Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

13] Aslında kişiler gelişmenin mantığını bilir olmakla, eski ve yeni döneme değin olan sağlayışların, kıyaslama olan her bir farkını bileceklerdir. Cehalet, Dünya'yı hep kendi algısı gibi ve gördükleri gibi olduğu sanısını onlara, hep taşıtır. Bu nedenle kendi dönem seyirleri içinde olması gerekenleri makul bir seyir olduğunu sanırlar. Oysa o zamanların gelişmişlik koşullarının, bugünkü koşullardaki var olan gelişmeleri, asla ortaya koyamayacağı da, pek açıktır. Ne var ki gelişmenin kendi dönem ırası içindeki tüm güzel oluşmaları, daima kendisinden sonraki dönemlerin asgari sağlayışlarına göre, hep geri adım olacaktırlar. Ve hiçbir zaman, eski bir dönem, kendisinden sonraki dönemlerin her bir sağlayışlarını kapsayamaz oluştan ötürü de; asla özlemi duyulur olan etnikçi bir asrısaadet dönemi, olamayacaktır.

Bunun adı, yeni olanı hıfz edip, sindirememektir. Ve duyguca geriye özlem duyan bir gericiliktir. Güncel rahatsızlığa akıl erdirememenin, kolaycı bahanesidir. Gelecekteki oluşmaların hiç birini sağlayamayacak olan her hangi bir eski döneme; toplumsal yaşayış olaraktan, özlem duyan gerici bilmezlikler, toplumu; asrısaadet gibi bir küt anlayışça özlem içine doğru sürüklemektedirler. İşte bunun içindir ki tür kıyaslama verildi. Değilse bunca sağlayışlarına rağmen, günümüz dahi, geleceğe göre, özlemi duyulmaması gereken bir geçmiş olacaktır. Bunu (cahilliği) savunmak, demokrasi bile olamaz! Eğer bu bir demokrasi ise, bilmezlik nedir? Bilmezlikler de bir demokrasimiz mi olmalıdır?

Bir uygar toplumun yönetimi de; kendi toplumsal dokusu içindeki coğrafi yer adlarını ve kişi isimlerini değiştirecek denli körce etnik oluşla, kendi sosyal yapısına dek başka halkçı dokularına değin etnik aidiyet bağlarını, kaşıma zafiyet ve aczi yeti içinde olmalıdırlar. Çünkü bu türden acizce girişimeler için adama sorarlar; 'o yer ya da o kişi isimlerine değin baskıcı değiştirme ihtiyacınız, toplumsal olan hangi gelişmenize engel olan durumdur da, değiştirmek isteğini duydunuz? ' Bu konjonktür sel olan, yapıcı olmayan siyasetlerin, toplumsal gelişmelerin başarısını gösterememenin, kandırıcı bir ırasıdır. Eğer siz ortalama bir toplumsal paylaşımı sağlayamazsanız, halk etnikçi yapıda ayrışmaya başlar!

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-İttifak toplumunun, çelişen çok başlılığı; tekleşmeyi zorunlu kılıyordu. İşte diğer totem aidiyetlerle girişen bu tekil sosyal, toplumsal yapılar ortaya çıkınca Tevratın başta söz vardı diyen (belki de her şeye isim takılması ile çevredeki varlıkların anlamlanması, varlıklardan kendilerinin anlam ilişkisine girmeleriydi) , ol, deyince olan, ata totemlerin birlenilen, buyuruklaş kılan, ittifak ahitleşilmeleriydi.

Bu ahitleşmeler öylesine bir güç odağı idi ki, kişilerin aklını ve kanını dondurur cinstendi. Tufanlar felaketler, sözcüğü ile anlatılan yeni soysal ve toplumsal gücü ortaya çıkaran tören ve şölendiler. Yeni yeni durumlarla, sık sık yapılan, ahitle şilen bir önceki sosyal ve toplumsal hafızaların, birden bire silindiği, çok güçlü dönüşümlerin sözleşilmesi (travmatik ahitleşilmesi) idi. Evet başta söz vardı.

Bu sözler içinde; âlâyı vala ile yapılmış olan bir ittifak sözleşilmesi vardı. Yine bu anlaşmaların içinde alışmalarının terk edilmesinden doğuşla alışmanın şaşılması vardı. Yine bu felaketçi tufan törenlerinin içinde bir kutsal tabu olan totem sözünün geçersizleşip, yeni bir totem sözünün işlev kılınması vardı. Yeni sözleşilmeler totem bağcının ağzında, meşruiyetti yaptırımlı söz oluyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir kere bu söylem toplum dili bir söylem değildir. halk dili inançtı bir söylemdir. Bu günkü toplum içinde sizin bir tasarrufunuz olmayacak; sadaka vermek gibi bireysel bir tutumu, halk içinde yine birerylere gösteriyorsanız bu kabil tutumlara bu sözler söylenir.Bu kabil öğrenmeler, toplum içinde, topluma ilişkin, dillenişle söylenilmesi demek, yurttaşın sürü eşmece öğretilmelerine denk düşer!

Toplumlar karşılıklı yüküm ve zorunluluklar, esasına göre düzenlenirler. Hiç kimse toplumsa bir işini; doktorluğu, uçak mühendisliğini, askerliği vs. babasının hayrına, Tanrının lütfuna, ya da başının gözünün sadakasına, istinaden yapmazlar!

Bu yüzdendir (nedenle) ki, bir berber, berberliği; bir doktor doktorluğunu; bir satıcı da pazarlamayı ve bir yöneticiden politikalar da sorumlu, mecbur oldukları icraatlarını da; Allahın razı lığı için yapar olmazlar! Bu adımız gibi ezbere bileceğimiz bir yurttaşlık bilgisi olmalıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yukarıda belirtildiği gibi otoriteler sadece sunum ve buyurma yaptırımı ortaya koyarlar. Bir otorite, kendisini gerçekleyebilmek için diğer otoriteden demokratik talebi olamaz. Çünkü sosyal ve toplumsal otoritenin talebini karşılayabilir başka bir otorite üstü, hiçbir güç yoktur. Toplumsal otorite de doğal otoriteden (üretim) talep eder. Doğal otoriteden talep etmek de topluma aittir, talebin şartlarını sağlama (teknoloji, bilgi, deneyim, uygulama) da, topluma aittir.

İnançların yaptırım talebi başlarda animist totem güç idi. Daha sonra ilahlar oldu. Sürecin sonunda da, tek tanrısal güç oldu. Bunların yaptırım ve otoriter güç olmalarının kaynağı, yine kendilerindedirler. Bir kara delik gibi kendi yansımasını kendi üzerine düşürürler. Üzerlerine düşen kendi yansımalarının yoğunlaşmasıyla, olay ufkunu (kendi sosyal, toplumsal çevresini) eğip bükerek çekim odağı olurlar.

Güç bu inançsal otoriter merkezde oluşur. Gücün kaynağı manadır. Başlarda mana totem güç somut saygılaşma algılamasıdır. İttifaklarla bu tür mana güçlerin totemler bir arada lığı olmuştur. Bir İnannanın, bir Gılgamışın karşı İnannası ve karşı Gılgamış çoğulcu, plüralizm görünümlü totemizmidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu yüzden şartları ortadan kalktığı halde, yüzlerce organ ve süreçlere denk düşen, işlev ilişkiler, canlılarda, kalıtsal bir tekrarla güdük olarak devam edebilmektedir. Örneğin insan ceninlerinin, solungaç evreli, postlu kıllanmalı vs. aşamaları; bu bağlamda belirip yok olan, anı süreçleridir.

Yani çevrenin, çevre arzının içinde olmadığı için şimdilerde süreçleşemediği kimi olgu ve olayları organizmalar öğrenme yolu ile hayati bazda süreçliye bilmektedirler. Nasıl bir duvarcı ustası, örülen taş duvar blokları arasındaki boşluklara, uygun olacak moloz taşı çevresindeki taşlar içinde en uygun olanını boşluğa sınayıp çıkarma denemesi yaparak bulursa; deneyler de, uygun malzeme ile uygun çevre şartlarını giriştiren faaliyeti ortaya çıkarma işidir. Bu yüzden evrimsel devinim, yani seçilimler var. Yine, doymamışlığın devinmesi var. Yeni mutasyonlarla girişmeler vardır.

İnorganik kimi pek çok süreç, kendi çevrimi dışındaki etkileşmelere; doygunluk birleşmesinden ötürü kapanmıştır. Böyle olmasa idi, oksijen yeryüzündeki hiç bir birleşmelere izin vermeyecek şekilde oksitleme yapardı. Yani tüm bileşimleri de anında parçalardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Açlığa vurmuşlar uyanışımı.
Zulme vurmuşlar dirilişimi.
Kafama asmışlar her işimi.
Zem ile kem bayram olur bana.

Gün olmuş salınmışım zarılan.

Devamını Oku
Bayram Kaya

80]Kişiler, değiştirilebilir bir zorunlu emekle, yükümsel davranışı sergileyip sergilemediği, konusuyla ancak eleştiri edilebilirler. Değilse, kişilere inandı, inanmadı diye toplumda özgürleşme verilmez. Ve toplumun sağlayışları bu yanları ile eleştirilmezler. Bunlar, halkın öznel yaşam ilişkileşmesidirler. Ki sonuçta bunlar da, özel hayatın genelleşmesi kıstasıyla, toplumsal ve evrensel olana gitmek zorundadırlar.

Hele bu günün anlayışlarıyla ve bu günün eleştiri parametreleriyle, geçmişi eleştirmeye tutuşursak, eleştirilerimiz, eleştiri olmaktan çıkar, tam bir hırsları ve tamahı olan cahilliklere dönüşür.

Bugünün parametresi ile düne bakarsak, söz gelimi Abraham'ın; 'kız kardeşim' diye tanıttığı karısı Sara için çok kötü anlamalar aklımıza gelir. Oysa bu anlayışımız hem yanlış bir anlamadır hem de kendi cehaletimizi öne çıkarır bir anlamadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

50][Abdülaziz Mecdi '...padişahım gönlünüzü ferah tutunuz. Millet sonuna kadar mücadele edecektir' der.

[Vehbi Hoca: 'Millet son damla kanına kadar, vatanını savunacaktır.(...) padişahım buna güven buyurunuz'] der.

[Rauf Bey devamla; 'Hoca Efendiler zat-ı şahanelerine hakikati söylüyorlar padişahım. Millet sınırları içinde bağımsızlığını ve makamınızı kurtarmaya kararlıdırlar. Millet sizden bu harekete taraf olup imza koymanızı istirham (yalvarıyorlar) ediyorlar. Aksi halde son, çok tehlikeli görünüyor. Siz kuşatılmış vaziyettesiniz. Bunun için imza yetkinizde yoktur'] der.

Devamını Oku
Bayram Kaya

23] Olup biten, yeni durumun denge sağlar oluşun adaptasyonuydu. Her yeni hafıza silinmesi söylemleri, geleceğin inanç mitosunu ve gizemini oluşturacaktı. Böylece totem aidiyetler, çok kimlikli yeni bir birleşimle zaman sahnesinde boy gösteriyordu. Sosyal birliğin hiç bilmediği yepyeni bir karşılaşmayla hoşgörü sorunu ile baş başa idiler. Bu yüzden inançlar (dinler) çok katmanlı bir öznel tortul çökelti idi.

Karşı toplumlarla kardeşleşme aidiyet eşme ilişki ittifaklarına girildi. Kendi totem aidiyetinden olanla iç evliliği (cinsel ilişkiyi) yasakladılar. Karşı toplumlara, tapınak düzenlemeleri içinde, damat gibi gidildi. Bu, çok sonraları birbirinden kız alıp, kız vermeye dönüştü. Ana iç cinsellik tabusu yıkılmıştı. Böyle bir kardeşleşme; evlilik yapan bir kardeş eşme, ittifakı anlayışı idi.

Eski totem kardeşliği, sosyal (komün) birlikler içi, olumludan cinsel ilişkinin kurulduğu bir kardeşlik yapılaşması idi. Cinsel ilişki kurulan kardeşlik yapı aşması, ittifaklar bağıntısı nedeni ile dışa, dış totemden olan kişilerle cinsel birliğin meşruiyetine dönüşmüştü. Böylece sosyal birliğin cinsellik yolu ile kurulan bir sosyal organ eli olan, kardeş eşilme ve aynı kan soydan olucu kurumsal bağı yeni ittifak içinde de sürüp gidecekti. Var olan değerlendirilecekti. İç cinsel ilişki bağı, ittifakla dışa dönük bağıntı olması gereği; yeni tanımlı bir kullanım şekli değişikliği işlev eşilmesi yaptı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

12]Nesnel, objektif, çağdaş ve bilimsel tabanla; olay ve olgulara bakma ve yorumlama hassası içinde olamayan, halka en yakın olan, halkla iç içe olan, güya halkın aydınlanma unsurlarından olan çoğu ilmiye sınıfı kesimleri, gelenekçi formasyonlarıyla hiç de güncel değillerdi.

Ki bu ilmiye sınıfı (din hizmetleri sınıfı) hala da, Kurtuluş Savaşına ve devrimlere gidişteki, kaçınılmaz olan, kimi yol kazalarını, iştahla istismar etmektedirler. Bu yol kazaları, her türden ve her zaman için her yerde, her gelişme ve değişmeler içinde olması gereken, zorunlu hallerdir. Bu gelişmenin özü ve kendisini olgunlaştırmasına değin çelişmeleridir.

Çünkü değişme ve gelişmelerin her tür yansımalarını siz bir kes deneyim edinmedikçe, daima bilinmez yansımalar oluşlarıyla, hatalarınızla süreçleşecektir. Ki kişisel zaaf, yanılgı ve yanıltmalar da buna ister istemez eklenirler. Aslında bu yanılmalar, gelişmeler sonrasının sizlere ders olacak bir muhasebesel deneyimleridirler.

Devamını Oku