Bir elimde kağıt kalem, diğerinde silgi
Şimdi söyle bakalım!
Bu defa ne yazayım?
Bir kaos habercisi,
Öfkenin yayından fırlayışı
Nefretin haykırışı,
Ey masmavi göklerin hür uçan kartalları!
Kor düştü yüreklere bu ne yaman kederdir!
Dar gelir yad ellerin amansız semaları,
Can evinden vurulduk gayrı matem vaktidir.
Göğü yırtan kanatla semalar meskeniniz,
Dün ellerimde açan kar beyaz masum gülüm,
Sen sevdanın ateşi ben senden kalan külüm!
Ömrüme ömür katan dört mevsimin çiçeği,
Seninle her an güzel, sen varsan güler yüzüm.
İlkbaharsın bahçemde saçların sümbül kokar.
İzmit; körfezin ebedi tahtına kurulmuş,
Bahtı kara kendi güzeller güzeli şehrim.
Efsunlu ufukları gün batımı,
Dudaklarını kızıl renge boyamış.
Şuh endamı coşkulu gecelerde,
Aşıkların hoyrat ellerinde hırpalanmış!
İzmit ve sen; Efsunlu güzeli bu gizemli şehrin
Sen varsın her köşesinde anbean
Her hâlin tavrınla ikliminde
Ne zaman baksam gece ve gündüzünde
Her sokak başında sen varsın.
Dört mevsim çiçek açarsın; ellerin hanımeli,
Kadınlar buğday başağı zarafetinde;
Bahar yağmurlarıyla yeşerip,
rüzgârında nazla salınan kadınlar,
Yaz güneşinde yanık benizleri,
alınlarında boncuk boncuk ter
Zarif elleri fındık, mısır, çay hasadı zahmetinde
kimler geldi gezdi bu sayfaları
hangi efsunlu gözler değdi bir an
durdu okudu mısraları
elâ mavi kahverengi kara gözler
ne gördü ne söyledi yürekleri
Görmedi cihan böyle mütefekkir bir edip
İstiklâlin ruhunu istikbale nakşeden
Geceyi gündüz gibi kalemi kılıç edip
İstiklâlin marşını milletine bahşeden
İstibdada muhalif terakkiydi hep yolu
Methini duydum güzel! Derler ki; benzerin yok.
Yayla oktur; hilâl kaş altında kirpiklerin
Bu nasıl güzelliktir? Dillerden düştüğün yok.
Meftunu oldum badem dilde tatlı sözlerin.
Soyca derler asildir yok kimseye minneti,
Yağmurlu bir gününde ıslanırken hayatın
Gizlenen duyguların hüznü gözde yaş olur.
Elin kolun bağlanmış kıskacında zamanın
Biçare suskunluğun hüznü gözde yaş olur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!