Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Dereli deniz.
Kenarın bile en iz.
En ufaktan en kabaya
Seçmişken çakılı, eğim mi!
Ne akıllıca değil mi?

Devamını Oku
Bayram Kaya

12]Nesnel, objektif, çağdaş ve bilimsel tabanla; olay ve olgulara bakma ve yorumlama hassası içinde olamayan, halka en yakın olan, halkla iç içe olan, güya halkın aydınlanma unsurlarından olan çoğu ilmiye sınıfı kesimleri, gelenekçi formasyonlarıyla hiç de güncel değillerdi.

Ki bu ilmiye sınıfı (din hizmetleri sınıfı) hala da, Kurtuluş Savaşına ve devrimlere gidişteki, kaçınılmaz olan, kimi yol kazalarını, iştahla istismar etmektedirler. Bu yol kazaları, her türden ve her zaman için her yerde, her gelişme ve değişmeler içinde olması gereken, zorunlu hallerdir. Bu gelişmenin özü ve kendisini olgunlaştırmasına değin çelişmeleridir.

Çünkü değişme ve gelişmelerin her tür yansımalarını siz bir kes deneyim edinmedikçe, daima bilinmez yansımalar oluşlarıyla, hatalarınızla süreçleşecektir. Ki kişisel zaaf, yanılgı ve yanıltmalar da buna ister istemez eklenirler. Aslında bu yanılmalar, gelişmeler sonrasının sizlere ders olacak bir muhasebesel deneyimleridirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tekil ve uzar yanım.
Gönül sevdirir, tezlik canım.
Yangınlarda alazlarda.

Duyumsandığında bağır ezdiren,
Ben'e Bağdat gezdiren,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Suya sabuna dokunma,
Huzursuz olsan da sokulma!
Kapı kapı aşınsan da,
Pis kal kardeşim pis!

Temizlik senin neyine,

Devamını Oku
Bayram Kaya

İsa'dan önce, 5. yüzyıldayız. Antik çağ kapsamında 5. yüzyıldayız.

Doğuda İran'da Mazdeizm hüküm sürmekte. Tek Tanrılı anlayışın ilk adımı olan mazdeizm; ışığın çekenliği üzerine oluşla, ateşin insanlardaki erdemsizlikleri arındırması felsefesi üzerine oturtulmuş olan bir düşünce sistemidir. Yine Mazdeizm ışığın aydınlık-karanlık seçiciliği üzerine; ışığın (iyiliğin) , karanlığı (kötülüğü) yenmesi felsefe zemini üzerine oturmuştur. Böylece Mazdeizm ışık karanlık ikili düalitesini, tekli yapıda var kılan ilk örneksi taslak oluştur. Mazdeizm, Mitra anlayışı gibi monoteisti bir geçişin ilk örnekliğini de temsil eder görünmektedir.

Hindistan, mazdeizmin etkisi ile Budizm’i, bir iyice olgunlaştırmıştı. İsrail akilitesi, Babil esareti içinde Babil kütüphanesindeki görevleri nedeni ile hayli fikir ve bilgi sahibi olup, Sümer, Asur kültürleri ile Sümer Asur dinsel ritüelleri açısından, bir hayli birikimler yapıp ta İsrail'e dönmüştü. İsrailliler Mazdeki ve Asurî dinlerin kaynaşırımı ile yeni bir kültür ortaya çıkaracaklardı. Bir rahiple, bir kralın anlaşması neticesinde de ilk Tevrat nüshaları oluşturulmuştu. Tevrat’ın oluşturulmasında bu ikinci kaynak yoldu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Melamilik Yunan Kinizm düşüncesinin adeta ikiz bir seyridir. Kinizmle insanlar her şeyden sıyrılır. Köpek aşağılanması gibi oluşla köpeksi yaşama bürünülüşle, mutluluklarını sağlayan bir öğretidir

Parmanides: Tanrı evrenin toplamından başka bir şey değildir demişti. Bunu Mansur ''Enelhak (ben Tanrıyım) '' Diyerek haykırdığı gibi, Cüneyd-i Bağdadi de: “Suyun rengi kabın rengidir” diyecekti. Muhittin Arabî gibi düşünürler: “Tanrı'yı görmek isteyen eşyaya baksın” derken: “Abamın altında haktan başka kimse yoktur”, diyecekti.

Bu kadar somutça bir akıl koyuşla oluşturulan Yüce Tanrı fikrinin, varlık birliğine gelip dayanmış olmasıydı. Buna göre; Yüce Tanrı her şeyi kapsıyordu. “İnsanları ruhundan üfürdüğünü”; “Açık gizli, önce ve ahir benim; yüzünüzü nereye dönerseniz beni görürsünüz” gibi ilahi söylemlerin ifadesel açık anlamlarının altında ki gizli anlamı; “her şey, tek varlığın ürünü ve görünümü olduğudur.” Bu anlayış, tasavvufun akıl yolu ile fışkıran bir düşünmesine neden olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Cenk talan nağraları ovalar
Göksel emirler birbirini kovalar.*

En tutarlı ve kusursuz kendini bilip
Kendinden gayrıyı zındık kılarak silip

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eline almış silahı,
Kabadayı;
Silah mı?
Eline alan mı?

Diline doladığı,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mekke'nin tesliminden sonra, kervan vurma dönemi kapanmış oluyordu. Göçebe enerjisi artık dışarıya yöneltilecekti. Bu enerji ile başka toprakların fethine yönelimdi. Artık islam Müslüman kabileleri, birbirine saldırmıyor, savaş gücü yabancı düşmana karşı, arzuyla yöneltiliyordu.

Ancak bu yönetimin tam anlamıyla bir devlet olduğunu söylemek mümkün değildir. Silahlı güç dışında, devletin en önemli kurumları oluşmamıştı. Bir devletin oluşmasında en önemli etken, silahlı güçtür. Çünkü devlet silahlı güç kullanma tekelidir. Ama bir devlet sadece bu güçten oluşamaz. İktidarın uzun bir süre sadece bu güce dayanarak korunması, istikrar kazanması düşünülemez. Devletin diğer organlarının oluşması gerekir. İşleri yürüten bir bürokrasi, devletin işleyişini belirleyen kurallar, gelenekler vb. gerekir.

Oluşan devlet, bu geleneklerin gelişmesi için gerekli zamanı bulmuşsa, bunlar o ülkede de oluşabilir. Ama oluşum hızlı ise, gelişmeler süratliyse, geleneklerin dışarıdan alınması gerekli ve zorunludur. Geleneklerin dışarıdan alınması da tesadüfe bağlı olarak olmaz. Temasta olunan bir toplumdan ihtiyaca göre, gerekli uyarlamalar yapılarak alınır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3- Böylece doğaüstü güç kavramı ile insanları aldatmak başlar. Yüce Tanrı bundan azade ve münezzehtir.

4- Bu söylemler, zaten bunu söyleyenlerin, zaman ve tarih bilinçlerinin, olmadığını, hem kendi sözlerindeki anlamın temellendiği o günün bilgisine delil olarak oturmasından hem de gelişmeler açıkça ortaya koymakta. Şöyle açıklayayım. Bu rızık dağılımı anlatımında, sanki insanlığın ilkten beri böyle, içinde bulunduğu düzenle yaratılmış, şu anki kişi hali ile sadırla yaratılmışlar gibi, bir yanılsamayı, hiç çaktırmadan bize kabul ettirip, düşünme (inanma) temel zemini yapmaktalar. Bilmediğiniz sürece de, o öyledir de. Ufkunuz sizi oraya götürür.

Oysa onbinlerce yıl süren, insanın toplum olmadığı, bir yaşayışı vardır. Bu ilkel yaşamda, dağılmış bir rızık yoktu. Mal yoktu, mal olmayınca edinilmesi de yoktu. Ve dahi sahiplenme, zenginleşme de, yoktu. Develerle, atlarla, fillerle kervan ticareti olan bir rızık sahiplenmesi de yoktu. Üstelik sahibi olunan, deve ve filiniz bile yoktu. Sadece meyve toplayıcılığı ölü leş ve artık yemeler, yapabildiği kadar da av aktivitesi vardı. Tüm günü, karın doyurma ve av aramakla geçiyordu. Yorgunluktan bitap düşerek, günün sonunu getirirdi.

Devamını Oku