Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Totem gruplar ve ilahlar ittifak içinde totem meslekleriyle genel olarak ya tarımcı ilah, ya madenci ilah ya çoban ilahı, ya balıkçı ilahı, ya da özel olarak buğday ilahı, mısır ilahı, koyun ilahı, sığır ilahi, demir ilahı gibi mesleklerle (o toplulukla bağıntısı olan işler) ile anılıyorlardı.

El ne diyordu; "kendilerine rızk olarak verilenlerle kendisinin anılmasını istiyordu". “Şükür karnımız doydu” diye rızk ile ilahı anıyordunuz. El hiç üretmediği, üretimi bilmediği için kurnazlıkla hile ile sahiplendiği mülk ve mülk üzerinde biten, yürüyen, yaşayan varlığın da sahibi oluyordu.

Mülk sahibi olan El de sahiplikleri üzerinde ilahlar gibi kendisinin de anılmasını istiyordu. Yıllardır yalın mantıkla, aklın gereği olarak sorarlar. “El ‘in ne muhtaçlığı var da mal mülk sahibi olur ve El hangi ihtiyaçtan ötürü anılmak ister diye? Bu sorunuz “Hiç bir şeye ihtiyacı yoktur” dediğiniz El için doğrudur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Biz topluma bir maliyettik. Lakin toplumun da bize bir maliyeti vardı. Bu maliyet herkesin eşdeğer kolektif emeği üzerinde karşılanmaydı. Şimdiki vergi, bu kolektif maliyetin karşılanması olan kolektif zorunluluğa öykünen çok kötü bir kopyasıydı.

Toplum üreten kolektif yapılı kolektif güç olmakla kişi üstü, insan üstüydü. Hayat genelde en çevik olanını, en dayanıklısını, en güçlüsünü ayakta bırakıyordu.

Hayat kendi aklını; hile yolu ile savunmada kullanan en kurnazını hayatta bırakmakla bu karakterleri doğadaki seçme ayıklama yolu ile doğaya uygun olan iyi karakteri döl yolu üzerinde türe aktarıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Toplum; fiziki ve biyolojik evrimin iyi karakterleri seçme süreci iyiden iyiye toplum içinde seçilim olmaktan çıkartılmıştı. Hatta kolektif aklı en iyi taşıyıp kullananlar bile tehlikeli fikirlere sahip diye öldürülüp toplumdan elemine edilmekle; tembel, uyuşuk, aklını kullanamayan, teslimiyetçi güruh karakterlerle, gerici bir seleksiyon başlamıştı.

İyi de fiziki ve biyolojik evrimi ıskalayan toplum, neyi başarmıştı. Ya da bu ıskalama neye feda edilmişti. Iskalama için illa bir feda gerekiyor muydu? Feda edilen de sizin dışınızda, zorunlu bir nedenle yeni bir katliamın dramı mı olacaktı?

Kapitalist düzende kapitalizme uygun güzel bir söz var, severim. “Acıma yoksa acınacak duruma düşersin”. Kolektif yapı güçsüzünü de zayıfını da yaşatmakla kötü yapmadı. İyi yaptı. Zaten bu insanilikti. Toplumsal oluşun getirisiydi. Kötü yaptığı şuydu, nüfusta planlama yapmadı. İyi karakter de olsa nüfusta planlama şarttı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Böylece daha 100° sıcaklığa gelmeden yok olan insanın eşrefi mahluk olmadığı da acı acı görülecekti. Ne hayat ne yeryüzü bizim için değildi. İnsan ve hayat çoğunlukla yeryüzünde silinip gidecekti. Aptal oluşun, sömürülmenin, uyuşturulmanın, akılsız oluşun adı eşrefi mahluk olmaktı.

İmanlı olmasının ne kendisine ne dünyaya ne yaratana hiçbir yararı olmayan akılsız tutumlarla olan eşrefi mahlukun, Dünyayı 150 derece sıcaklığa ulaştırması felaket olacaktı.

İmanı dışında olup bitenden, çevresinde ve kendisine ait bilgiden bihaber yaşayan eşrefi mahlukun ölümlü biçimde yeryüzünde çekildiği alanda 150 derecede ve 200 derecede yaşayan bakteriler, tardigradlar kaynar dünyanın yeni eşrefi mahluku olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnanç ile iman farklı farklı kavramlardı. İnanç, imana katkı verse de her iki kavramın tarihsel seyirleri farklıdır. İnanç genel bir düşünüşle genel ya da özel sanı kanılardır. Kişisel sanı kanıdan kaynaklı çevresel etkili izlenimleri anlama, kendi kendisine ifade etme şekli inançtır.

Yani bilmeye konu olan durumları kişi veya kişilerin kendi kendilerine veya birbirlerine anlatmalarıdır. Yani inanç bilginin olmadığı yerde başlar. Ve başladığı yerin bilgiye dönüşmesiyle inanç, başladığı yerde biter.

İnancın öncesi groteski olan anlamadır. Tamamen kişiseldir. Dünyayı, çevreyi ve yaşantısını anlama zihinde anlamlandırma çevreden yansıyanla, yaşantısını bitiştirme düşüncesidir. Groteski anlamalar çok uzun süreçlerin ürünüdür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kolektife ait mülkün uygulama olan gerçekliği karşısında, kolektife ait mülkü El mülkü saymayı, aklımız almayabilir. İnsanlar mülk sahipliğinden mülksüz lüke geçişi nasıl kabul eder? Bunun nedenlerini birçok yazılarımda saydım. Burada da bir iki tanesini belirteyim.

Bir kere kolektif yapı sistem öznelerinin tek tanıdığı yapı olmakla özelleştirmenin sisteme ne getirip ne götüreceği fikri çok kişinin aklında şekillenemiyordu. Özelleştiren söylemler bir çeşit basit oyun gibi geliyordu. Kolektif sistemin aksini tanımıyorlardı. Yeninin garip bir çekiciliği vardı.

İkinci olarak özelleştirme tamamen kişinin duygusuna ve bencilliğine hitap ediyor. “Herkes ölse bile sen ölmezsin” diyen amigdala bu kes de bu özelleştirme söylemi içinde kişinin iç sesi olarak “El ’in mal mülk vereceği kişilerin içinde ve en önünde sen olacaksın” diyordu iç sesin sahibine.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mülkünden pay vereceğini vaat eden El karşısında ahitçilere pay verilene kadar bir pay da verilse, beş pay da dağıtılsa; dağılana kadar herkesin şansı eşitti. İşte süreç gerçekleşene kadar herkes bu eşit şansa oynuyordu.

Tamahın, bencilliğe çağrının ve iç ses ile "sen pay sahibi olacaksın. En büyük pay sahibi olan şanslı kişi sensin" gibi beklentileri oluşan vaadin geciktikçe artan yoğunluğu kişilerde algı çarpılması ortaya koyuyordu. Algı yanılsaması El adamını El gibi görmelerine neden oluyordu.

Beklentiyi oluşan kişiyi (İbrahim-i-Nemrut-u) beklentinin kendisi gibi görüyorlardı. El gibi sanallık izafesi, Firavun gibi Yakup gibi somutluğa dönüp; beklenti, beklentiyi müjdeleyenle, beklentiyi mesaj kılanla somutun kendisine izafe oluyordu

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ki böylece kölelik ruhu ile köleler kurtuluşlu vaade iyice kapıldılar. Kurtuluşlu düşünce içinde iyice yoğruldular. Öyle ki ahitliler bu yoğrulma içinde köleliğe pek bir can atar köle ruha dönüşüyorlardı. Bu ruh hali ile salih kul olma derdine düşüyorlardı. Soylarının da köle olması telaşına düşürüyordular.

Soylarının köleleşme derdine düşen ruh hali ile bu eylem ve söylemleriyle köleliği kendilerine gayet olağan hale getiriyorlardı. Ahit anlayışı içinde çok ince kölelik taktikleri uygulanıyordu.

Bu tür sözler kutsal ahit içinde olan açık açık sözlerdi veya yorumlu sözlerdi. Atalarımız, kutsal bildikleri ahitler içinde ince taktiklerin olacağını akıllarına getirmiyorlardı. Kutsal söz söyleminin kendisi zaten kişileri düşünemez kılan etki ve büyüleme işiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yapı kolektif ve özgecil düşünüşleydi. Kamucu yarara ya da genel yarara göre düşünüp, özgecil davranışa göre beklenti oluşuyordu. Aksi muhal geliyordu. Oysa tekil olanın çoğulu, çoğul olanın tekili her zaman belirmeydı.

Yani paydaşlık özel oluşla, özel oluşlar paydaşlıkla beliren, birbrini tamamlayan; birbirinin boşluk alan devinmesini ortaya koyan. Brbirinin boşluk alan devinmesi üzerine akış olmanın kesikli süreklilik yasasıydı.

Eğer gidiş halindeyseniz gidiş süre boyutunca gelişe (dönüşe) kapalısınızdır. Tırmanış halindeyseniz tımanan uzay zaman boyunca inişe kaplaı olmakla tırmanma içinde iniş hayale dönüşür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

9

Artık şimdiden sonraya hile tuzak, illüzyon ve aldatma üzerinde KÂR etme olgusu vardı. Kar etmek için faiz vardı, rant vardı, kira vardı, komisyon vardı, aracılık vardı var oğlu vardı. Dinler tüccarlığı kutsayacaktı (karı kutsayacaktı). Dinler nir yanda ölçüyü yanlış tutmayın derken, kazancın onda dokuzu ticaret diye hileyi kutsayacaktı.

İşte para adamlığı yokken genelde dinlerin de sahibi olan Nemrut, İbrahim gibi mülk sahibi yöneten feodal toprak ağaları, çoban efendiler vardı. Dini anlayışlar da feodal toprak ağalarına göre adaleti mülkün temeli yapmıştılar.

Devamını Oku