Ey utanmaz, ey arlanmaz
ey kendini dağlardan büyük sanan adam,
sen kimsin ki kürt kadının onuruna dil uzatırsın?
Sabır kapıları aşmam için bana verilen bi hediye,
Kullanamadım, koşmam gerek farkındayım, bense oturup sigara yaktım
Kum saati her seferinde döndürdüm sensizlik ölümdü sevgilim ölümdü
Ölümden'de kaçış yoktu bunu bilirdim sevgilim
Düşüncemden seni almak istediler bırakmadım
Verdiğim gül kopardıgım güllerden sonuncusuydu
Sabret gönül…
Bu dar zaman, bu ağır yük, bu sessiz çığlık
Bir gün mutlaka hafifler.
Birikir içimizde taş gibi sözler,
Söyleyemeyiz…
Yutkunuruz…
Bülbüle bak bülbüle
Konmuş kırmızı güle
Ağıt türküler yakar
Benim gibi birine
Saçları sarı sarı
Duydum ki…
Safiye Sultan hastalanmış.
Bir fısıltı dolaşıyor sokak aralarında,
kimi “Sultan” diyor,
kimi “Samyeli”…
Kerbela’da zulme karşı durmuşsun
Hak yolunda baş koyup can vermişsin
Mazluma umut olup yürümüşsün
Şah İmam Hüseyin aşkın rehberi
Şah İmam Hüseyin hakka zaferi
Dost bildiğin nice hançer vuruyor
Yüze gülen herkes yâr mı sandınız
Kimi kuru lafla meydan kuruyor
Her bağıran yiğit er mi sandınız
Kara duman çökmüş gönül dağına
Sara düştü karanlık bir yoldaydı
Derman bulmak için umut dolaydı
Onun bakışı Allah'a ayandı
O yılmadı hep güçlü kaldı Sara
Kadın dedin mi,
yollanmış şarap gibi olmalı,
kırk yıl bekleyecek kadar asil.
Kadın dediğin mahzende bekleyen bir sırdır
vakti gelmeyen her yudum insana zehirdir
Dört kollu sandala bindim Allah’ım
Günah sevabımla sana geldim ben
Geride her şeyi koydum Allah’ım
Gözümde yaşlarla sana geldim ben
Ağladım sessizce yüreğim yandı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!