İzmit; körfezin ebedi tahtına kurulmuş,
Bahtı kara kendi güzeller güzeli şehrim.
Efsunlu ufukları gün batımı,
Dudaklarını kızıl renge boyamış.
Şuh endamı coşkulu gecelerde,
Aşıkların hoyrat ellerinde hırpalanmış!
İzmit ve sen; Efsunlu güzeli bu gizemli şehrin
Sen varsın her köşesinde anbean
Her hâlin tavrınla ikliminde
Ne zaman baksam gece ve gündüzünde
Her sokak başında sen varsın.
Dört mevsim çiçek açarsın; ellerin hanımeli,
Kadınlar buğday başağı zarafetinde;
Bahar yağmurlarıyla yeşerip,
rüzgârında nazla salınan kadınlar,
Yaz güneşinde yanık benizleri,
alınlarında boncuk boncuk ter
Zarif elleri fındık, mısır, çay hasadı zahmetinde
kimi zaman
bir savaşta can verirken insan
kimi zaman
anne karnında yaşar felaketi
bir çocuk
daha ne olduğunu anlamadan
kimler geldi gezdi bu sayfaları
hangi efsunlu gözler değdi bir an
durdu okudu mısraları
elâ mavi kahverengi kara gözler
ne gördü ne söyledi yürekleri
Cellâdına ram olmuş biteviye çığlıklar,
Bilmem kaçıncı devir biâdıdır ruhların.
Daha tımar olmamış kanarken bu yaralar,
Bitmek bilmez ihtiras aç kurdudur ruhların.
Zulmün kan damlayan kırbacı yüreklerde,
Görmedi cihan böyle mütefekkir bir edip
İstiklâlin ruhunu istikbale nakşeden
Geceyi gündüz gibi kalemi kılıç edip
İstiklâlin marşını milletine bahşeden
İstibdada muhalif terakkiydi hep yolu
Methini duydum güzel! Derler ki; benzerin yok.
Yayla oktur; hilâl kaş altında kirpiklerin
Bu nasıl güzelliktir? Dillerden düştüğün yok.
Meftunu oldum badem dilde tatlı sözlerin.
Soyca derler asildir yok kimseye minneti,
Günah cezbederken arsız hazzıyla,
Şeytan sofrasında beslenir ruhlar.
İnsan öfke saçar densiz tavrıyla,
Gıybet kazanında kaynaşır ruhlar.
Riya dışa vurur asıl niyeti,
Doyulmaz bir hayatın coşkulu heyecanıyla,
Nice mutlu yılları gönlünce yaşa gülüm.
Dilinde sevginin en güzel şarkısıyla,
Nice mutlu yılları gönlünce yaşa gülüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!