geciktiğimizin resmidir,
yıllar geçse de, bizi aynı sokaklara çıkaran...
evet, geciktik;
elimizde küçük şiirler,
boşalmayan şişeler kaldı...
Yalnızlığın getirdiği sessizlik
Akşamları düşürüyor gözlerinden
Şehrin karanlık sokaklarına
Kaldırımlar kimsesizliği saklarken
Yüzünde makyajın silmediği gizler
Seni senden kaçırdım
Dolu dolu bir aşkın kucağına
Yaşamaksa eğer alasını tatman için
Bitmez olduğunu kanıksatmak adına
Yaşadım dediklerin, sildiklerimdi
Hiç gitmesen yâda gitsen gelsen
Ben özlesem sen bilsen sevsen
Olmadı kavga etsek barışsak
Hatta ayrılıp yeniden kavuşsak
Ben şiir yazsam sen okusan
Sonra yine özlesek
Gelgit zamanların içinde gelip gitmeyenler
1-
Bugünlerde aklımın köşeleri çok karışık
Gelip geçenler oluyor ve
Öyle asil öyle dingin
Öyle kırılgan bir o kadar güçlü
Tüm zorluklara meydan okuyan yanı
Kendine ait olmayan topraklarda
Tek başınadır direnişi
Günler geçtikçe içimde büyüyorsun
Bir ezgi olup dudaklarımdan dökülen
Göğe yükselip uçuşan kuşlar gibi
Gelip yüreğime pike yapıyorsun
Bir yaprağın ömrü kadar solgun yüreğin
Gelirsen korkularından arınıp gel
Kendi içinde yaşayan, zararı kendine olanın yanına
Akrebin sıcaklığı, yılanın soğukluğu bedenime işlemişken
Düşüncelerinden sıyrılmış kabullenişin meyvesini yemeye gel
Hayat böylesine doluyken, ki dolu demem yorgunluğumdandır...
Bir sensizliği büyütüyorum
eski zamanların içinde kalmış günlerden
özledikçe iç geçirmek istediğim
Bir sensizliği öldürüyorum
yarınların içine sokulmayışlarınla
12. Bölüm
Gözlerini açtığında kendisini yabancı bir yerde; elleri, ayakları yatağa bağlı ve koluna serum şişesi takılı bir halde buldu. Hastanedeydi. Yatakta kıpırdamaya çalıştı ama başarılı olamadı. Dün geceyi düşünmeye çalıştı. En son Elvan’ın yolladığı e-maili okumuş ve sonrasını hatırlamıyordu. Buraya nasıl gelmiş olabilirdi diye düşünürken, kapı açılıp içeriye hemşire ve yanında gözüne yabancı gelmeyen genç bir bayan girdi.
Hemşire günaydın Taner Bey dedi.
—Günaydın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!