Dün ellerimde açan kar beyaz masum gülüm,
Sen sevdanın ateşi ben senden kalan külüm!
Ömrüme ömür katan dört mevsimin çiçeği,
Seninle her an güzel, sen varsan güler yüzüm.
İlkbaharsın bahçemde saçların sümbül kokar.
Her iki âleme açılırda nurlu iki pencere,
Gönül gözünle bir bak diğer âleme körsün.
Ruhun tutuşurda yakar seni mahşerinde,
Son pişmanlık ateşinin ardında kalan külsün.
Akıl ve nefsin kavgası bitmezse bedeninde,
Bakın şuna kaşı kara,
Nerden almış kimden kalmış?
Hem de bakın gözü kara,
Hesap sorun kimden kalmış?
Çok da inat hep dikine,
İzmit; körfezin ebedi tahtına kurulmuş,
Bahtı kara kendi güzeller güzeli şehrim.
Efsunlu ufukları gün batımı,
Dudaklarını kızıl renge boyamış.
Şuh endamı coşkulu gecelerde,
Aşıkların hoyrat ellerinde hırpalanmış!
İzmit ve sen; Efsunlu güzeli bu gizemli şehrin
Sen varsın her köşesinde anbean
Her hâlin tavrınla ikliminde
Ne zaman baksam gece ve gündüzünde
Her sokak başında sen varsın.
Dört mevsim çiçek açarsın; ellerin hanımeli,
Kadınlar buğday başağı zarafetinde;
Bahar yağmurlarıyla yeşerip,
rüzgârında nazla salınan kadınlar,
Yaz güneşinde yanık benizleri,
alınlarında boncuk boncuk ter
Zarif elleri fındık, mısır, çay hasadı zahmetinde
aynı ruh aynı bakış
bambaşka zarif bir beden
ne eksik kaldı nedir beni sana getiren
her defasında ruhum
bedenimi terk ederken
gerilen yay fırlayan ok
kimi zaman
bir savaşta can verirken insan
kimi zaman
anne karnında yaşar felaketi
bir çocuk
daha ne olduğunu anlamadan
Kimi ömründe yaşar her daim ilkbaharı,
Kimisi razı gelir yaşasa sonbaharı,
Kimi kış yüzü görmez deniz derya kapısı,
Kimisi kış olsun da keşke tütse bacası.
Kimi rızık peşinde önünde kurtlar sofrası,
kimler geldi gezdi bu sayfaları
hangi efsunlu gözler değdi bir an
durdu okudu mısraları
elâ mavi kahverengi kara gözler
ne gördü ne söyledi yürekleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!