Asırlardır ayaktasın.
Her mevsimde bir başkasın.
Gönlüm çekilir içine.
Kapılırım görkemine.
Yaprakla bezenip tempolar tuttun.
Henüz onaltı yaşımda,
Gençliğimin kavşağında,
Gerçeği arama yolunda…
Bir zeka ışıldadı yamacımda!
Yaradanın mı hediyesi? …
Doğum günümde, mutluluğumun doruğuna dikildin!
Canlarımız sessiz söyleşmelerde, huzur tokuşturdukça;
Aylarca inci beyazı gülen çiçeklerle,
Yuvamıza yaşam sevinci getirdin!
Bekliyorum umutlu bir kederle,
Biliyorum kızıl ufuktan girecek.
Geçmişte çekişen canların
Kat kat eleklerinde,
Yeşil cennete sırtını vermiş,
Rüya gibi bir köşk Küçüksu'da.
Gönüllere büyüsünü sermiş,
Muhteşem Boğaz odalarında.
Zengin yapısıyla pek görkemli.
Kim dermiş ki gençler duyarsız diye?
İhtiyaç duyulduğunda, umulmadık bir anda,
Saf verici yürekten, sessiz ve derinden,
Seferber olunur, sen hiç istemeden!
Kibrin, kırıntısı bile yok.
İndi geceye karanlık.
Buseler kondurdu şehre aydınlık.
Tarihle sevgili İstanbul kuytuları,
Yüreğini araladı yanık yanık.
Geçit verin ey köprüler!
Gözlerimiz değince,
Aşkımız akar ince ince.
Kaynaşan kıpırtılarda,
Heyecan nefes nefese.
İçten ne geçirilirse anlar.
Bir çiçeğe gözüm deyince...
Yüreğim duygulanır inceden ince...
Bazen güneş ışınlarıyla oynaşlı.
Bazen üzerinde, yağmurun elmas damlaları...
Seher vakti kuşatılır güzellikleri,
Gökyüzünde güneşin parlayan ışıkları...
Sene ikibinaltı, günlerden Yirmidokuz Marttı...
Derler ki, bir sonrakine “ellidört yıl sabır gerekli”!
Güneş tutkunu ayın, muradına ermesi!
Gözler kilitlenmiş masmavi derinliklere!
Şiir sayfama yaptığınız her ziyaret için binlerce kez teşekkürler.Duyarlı yüreğiniz var olsun efendim.En derin saygılarımla..