Sana yazmış olduğum şiirlerin birinde gideceğini hissetmiştim. Ben hissetmiştim yüreğim dinlememiş yazmaya devam etmişti. Aynı beden içinde yüreğim ve ben farklı hareket etmeye başlamıştık. Ben gidecek diyordum. Yüreğim kalmanı istiyordu.
Eksik yanımdın bunu biliyordun.
Ben sana hep zayıf yerimden yakalandım. Zafiyetimdin. İçimde silinmez izlerin vardı. Ne zaman konuşmaya kalksak, konuşmaya hep yenik başlıyordum. Biliyordum. Bir kelimenle yine senin galip geleceğini… Tüm cesaretimi toplayıp seninle konuşmaya karar verdiğim bir geceydi. İçimdekileri tüm çıplaklığıyla dökecektim. Olmadı. Sonu yok bunun hükümlerini serdin önüme ve yine sesimi kesmiştin. Başlamadan bir şeyin sonunu nasıl getirmeyi başarıyordun anlamış değilim. Şimdi sonu yok bunun dediğin aşkın, başı nerelerde; biz nerelerdeyiz. Bazen aklıma düşüyor hiç mi sevmedin? Sevdiysen bu korkular nedendi. Benim seni çok sevmiş olmam, tek başına yüreğimde duruyordu ve yüreğimin içinde sen ve sen gitmiştin… Çok şeyler paylaşmıştık, çok şeyleri şimdi kolayca tükettiğimizi görüyorum. Bundandır sürekli yazmaya çabalarım. Seni yazarken yaşatmaya, seni yaşatırken kendimi kanatmaya devam ediyorum. Benim için dünya sen ve seninle diye devam ediyordu…
Eksik yanımdın bunu biliyordun.
Tamamlamak için çaba harcamadığın boşluğunun içinde; sürüklenip gidişimi izleyişlerinle…
Sen kendinden kaçmaya çalıştıkça ben sana yakalanıyordum. Senden habersizce içimde kurguladığım binlerce kopuş senaryosundan hangisinin gerçeğe döneceğini bekliyordum. Bunun nasıl bir sancı olduğunu asla anlamayacaktın. Çünkü sen kaçmayı isteyen, ben, kaçma bende kalmanı istiyorum diyendim. Hiçbir zaman tamam seninim cevabını duyamayacağım bekleyişti bu. Ne zaman, nerden geleceği belli olmayan ve sadece senin iki dudağının arasına sıkışıp kalmış olanı bekleyişti. Böylesi bir bekleyişin sancısını sana nasıl izah edebilirim ki? Bildiğim tek şey, gittiğin zaman yaşamıyor olacağım. Sen yaşayacaksın. Ben yaşamadan seni yazacağım. Yüreğimi en son yüreğine defnetmiştim. Başım sağ olsun…
Artık nefes alamıyordum. Yaşadığım dünya ve getirdiği gerçeklerin elle tutulur bir yanı olmadığını gördükçe; kendi içsel dünyamın içine sürüklenişimi izliyordum. Nasıl bir gerçeğe dönmeliydim yönümü ve kurtuluş hangi mevsimlerin yasını tutuyordu. Böylesine boğulmuşluk hissi, kendimi tanımadığım yabancı kelimelerle süslü yazdıklarımın içine yuvarlandıkça; kurgusal düşlerimin hiç adil olmayan gerçeğe dönüşlerini görüyordum.
Kim kaçırdı geceyi gözlerinden
Akıp giderdi sözlerinle
Şimdisine yuvalanmış sökük
Dikiş tutmaz yanlarıyla yaşam
Hesapsız yarınlara düştüğüm
İnadına yaşanan suskunluk
Şiirle büyütüyorum kendimi
Şiirle dindiriyorum
En çokta içimde birikmişliği
Kusuyorum ak sayfalara
İçim acıyor içim yanıyor
Yazdıkça
Bir merhabanın eksikliğine uyanıyorsun
Ellerinde düne dair yaşanmışlıklar
Gözlerini zıpkınlayan yalnız yağmurlar
Sen kendi içinde başka bir boyuta geçiyorsun
En son şiirler yazılan gözlerinden geçilmişti
1-
Ne çok sözlerim vardı sana dair
Söylemeye çalıştıkça unuttuğum
Unuttukça kendi içimde konuştuğum
1-
Şiir güzel içinde sen
Kelimelerle dans ederken
Dalıp gitmişim
Sen yüreğimde eserken
1-
Sen hangi mevsimsin
Yüreğin güneş, gözlerin yağmurlu
Saçlarında bahar, ellerin ayaz
Hüznün dindiği gecenin canlı yüzüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!