Şurada,burada,
Zorunluluğun gereği.
Bir birikiş var
Sel suyunda.
Karışık, bulanık
Geliyorum yel gibi, fırtına gibi!
Sen öyle san
Gölgesine yatarım amma
Gelir, höt! duyacakmışım gibi.
Güven ve korku salan!
Şair be!
Gel bölüşelim.
Algısal;
İyilikleri ben,
Kötülükleri sen.
Ben bilmem,
1.Kısım bir sorgulaşış
Öylede varsın
Böyle kılınınca da...
Türlüce oluş ve olmayışla
Ve başka
Bu gibi tavan ve taban arasında dolaşmalı alanlar etkili; buyurmanın gücünü, temsilen taşımaktı. Söz gelimi 'Yüce Türk Milleti adına' diye başlayan hüküm cümleleri, böylesi bir dayanaklarlan meşrulaşma idi. Totem algının oluşma temel düzlemi, böylece yeniden halk adına oluşla, açıklığa kavuşmuştur.
Totem algısı, tabu anlayışındaki kişi ve kişinin öznesine dek olan çoksa algılarıyla, sosyal güç baskısının çokla şan algılarının sadeleşen birleşmeleriyle 'tekleşen buyurma yaptırım gücü' idiler. Bu insanın olayları; yalınlaştırarak, basite indirerek anlaması kuralına da uygun bir edimle nişti. Giderek insanların tüm olay ve süreçleri inançtı mantıkla anlar olmalarının da temeli, böylelikle fark edilmeden (kendilik yansıması) atılmıştı.
Sosyal birlik dönemi; belli bir anlaması olan, yapılanmalardır. Kişi, olayları, yalınlaştırarak anlarlar. Yalın aşılan bu nokta, kişiye emir cümlesi ile seslenirler. Yalınlaşan noktanın da kendisine buyuran seslenmesi; dıştan kişiye yansıyan çoklu algıyı tek bir gücün buyurması olan totem güce çevirir. Tabunun hangi yer ve önem sırasıyla belireceğini düzenler. Bu tekil algı, ittifaklar dönemiyle, tekrar her biri etniğin ayrı ayrı olan totemiyle çok aşmaya başladı. M.Ö'ki 1200'lerden itibaren de, tekleşti.
Bu yüzden şartları ortadan kalktığı halde, yüzlerce organ ve süreçlere denk düşen, işlev ilişkiler, canlılarda, kalıtsal bir tekrarla güdük olarak devam edebilmektedir. Örneğin insan ceninlerinin, solungaç evreli, postlu kıllanmalı vs. aşamaları; bu bağlamda belirip yok olan, anı süreçleridir.
Yani çevrenin, çevre arzının içinde olmadığı için şimdilerde süreçleşemediği kimi olgu ve olayları organizmalar öğrenme yolu ile hayati bazda süreçliye bilmektedirler. Nasıl bir duvarcı ustası, örülen taş duvar blokları arasındaki boşluklara, uygun olacak moloz taşı çevresindeki taşlar içinde en uygun olanını boşluğa sınayıp çıkarma denemesi yaparak bulursa; deneyler de, uygun malzeme ile uygun çevre şartlarını giriştiren faaliyeti ortaya çıkarma işidir. Bu yüzden evrimsel devinim, yani seçilimler var. Yine, doymamışlığın devinmesi var. Yeni mutasyonlarla girişmeler vardır.
İnorganik kimi pek çok süreç, kendi çevrimi dışındaki etkileşmelere; doygunluk birleşmesinden ötürü kapanmıştır. Böyle olmasa idi, oksijen yeryüzündeki hiç bir birleşmelere izin vermeyecek şekilde oksitleme yapardı. Yani tüm bileşimleri de anında parçalardı.
Açlığa vurmuşlar uyanışımı.
Zulme vurmuşlar dirilişimi.
Kafama asmışlar her işimi.
Zem ile kem bayram olur bana.
Gün olmuş salınmışım zarılan.
Bir üretecin (pil, akü gibi bir üreteç kaynağının) iki tane kutbu vardır. Kutuplar kendi aralarındaki bir potansiyelden (gerilimden) dolayı, aralarında bir alan yönlendirmesi oluştururlar.
Üretecin bu alan yönlendirmesi içinde olan yükler, gerilimin etkisiyle akım, oluştururlar. Üretecin bir kutbu olan + kutbuna bağlanan tel yol; üretecin diğer - kutbuna da bağlanır.
Böylece üretecin iki kutbu arasında bir çevrim devresi oluşturulur. Üretecin bir kutbundan çıkıp, diğer kutbundan tekrar üreteç içine dönen akım, üreteç içinde tekrar ilk dolaşıma çıktığı (+) kutba gelir.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...