13. Bölüm
Otobüs perona yanaştığında karşısında Selim'i gördü. Boş gözlerle ona doğru bakıyordu. Çantasını alıp yanına yürüdü.
Selim zengin bir ailenin tek çocuğuydu. Doğuştan gelen ve akraba evliliği yüzünden iktidarsızdı. Birçok özel doktora tedavi için gitmiş olsalar bile hastalığı geçmemiş ve tedavisi mümkün değildi. Elvan ile bu konuyu paylaştığında Elvan çok şaşırmış ve ne demek istediğini tam anlamamıştı. Elvan’dan tek istediği yanında olması ve ona eşlik etmesi, bunun karşılığı olarak yurtdışında okuması için tüm imkânlarını seferber edebileceğini söylemesiydi. Elvan’ın benim sevdiğim birisi var sözlerine, git konuş sevdiğin adamla anlat her şeyi birlikte okuyalım. Okul bitip dönünce yine kavuşursunuz olmuştu. Maddi durumu çokta iyi olmayan Elvan böyle bir teklife önce çok şaşırıp hayır demiş olsa bile, daha sonraları aklına yatmıştı. Bu yüzden sevdiği adamın yanına gidip 3 günlük güzel bir tatil ve birliktelik yaşamak için yanına gitmeye ve orada her şeyi Taner'e anlatmaya karar vermişti.
14. Bölüm
Günler günleri, aylar ayları kovalayıp geçiyordu. Taner eski yaşantısına dönmek için uğraş veriyor, Elvan’ı unutmaya çalışıyordu. İşinde yüksekmiş, satın alma müdürü olmuştu. Çalıştığı şirket birçok alanda faaliyet gösteren saygın bir firmaydı. Bu yüzden işleri epeyce yoğun oluyordu. Bütün yan kuruluşların gelir ve giderlerini takip işi Taner'in sorumluluğundaydı. İşini severek yapıyordu.
Akşamları iş çıkışı evine dönerken alışverişini yapıp evine giriyor, bir kaç kadeh rakı içip evde bilgisayarın başında vakit geçiriyordu. Önceleri arkadaş grubuyla dışarıya gezmeye çıkmayı çok severdi ama artık bundan keyif almaz olmuştu. İçine kapanık ve içsel dünyasında yaşamak daha huzur verici geliyordu.
15. Bölüm
Taner işyerinden çıkıp yolda yürümeye başlamıştı. O an aklına Sevda'ya telefon açmak geldi. Aradı.
Merhaba Sevda
-Merhaba Taner
Yeni güne gözlerini açtığında; dün geceden kalma içindeki coşkusu, yerini düşüncelere bırakmıştı. Elvan geliyorum demişti ve beraberinde bir sürü cevaplaması gereken sorularla... Yatağından kalkıp üzerini değiştirdikten sonra işe gitmek için yola koyuldu. İşyerine vardığında kendisini işlere tam veremiyor, hatta bir kaç işini yanlış yaptığını yardımcıları uyarınca anlayabilmişti.
Öğleden sonra işim var diyerek işyerinden erken ayrıldı. Sokağa çıktığında bir taksi çevirip doğru evine gitti. Evine gelip içeriye girdiğinde, gözleri yine etrafta kamera aradı ama göremedi. Şimdi Elvan beni izliyor mu? diye düşündü. Masanın başına geçip bilgisayarında dünden gelen mesajı yeniden okudu. İçinde bir köşelerde heyecanı yaşarken, diğer yanı Elvan bunca zaman sonra neden geliyor aradan bir buçuk yıl geçmişti. Hiç arayıp sormamış ve bir e-mail ile kafasını allak bullak etmişti. Üstüne üstelik birde onu canlı izliyordu. Etrafına bakınıp, beni şuan görüyorsun bunu hissediyorum ve geldiğinde sana soracağım çok sorular var canımın güzeli dedi. Kanepeye uzanıp yeni güne uyanmak üzere gözlerini kapadı.
—Canımın delisi geleceğim yanına ve sana her şeyi anlatacağım. Şuan sesini duyuyorum ama sen beni duyamazsın. Her şey çok güzel olacak dedi onu izleyen Elvan çok uzaklardan kendi kendisiyle konuşurken...
Sabah gözlerini açtığında işe geç kalmış, telefonu birkaç kere çalmış olmasına rağmen duymamıştı. İşyerinden aramışlardı. Aceleyle üzerini değiştirip dışarıya fırladı. Yolda giderken işyerini arayıp durumunu izah etti. Bugün nasıl geçecekti. Yarın Elvan geliyordu. Aklında bir sürü soru ve işyerinde onu bekleyen onca iş vardı. İşyerine vardığında öğlen olmuştu. Tüm gücüyle işlerini yapmaya koyuldu. Akşamın nasıl olduğunu anlamamıştı bile, işten çıkmadan birkaç gün işten izin almak için yöneticisinin odasına uğradı. İznini almış ve şimdi dışarıdaydı. Yolda dalgın bir şekilde yürüyordu. Elvan aklından çıkmıyor ve yarın şehrine, buluştukları eve geliyordu. Yüzünde istem dışı bir gülümseme oluştu. Son zamanlarda kendini tanımaz bir halde yaşıyor, Elvan’a böylesine kızgınken yinede ona kıyamıyordu. Kendi kendine onu gördüğünde bağırıp çağıracağına dair sözler veriyor sonrası düşününce bunu yapamayacağının farkına varıyordu. Kafasında bir sürü düşünceyle yürürken evinin yolunun yarısını yürüyerek gelmişti. Çok yürümekten olsa gerek yorulmuştu. Yoldan geçen bir taksiyi durdurup evine gitti.
Katları çıkarken Sevda’nın kapısını yeniden çaldı. Sevda yine evde yoktu. Telefon açmak istedi ama sonra vazgeçip evine çıkıp içeriye girdi. Evde dünden kalma masanın üzerindeki malzemeler duruyordu. Üzerini değiştirip, evdeki dağınıklığı toplamaya başladı. Uzun zaman olmuştu evini temizlemeye gelen bayanı çağırmamıştı. İzin dönüşü ilk işim bu olsun diye bir kâğıda not yazıp buzdolabının üzerine yapıştırdı. Yatak odasına geçip ufak çantasına birkaç malzeme doldurmaya başladı. Aklına Elvan burada kaç gün kalacak sorusu geldi ve cevapsızdı. Sağa sola bakınıp son eksiklerini çantasına koyduktan sonra saatine baktı. Çok geç olmuştu. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamış ve doğru dürüst bir şeyde yapmamıştı. Birkaç gündür yatmadığı yatağına uzandı. Yorgundu düşünceleri hemen uykuya dalmasına neden oldu.
Sabah olmuş, erkenden uyanmıştı. Traşını olup, duş aldıktan sonra üzerini değiştirip, çantasını eline alarak evinden dışarıya çıktı. Büyük gün gelmişti. Hiç zaman kaybetmeden yoldan bir taksi çevirip adresi söyledi. Taksi hareket edip gitmeye başladığında düşünceleri hala yerinde değildi. Elvan’ın yanına gidiyordu ama karşılaştıklarında ne yapacağından emin değildi. Trafik boştu ve gideceği yere 45 dakikalık bir yolu vardı. Taksinin camından dışarıyı izlerken şehir akıp gidiyordu. Gözlerinin önüne Elvan’ı son hatırladığı hali düşüyordu. Acaba değiş miydi? Gözlerinin içi yine gülüyor muydu? Elleri sıcak mıydı? Diye düşünüp dururken, taksi şoförünün geldik beyefendi demesiyle kendine geldi. Taksi ücretini ödeyip, çantasını alıp arabadan aşağıya inip eve doğru yürümeye başladı.
Buluştukları evin yanına geldiğinde evin kapısını çaldı ama açan olmadı. Ev sahibinin bulunduğu yeri bildiği için direkt oraya yöneldi. Ev sahibi hiçbir şey söylemeden evin anahtarını kendisine teslim etmiş ve bu durum karşısında çok şaşırmıştı. Evin kapısını açıp içeriye girdiğinde, karşısında Elvan’ı göreceği için heyecanına yenik düşmekten korkuyordu. Kapıyı açıp içeriye girdi. Ev temizdi ve ortalıkta Elvan yoktu. Dışarıya çıkmış olduğunu düşünürken yüzü asılmıştı. Birazdan gelir diye iç geçirdi ve banyoya gidip elini yüzünü yıkayıp geldi. Salonun ortasında Elvan’la rakı sofrası kurdukları sehpanın üzerine bırakılmış bir zarf gözüne çarptı. Zarfın üzerinde canımın delisine yazıyordu. Zarfı açtığında kısa bir not ve içinde bir yolcu bileti duruyordu. Şaşırmıştı. Okumaya başladı. Mektupta;
Mevsim kıştı ve havalar soğumuştu. Gözlerini açtığında kan ter içindeydi. Kâbus görmüştü. Görmüş olduğu rüyanın etkisi öyle etkiliydi ki, uzun bir süre kendine gelemedi. Kendine geldikten sonra yatağından kalkıp duş almaya gitti. Hâlâ rüyanın etkisindeydi. Gördükleri gerçek olabilir miydi? Düşüncesi aklına yer etmişti. Duş alıp odaya döndüğünde, dün geceden hazırladığı çantasını alıp yanına koydu. Başı zonkluyordu. Bir kahve yapıp masanın başına geçip oturdu. İçine bir korku düşmüş ve bu korkunun tarif edilir bir yanı yoktu. İçi üşüyordu. Biran üzerini değişip hemen yola çıkmayı düşündü ama saat çok erkendi. Elvan mesajında akşam görüşeceğiz diye yazmıştı.
Kahvesini içip düşünürken kapısı çaldı. Birden telaşa kapıldı. Gelen kim olabilirdi diye düşünürken kapıya doğru yürüyüp açtığında; karşısında Sevda duruyordu.
Günaydın Taner
—Günaydın Sevda
Evin kapısına geldiğinde kapının tokmağına asılı kâğıdı gördü. Anahtar ev sahibindedir diye yazıyordu. Başından aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Dün gece gördüğü rüyanın gerçeğini şuan yaşıyordu. Aklından geriye dönmek geçti ama Sevda Elvan’ın şehre dün geldiğini ve onu heyecanla beklediğini söylemişti. Ev sahibinin evine doğru yürüyüp kapısını çaldı. Ev sahibi kapıyı açtığında; Elvan hanımın misafiri sizsiniz değil mi sorusuna sadece evet diyebildi. Buyurun anahtarınız diyerek başka kelime etmeden kapıyı kapattı. Ev sahibine Elvan Hanım nerede acaba diye soramamıştı bile…
Elinde anahtarı evin kapısına doğru yürüyüp, kapıyı açıp içeriye girdi. Evin içinde sağa sola bakındı boştu. Yatak odasına baktığında yerde duran seyahat çantalarını fark etti. Şimdi biraz daha rahatlamıştı. Elvan gelmişti. Salona doğru geçti. Salonun ortasında sehpanın üzerindeki küçük not kâğıdını gördü. Rüyasını yaşıyordu. İçinden lütfen rüya gerçek olmasın diye geçirip, kâğıdı alıp okudu. Not kâğıdında;
(Canımın delisi ben geldim. Kısa süreliğine dışarıya çıkmam gerekiyordu. Sen otur keyfine bak geleceğim. Özledim seni) yazıyordu.
Mutfak tezgâhına doğru yürüdü. Kendisine bir kahve hazırlayıp salonda daha önceden geldiklerinde oturduğu koltuğuna geçip oturdu. Camdan dışarıyı izliyor, elinde kahvesi ve birde sigarasını yakmıştı. Düşünüyordu. İçinde garip duygular birbirine geçmiş savaş veriyordu. Şuan Elvan kapıyı çalsa, kapıyı açtığında ne diyecekti. Saatler geçiyordu. Taner kahvesini bitirmiş peş peşe sigara içiyordu. Bir ara kalkıp buzdolabına bakıp içecek bir şeyler aradı ama sadece su vardı. Koltuğa tekrar geçip beklemeye koyuldu. Eve geleli uzunca zaman olmuştu ve Elvan hala ortalıkta yoktu. Eve geldiğinde karnı aç olabilir diye düşündü ama evde yemek yapacak malzemeler yoktu. Aklından Elvan geldiğinde telefonla dışarıdan bir şeyler sipariş ederiz diye geçirdi. Koltukta oturmaktan sıkılmış, salondaki kanepeye uzanmıştı. Boş gözlerle, hiçbir şey düşünmeden boş gözlerle tavana bakıyordu. Aradan ne kadar zaman geçtiğinden habersiz kanepede uyuyup kalmıştı.
2. Bölüm
Şehir kalabalıklaşmaya başlamıştı. İnsanlar evlerinden çıkıp bir telaşla işlerine gitmek için koşturuyordu. Trafik yoğunlaşıyor ve gürültü çoğalıyordu. Şehir içine giden servis aracını kaçırdıklarından, trafiğe takılmamak için toplu taşımaya yöneldiler… Birbirlerine kaçamak bakışlar atıp, aralarında konuşmadan yürüyorlardı. Metro istasyonuna vardıklarında, turnikelerden geçip yürümeye devam ettiler. İlk gelen yeraltı trenine binip yolculuklarının ilk adımını attılar. Metro içinde birbirlerine bakıp gülümsüyorlardı.
Kulağına eğilip hiç değişmemişsin Elvan dedi.
—Sende öyle diye cevabını aldı. Bakışıp gülümsediler…
Gün geceye kollarını açmış, dışarıda yağan yağmurun sesi ve evin içinde birbirlerine özlemle bakan iki yürek… Şimdi tüm bekleyişler sona ermiş, aradan geçen uzun zamanın özlemi konuşulur olmuştu. Elvan kanepede Taner’in yanına oturmuş onu izliyordu.
—Nerelerdeydin Elvan. Bunca zaman kaybolup gittin ve sonrası bir gün küçük bir mesajla çıkıp geldin. Anlatacağın çok şey olmalı, seni dinliyorum…
Gözleri dolan Elvan, Taner’e sarılıp öpmek istedi ama hiç beklemediği bir tepkiyle geriye doğru itildi. Başını önüne eğdi. Gözlerinin pınarlarına hâkim olamıyordu. “Her şeyi anlatacağım sana canımın delisi ama böyle soğuk davranma bana” diyebildi kısık ve ağlamaklı ses tonuyla… Ayağa kalkıp, mutfağa doğru yürüdü. Taner duruşunu hiç bozmadan onun gidişini izledi. Elvan bir yandan gözyaşlarını silip, bir yandan hazırladığı yemekleri tabağa koyuyordu. Taner dayanamayıp ayağa kalkıp yanına doğru yürüyüp Elvan’a yardım etmeye başladı. Hiç konuşmuyorlardı. Hazırladıkları tabakları salonun ortasındaki sehpanın üzerine yerleştirmeye başladılar. Tüm tabaklar taşındıktan sonra Taner koltuğa geçip oturdu. Elvan buzdolabından rakı şişesini çıkartıp getirdi. Kadehleri doldururken Taner onu izliyordu. Şimdi tüm hazırlıklar tamamlanmış, Elvan karşı koltuğa geçip oturmuştu. Gözleri ağlamaktan kızarmış Taner’e bakıyordu. Taner sehpaya uzanıp rakı kadehini aldıktan sonra Elvan’a doğru uzattı; diğer kadehi havaya kaldırıp, “hoş geldin canımın güzeli, güzelliğine” diyerek bir dikişte bitirip sehpaya geri bıraktı. Elvan şaşırmış, elindeki kadehteki rakısından yudumlamış Taner’i izliyordu. Taner ikinci kadehi de doldurup “güzelliğine” diyerek yarısına kadar içip sehpaya bıraktıktan sonra Elvan’a bakıp “şimdi konuşabiliriz” diye söylendi…
Gece hüzün dolu, gece yağmurlu, gece sessiz sedasız bir mutluluğu fısıldıyordu kulaklarına bu kadar ayrı kaldıktan sonra birbirlerine… Taner Elvan’a sarılmış kokusunu içine çekiyordu. Kulağına “bunları daha sonra konuşuruz. Bu gece daha fazla seni üzmek istemiyorum” diye fısıldadı. Elvan başı Taner’in göğsünde hiş ses etmeden başını salladı… Evde buluştuklarından buyana o kadar saat geçmişken, ilk kez bu kadar yakınlaşmışlardı. Birbirlerine bakıp öpüşmeye başladılar. Yılların verdiği özlem dudaklarından dökülüyordu. Uzun süre sarılıp, öpüşüp, koklaştılar sonrası Taner koltuğuna geçip kadehini kaldırıp “İyi ki geldin canımın güzeli” diyerek içti. Elvan kadehi eline alıp “iyi ki geldim canımın delisi” diye karşılık verdi.
Gecenin üzerinden sis perdeleri kalkmış, evin içine hoş bir sohbet yayılmıştı. Taner Elvan’ın yokluğunda işyerinde ki görev pozisyonunun değişmesini ve üzerine daha çok sorumluluklar getirdiğini anlatıyor, araya onu çok özlediği zamanlarda nasılda keyifsiz olduğunu katıyordu. Elvan sessizce Taner’in anlattıklarını dinliyor, gözlerini ondan ayırmıyordu. Uzun süre Taner konuştu kadehlerin birisi boşalıyor diğeri doluyordu. Saatler su gibi akıp geçmiş, farkına bile varmamışlardı. Taner birden Elvan’a “ne kadar burada kalacaksın” diye sordu. Elvan “bilmiyorum” diye karşılık verdi. Aralarında sessizlik oldu. Sessizlik rakılarının bittiğinin anlaşılmasıyla bozuldu.
Elvan Taner’e “çantamda bir kaç şişe daha var çıkartalım mı” diye sordu. Taner “bu gecelik yeter canımın güzeli ama onları çantandan çıkart istersen” diye cevap verdi. Hem artık şu sofrayı da toparlayalım geç oldu diyerek ayağa kalkıp masa üzerindeki eşyaları mutfak tezgâhına taşımaya başladılar. Birlikte sofrayı toparladıktan sonra Elvan tabaklarda kalan yiyeceklerden bazılarını buzdolabına yerleştirirken, kalanları çöp torbasına atıyordu. Taner “ben duşa giriyorum” diye seslendi. Elvan gülümsedi. Üzerindekileri çıkartıp duşa giren Taner yıkanıp çıktığında karşısında Elvan’ı çıplak hınzır bir bekleyişle buldu. Sarılmak istedi ama Elvan “bende duş alacağım beklemelisin” diye gülümseyerek yanından kaçıp banyoya girdi. Taner gülümseyerek yatak odasına geçmişti. Az sonra Elvan havluya sarılmış ayakta karşısına dikilmiş ona bakıyordu. “Seni çok özledim gel yanıma” diye konuştu Taner. Elvan sesini çıkarmadan yatağa girmiş ve Taner’e “bende seni” diyerek sarıldı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!