Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Demokrasi devletli olmanın karşısına konan az çok mukabil güç ve sekans hareketiydi. Yani mülk sahipliği yönetir; mülk sahipliği güçtür ve sahiplik mülkün gücünü kullanmaktır. Yine mülk sahipliği iradedir demenin, kendi yavaşlamalı yalın ve mutlak kullanımına karşın; sınırlama getirmekti.

Bir gücün kendi doyma noktasına kadar olacak kullanımlarına karşı; karşı sınıf hareketli istem ve iradelerle o gücü frenleyip; o güce direnç koyma şekilleri demokrasiydi.

Yani demokrasi toplum içinde sınıflar arası bir denge hareketiydi. Sınıflı toplumda demokrasi vaz geçilmez bir hak olmakla birlikte; ne yazık ki çok kez ve her kes de cahilliğin cahiller demokrasisi olabilmektedir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Devletli olmak ilkin ilahi yasalarla, genel yararın devletli olmasıydı. İkinci hal ile devletli olmak demek hükmeden mal mülk sahipliği olmak demek olup; Mamon yasaları olan ezen sınıf egemenli imanı gözeten yasalara göre de özel mülk sahibi olmakla, kişilerin devletli olmasıydı.

Bırakalım geçsinler. Bırakalım yapsınlar da; neyi bırakacaktık? Bıraktıklarımızda neyi (kârı) yapar olacaklardı? Hiç kuşkunuz olmasın ki; emeğinizi, alın terinizi ve genel yarar olanı, egemen mülk sahipleri olan Mamon'ların eline bırakacaktık.

Onlar da emeğimizi türlü türlü yasal oyunlarla iç yapacaktılar. Oysa ilah olmayan, ama tasavvuru olan ilahi yetkilerle davranan Mamon haricinde; genel yararın sahipliğini (devletliliğini) isteyen ilahlar özel mülk sahipliği oluşu dilemezlerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Erken dönemden toplumsal ilişkilerin karmaşıklaşıp, sürecin köleci ittifakı ilişkilere doğru kaymasına dek (M.Ö 3200’lere doğru) geçen süre içinde bu üçlü kavramın her biri; düzey, düzlem ilişkileri içinde kendi neşvü nema oluşlarını buldular. Süreci birbirine aktaran aşamalar bu içlemlerde kodlandı.

Hiçbir inşa ürünü ortaya çıkmadan, o ürünü anlam ilişkileriyle tanımlamak, olanaksızdı. Ortaya çıkan anlam ilişkilerini de birbiri üzerine çökertmek o kadar yanlış, bilim dışı olmakla sürecin farkında olmamaktı.

Ne totem, ne de ilahlar; Tanrı değildiler. Üstelik her ikisinin de ne bir Tanrılık görevleri vardı. Totemin ve ilahın ne de grup ve ittifakı mana ilişkisi olmanın ötesinde bir seslenme ve düzenlemeydiler. Çünkü Tanrılık düzeyini açıklayan belirtmelerin hiç biriside ne totem dönemde, ne ilahi dönmede vardılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem ilke; davrandıran, yaptıran, mahiyetine işlerlik kazandıran; mahiyetine bir adresleme yapışla çeken, çekilen ilkedir. Bilinmeze karşı bilinir olandır. Toplayan birleyen, çevrimleyen ilkedir. Totem ilkenin oluşamadığı yerde dağılma saçılma vardır.

Totem ilke koruyan, gözeten ilkedir. Bir sizden ve bir sizin dışınızdan oluşla en az iki eğilimin girişme yapan kesikli sınırlı hali totem ilkeyi biçimler. Hem sizden kod hem siz olmayan kod içermeli semboller dili olan totem ilke birçok eğilimler kesişmesi ve düzenlenmesi belirleyiciliğidir. Giderek ortama bükülmesini veren bir şebeke ağ yoğunlaşması oluşla karmaşıklaşır.

Totem ilke, birbiriyle ilintili olan, karmaşık büyüklük olan ortaklayımlar kesim niceleyimlerini; sıralama, düzenleme belirmesiyle, birden bire ortama boca olan tevarüs etmeyi meydana koyma işini karmaşık eğim ve eğilimleri düzenlerdi şekilde yer ve sıraya koyar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İşte devleşme, ittifakların birleşme ile büyümesidir. Yani devleşen bir yapısıdır bu. Onca insanların kurban edilen sunulmasındaki, geride kalmış, sosyal bilincidir. Bir etkilenme ve etkileşimli anıların anlatımlarıdır bunlar. Bu anlatımların ilişki tabanları ortada kalmadığı için olay bağlantıları anlatan ve dinleyenlerce yapılamamaktadır. Dinletileni, anlaşılır kılabilmek için mantık kategorisi oluşturabilmek için; büyüyen, devleşen, olay girişimleri ile aklını karıştıran, kendi toplumsal ittifaklarının aktarılışını, dev imge anlatım biçimine dönüştürmüş olmalıdırlar. Yine bu tür ittifaklar, kurbanlarını zaman zaman öyle alelade kişilerden seçmezlerdi. Yöneticilerden seçerlerdi.

Zaten yönetici kurbanı, kutsal bir gelenekti. Toplumsal ittifaka kurban olarak sunulan o totem aidin yöneticilerine yapılan ağıtlar da, o etnik grubun yası idi. Hatta o kurbanın etini kendinden olanı yememe de bir usuldü. Şölenlerde sunulan, kendi totem ata soy kutsalından olan, birinin kurban etini yememek tiksinmesidir bu. İlk yaratılış anlatılarından biri olan: “ tanrı İgigi’lerden biri kurban edilir. Kurbanın canı ve kanı ile toprak hamur edilir ve bu çamurla insan yaratılır” “Bunun üzerine diğer İgigi’ler yas ve ağıt ederler. Yere tükürürler.” Bu kendinden olan kurbanın etini yememeye giden eylemselliğin oluşması ve sembolizmidir. Kendi kurbanından tiksinme ve iğrenmedir. Eşleyişle kusma eylemidir. İnsanlığın gelecekte yamyamlıktan evirilişin, bir ilk adımı olaraktan da görülmelidir.

Böylesi bir yapıyı altüst eden bir anlayış, ancak yeni ittifakın, birden bire, keskin karar almasıyladır. Şölenler, ittifak içi, devrim nitelikli, keskin kararlı, uygulamaya konan yaşamsalların sözleşmesi isi. Halk bunların sembolizmini belleklerde kutsal gün olarak yaşatır anlatır oldu. Yeni ittifak ve ittifakın katılımcı toplumları, kendi içlerinde sıkıntı yaşıyorlardı. Söz gelimi ittifaka katılan domuz totemli olan katılımcılar, yenileştirici ilke rolü oynamış olabilirler. Yani sorunu çözen bir cevap ve akıl koyuşu ortaya atmış olabilirler. Bu çözümsel olan ve saygı ile benimsenen edim, diğer halklar üzerinde domuzların, kendileri gibi birden prens insana dönüşüp, tıpkı ittifak insanı gibi olması ile simgeleşmiş olabilir. Bu domuz prensin (domuz topluluğun) dev ve ejderhayı öldürmesi demek; devleşen ittifaklara insan kurban etme geleneğinin, artık ortadan kaldırması gerekiyordu, demektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gün biter, dün yiter
Issızlığın rengi kaybolur
Mehtap da düşmez içe
Sevda girince uğur olunan gelmez hiçe

Atarcalar tutuşur

Devamını Oku
Bayram Kaya

İçinde olunan çevre kişilere sağlatma oluşuyla, kişilerin eğimletir olması vardı. Bu eğim oluşlar, bencilliğe denk gelen bağıntılar yönünde olmakla bu böyleydi. Bu eğiş etme oluşun yanında dış çevrenin kişilerde uyandırdığı kişiye rağmen olan, kişiyi yok eden baskı ve basıncı da vardı.

Bu baskı ve basınçlar kişide; kişinin o şeye hoşlanma, haz ve sevinç duygusuyla yönelimli olması kadar, kişinin kaçınma, sakınma, korunma, kaygı, elem gibi tehdit oluşan ikisek duyguların da kaynağıydı. Kişiler dış çevrenin etkisini bencil bilinç olmakla, parçalı ilişkiler bağlamında yalıtmıştı.

Bu yalıtma içinde kişi; tehditten korunma gibi dış çevreyle çelişen; çevreye yönelme gibi dış çevreyle kimi yönden kesişip birleşen; kendilik eğimli olucu minimum baskı ve basınç alanı yansıtmalarına sahipti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir değirmen sesi içinde veya bir motor sesi içinde vs. oluşla insan; kendi kendinin içselinde geçen bir seslenmeyi, dinlediği sesle eşleştirir. O değirmen sesine ya da o motor sesine; kendisi, kendi içselinde olan bir sayı yinelemesini veya bir söz yinelemesinin, eşleştirmesini yapmadan edemezler.

Söz gelimi; ben koşu bandımın düzenli aralıklarla çıkardığı, kendisini yineleyen sesleriyle; içimde bir sayıyı, bir sözü eşleştirip; onun sesiyle uyuşan bir tını söylemesi yapıyorum. Biraz sonra aynı seslerin kendisini yineleyen akış sürecine başka sayı veya başka kelime ve kelime gruplarıyla da eşleştirme yapıyorum. Artık söz grupları bu tınışımla yanı tınışımı (ortam salınımını) yapıyordular.

Yürüme bandındaki yineleyen sesleri okuma yapabiliyorum. Bantın yineleyen sesi içinde kaç farklı ses algılayabiliyorsam her bir notaya farklı eşlemeler ya da aynı yinelemeyi eşleştirmem olası olmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlki sosyo toplumsa hafızayı ve sosyo toplumsa devamlılığı oluşan totemi ve ön ittifaklı inşanın temelinde; bu temelde hiç olmayan, sınıf çatışmalı öznellikti anlatışlar; inşacı sosyo toplumsa hafızalı sürece monte edilmiştiler.

Köleci mutabakatın sahiplendiği mülkiyetçi ilişkş, kendilerine aktarılan sosyo toplumsa hafızada ve sosyo toplumsa inşa içinde yoktu. Bu nedenle köleci anlayışın sahiplendiği tutum, bir türlü meşru olmuyordu. Sosyal inşanın kuralı, (atalar eliyle) dıştan bir mana ilişkisi olmaktı.

Ön ittifaklar melez ve sentezi olan insanın kendisi dışındaki ilahın takdiriydi. İttifakı ilahlar yaratmıştı. Oysa köleci sistem, kendisinin bir dayatmasıydı. Bu nedenle meşru olmuyordu

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem alan; grup aklı, grup tutumu, grup gücü, grup bencilliği ve grup tüzelliğinin konuşması oluşla ortaya konmuştu. Ortaya konan yasalar; bir çalılık, bir kayalık, bir ağaç, hayvan sembolizmli somut oluşlar üzerinde atalar ruhuna, söyletiliyordu. Totem gruplu yönetimin merkezi böyle oluşuyordu.

Totem meslekleri, üreten ilişki oluşla ön ittifakları ve ön ittifakı sentezi ortaya koyarken; ön ittifaklar ve oluşan biyo sosyal ve kültürel ve toplumsa inşalı adımın sentezi, genel olarak sosyo öznel anlayış paralelinde ve daha çok sosyo öznel anlayış içinde oluşla ifade ediliyordular. Bu dönemler bu nedenle ilahi anlayışlı dönemlerdi.

Totemi yönetimin merkezi olan süreç; ön ittifak içinde birleşti. Bağlaşık hareket eden ve sentezlenen gruplar ittifakı; üreten ilişkiler girişmeli oluşla ortak akla; ortak sentezi bilince ve tüzelin lige dönüştü. İşte bu kültürel ve yönetsel sentezli dönüşme, kült temsilciliği ve kült yönetimiydi. Artık saygılama tapımı totem yalınlığa değil sentezi kültür, sentezi aitlik ve sentezi yönetimin gücüneydi.

Devamını Oku