Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

El kavgası; El’e karşı yeni bir El olma; El gibi mal mülk sahibi olmanın kavgasıydı. El dönemi içinde gelişmiş bir süreçti. Nasıl El, ilahi dönem içinde gelişmişse; tagutluk olan El kavgaları da (tagut ta) El dönem içinde ortaya çıkmıştı. Genelde El kavgası El’in, El ile ve El’in kendi inanıcıları arasındaki kavgaydı.

Şu farkla. El'in El olma (tagut olma) iddiası; İlahın El olma kavgası değildi. El'in de ilah olma kavgası değildi. Aksine El, ilaha benzememekle ortaya çıkmıştı. El bambaşka sürecin eşiği olmakla El; ne ilah gibi ortak kararları tanıyordu; ne ilah gibi ortak mülk sahipliğini tanıyordu. Tabii ki oligarşi içinde olan El, imparator olan El tarzları içindeki zıddına dönen süreçleri saymazsak.

Oysa tagut El dönemi içinde gelişmişti. El gibi El'e benzer olmanın kavgalarıydı. Tagutluk tıpkı El'in, ilahlara karşı koyduğu eylem gibi El de kendisi gibi olan diğer El çokluğu karşısında, her hangi bir El eylemine karşı olan, yeni bir El eylemiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kimse hemcinslerimize insan dememişti. Kimse de hemcinslerimize insan demiyordu. Hemcinslerimiz de hiç kimseye insan demeyecekti. Ne fiziğimiz insandı. Ne biyolojimize insan demek gerekmişti. Ne de şu karga; şu tilki; öyleyse şu da insan olsun denmişti. İnsanı ve insan olmayı bilmezsek insanız diye boy verir; insan olduğum için insan hakkım var diye ses veririz!

Kimse insan oldum diye bir paye taşımaz. Hayat bir paye ise, her can taşıyan bu payeye sahiptir. İnsan şunun şurasında ön ittifaklardan beri vardır. Ön ittifaklar öncesi yeryüzü, insan diye bir varlığı bilmedi. Tanımadı. Milyonlarca, yüz binlerce, on binlerce sene yeryüzü insansızdı.

Üç yüz bin senedir taşı yontan hemcinslerimiz vardı. Ama insan yoktu. İnsan olmak için önce hemcins olan totemi sosyal grupların, üreten ilişkiler bağlamında bir şeyler yapması gerekiyordu. Bir totem mesleği bilmekle üretim hareketi içinde olan totemi gruplar; bu üretim hareketi nedenle önce iletime olurla temas ettiler, sonra sürecin akışına göre ufak ufak biriken şartların olgularıyla bir araya geldiler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El, ön ittifakın insanını hep kulum diyerek ezecekti. İnsan demeyi pek istemeyecekti. İnsanlar da kulluk yapma yarışında da birbirini ezecekti. İnsanlar sorgulanamayan El söylemleri içinde; El’e gösterilen ibadetleri içinde artırma, azaltma yapamazdılar. Çünkü El takdiri üzerine takdir, yapılamaz. Böyle denmesine rağmen nafile ibadette hiç kimseye zarar gelmez diye ibadete (kulluğa) nafile zammı yaparlardı. Böylece El iradesi değiştirilirdi ama bu kulluk yarışı içinde olan kimin umurundaydı ki.

İnancılar isterlerse beş vakitle ritüeli, 40 rekât üzerine; beş yüz rekâtlı bir ibadete çevirip, nafile ibadet olmakla yapardı. Takdir üstüne takdir olmaz deyip te nafile ibadet yaptırmada hiçbir beis yoktu! Nafile olan ibadet takdir üzerine takdir sayılmazdı(!) Nafile ibadet içinde yarışan kişilerin ibadetleriyle birbirini ezmelerinde hiç bir sakınca görülmüyordu. Ne de olsa nafile ibadet te kulluk gösterisiydi. Kulluk gösterisi de sistem içinde istenen bir kölelikti.

El mantıklı yapı içindeki insan yeni kişiliğiyle; karşısındaki kişinin kendisi gibi (El gibi mal mülk iyeliğle) olmasına tahammül edemiyordu. El gibi oluş demek, özel mal mülk sahibi takdirle olan El gibi oluştu. İkinci bir bakış açısından El kavgalarına bakılınca da; El kavgaları içinde olanlar, özel mal-mülk edinici gayretler içinde olanlardı. Emeğe ve emek gücüne sahip çıkmak isteyen eylemlerin başını; daha yılan küçük iken ezmek isteyenlerdi. El kavgalı mantık “komşuda pişer komşuya düşer” mantığını üretmişti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Elbette bu git gel olgular içinde biçimlenişler de değişkendi. İletim hızı ve ulaşım tekniğindeki bir niceli değişme, bunu da değiştirecekti. Ama çoğu inşalar da kendi oluştukları dönemin özne nesnel iletilmeli ulaşım hızına bağlı olmakla donup kalabilirlerdi.

Tekrarla git gel olan eylemler adresli, pusula olur. Yine alışma veren durumlar kişiye güvede oluş rahatlığını verirle sevimli olur. Tekrarlar sevimli olduğu kadar da yinelenen alışmalar baskılı kutsallık basıncı da ortada kalkmaktadır. Tersine bir zıt hareketle sevimsiz; nefret edilir de olacaktı. Kulluğu ortaya koymak kadarda ters bir rüzgârla düzgüsü olana karşı isyan etme bilincini de ortaya koyacaktı.

Doğanın sevimli olmak, ya da sevimsiz olmak, alışkanlıklar üzerine hileler kurmak, hileleriyle bilinç geliştirmek gibi bir sorunu yoktur. Doğa, yasalara göre çelişir ve gelişir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Awram’ın, Nemrut’un, Firavun’un ulaşılmaz; akıl, sır ermez oluşuyla göğe göndermek istediği şey kuşkusuz ki kendi muktedir oluşlarının sınıf temsilcisi olan mana El'di. El tasımı batmıyordu. Kayıp olmuyordu. Hep kendilerini görüp gözeten bir kontrolün anlam olur baskı ve basıncıydı.

Gözü açılan kimi insanlar; koruyucu olan; efendinin olan El toprağını ve El iradesini belirten dikitlere; “bunlar eskinin masalı. Bunlar da bir put hareketi” diyordu. Yani irade kullanamaz bir sembolün size daha yakın olukla, size görünmemekle; sizi takip etmesi; eski atalar ruhu söylemli mana düşüncesinin hafızalarda olana uzanılmasıydı. Şimdiki yeni sürecin, buralara da çalışma zamanı gelmişti.

İnşa, giderek ihtiyaca göre maddi ve manevi ikamelerini oluşan bir şeydi. Herkesin El benzeri tarzla tagut olmak istediği bir ortamda; El tasımla olan semboller içinde batan Güneş, batan yıldız, batan Ay tasımı ile “ulaşılamaz olanın” görüngün egemen güçleri üzerinde eleştirel akıl yürütmenin de zamanı gelmişti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kendisine çapulu ya da ganimeti hak görüp; ganimet olan durumdan, kendisine bir pay isteyen El; iş yoksulun çapul ya da hırsızlığına geldi mi; adaletli kesilip, "El'in had hakkı (ceza verme hakkı)" var diyordu!

Günümüze kadar 35 bin El iradesi ve El öğretisinin ihdas edildiği söylenmektedir. İşte El'in El ile kavgası; her El'in kendi bölgesinden dışarıya doğru olmakla; uzun zaman içinde bu otuz beş bin El arasında olacaktı.

Bunların her biri bir bay erki inşalı döneme denk gelmenin El irade gücü olması çok kuvvetle olasıdır. Bunların her biri her bir yerde; bir ittifak içinde; ya da ittifakın yanı başında ittifaktan kopanlardı. İlahi sisteme karşı, özel mülkiyetçi köleci sistemi inşa ededen tekil iradelerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan, toplumsal ilişkisi nedenle (üreten ilişki ve ortaklaşan emek sahipliği gücü nedeniyle), özgür olmuştu. Özgür oluşunu ortaya koyan emeği ve emek gücüydü. Emeğini ve emek gücü sahipliğini; hem toplumsal güç yaptı. Hem de emeğini toplumsal güç ve toplumsal otorite oluşla inşa etmişti.

Toplumsal gücü ortaya koyduysanız; toplumsal güç bu oluşmanın kendilikten otoritesidir. Toplumsa güç kendisini oluşan her bir emeğe ve emek gücünün kendi üzerine; kendi etkimesi olur.

Toplumsal güç kendi üzerine kendi baskı ve basıncıdır. Üreten emek gücünüzle otorite üzerine etkisiniz. Üreten emek gücünüzün karşılığı olanlarla da siz toplumsal gücün etkisi altındasınız. Etkiniz ve etkilenmeniz sonuçta emek gücünüz nedenle kendi üzerinize, kendi etkinizdir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Köleci sistem içinde olup biten süreç durumları somutsa da, bunun anlaşılması pek somut değildi. Olup bitenler, El’den biliniyordu. Çünkü sistem El’indi ve El takdirli süreç olmakla; sürece yeni takdir yapacak olan da, El’di.

Olup biteni El’den bilmekle, siz düşünüp; siz karar verip; siz ön görülerde bulunamıyordunuz. Süreç sorunlarına ya El konuşacaktı. Ya da El sözcüleri olan apilular (peygamber ahlakçı düşünce insanları) konuşacaktılar. Yapı oligarşi yapı olmakla görünüm politeisti (pagan) yapıydı. Hangi El’in, Hangi El sözcüsünün ne konuştuğu pek anlaşılmıyordu. Bu nedenle kişiler politeisti yapı içinde hangi El’e tabi olunacağını da bilememekle yeni inancını tam bilememekle, imanı bir seçmezlik ilkesi içindeydi.

Herkese göre farklı işleyen süreç, birçok El’e göre olukla bilinemeyenleri ile doludur. Herkese göre olmamakla; kişilere göre sevda olmanın da birçok bilinmezlerini içeriyordu. Her biri birçok kişiye göre birçok olmakla süreç; bu nedenle daha çok karmaşıktı. Süreç karmaşık olmakla anlaşılması da bir o kadar zordu. Bu zorluğu yaşamanın düşünce sonucu da yorgun düşme olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kafa putu düşünmesi içinde olunan durumlar tıpkı türbana özgürlük, türbana demokrasi, türban dini bir inanç ve insan hakkıdır, demesi gibidir. Bu tarz düşünce putları sistemi her zaman enfekte eder. Parlamenter mantığa direnirler. Tıpkı diktatörlüğün demokrasiye direnmesi gibidirler.

Türban ortaçağ koşulları içindeki durumuyla güncelin El başlangıç koşullarına irca edilmesini simge etmekle, egemenliğin ve iradenin kullanılması bağlamında tekelciliğe bürünmüştür. Bu nedenle daima diktatörlüğün kullanımına yol olmuştur. Ağız söylemi içinde güzel güzel başka şeyi ifade eder gibi olmasıyla, hep diktatörlük değirmenine su taşırlar.

Kafa putu olucu durumlar diktatörlük ve inanıcı simgeler gibi zihniyetle her ortam içinde boy veririler. Diktatörlük ve inanıcı simge gibisinden olan türlü dirençlerin her biri El mantığı olan şartları, kendi zamanları içinde olan durumların ilişki bağıntısıyla hafıza ederler. Bu hafıza El zihniyetli oluştur. Tartışılmayan tekil ve keyfi irade kullanılmasından yana olmaktır Bunlardan biri fiili temsilciliktir. Diğeri ikincisi o imleci güdüleyen inandırıcılık zihniyetidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çelişki şuydu. Yeni olanı eskiye göre anlıyordunuz. Bu durum yeni olanı, eski bilinene göre tarif eden anlama oluşuyla; doğru bir süreç iken; eski olan yeni olanın kontur ve boyutlarıyla bire bir örtüşemez. Kişi yeni olanı eskiye göre, kırpar. Yeni üzerinde, eskiye göre olan kırpmalar nedeniyle yeni olan eski olana göre olur. Ve yeni olan eski olana göre anlaşılmaz da olur.

Yeni olandan eski olana göre yapılan örtüşmez olanın kırpmalarıyla yeni olan; eskiye göre kayıplar verir. İşte bu kayıplar nedenle yeni olanın eskiye; eski olanın da yeniye karşı dirençleri artar. Eski olan da bu dirence karşı, kendi kafa putunu koyması ile yeniye direnir. Oysa örtüşmez noktalar fark edilip; fark kavrandığında yeni bilinç ortaya çıkacaktı.

Şeyler elbet bir referans nokta kıyasıyla anlaşılır. Referans noktaları da daha öncesinden bilinen deyimlerdir. Yeni olan eski ile örtüştürülür. Örtüştürülen kıyaslama içinde önce olanda sonraki olana doğru bir anlam geçişli değişme ve yansımalar olur. Sonra olandan da, önceki olan arasında örtüşen kısımlarıyla birlikte bir anlam geçişli değişme ve yansımalar olur.

Devamını Oku