Bir kentin alnına sürülmüş pas bu,
bir kentin omzunda demirden kambur.
Sabahı ekmek kavgasıyla uyanıyor,
akşamı işçinin nasırlı avucunda kararıyor.
Ey Sakarya!
Kıyına yalnız su vurmaz,
çarkların gürültüsü vurur,
betonun açlığı vurur,
suskun bırakılmış meydanların
boğazına çöken karanlık vurur.
Bir tarafta göğe tırmanan kuleler,
camdan, çelikten, kibirden...
Bir tarafta
ekmeğini dörde bölüp
çocuğunun avucuna umut koymaya çalışan insanlar.
Soruyorum kardeşim..
Kaç seçim eskitti bu sokaklar?
Kaç vaat çürüdü
afişlerin yağmur yemiş yüzünde?
Kaç vicdan
koltukların gölgesinde sessizce terk edildi?
Ama bilinsin!
Toprak unutmaz.
Irmak unutmaz.
Nasır tutmuş eller unutmaz.
Çünkü doğruluk,
taşa kök salan yabani bir incirdir;
balyoz iner,
rüzgâr eser,
ateş dolaşır dallarında,
yine de yeşermeyi bilir.
Kirlenmiş sulara benzer siyaset;
içine düşen çok olur,
çıkabilen az.
Temiz kalmak,
yalnızca elini değil,
yüreğini de yıkamaktır
emeğin alnındaki terle.
Ey dost!
Mesele kir değil.
Mesele,
çamurun ortasında
bir çift sözün namusunu koruyabilmek.
Bir çocuğun gülüşünü,
bir annenin duasını,
bir emekçinin alın terini
oy pusulasından daha kıymetli sayabilmek.
Çünkü şehirler
betonla değil,
insanla ayakta kalır.
Ve bir gün,
en yüksek kürsüler değil,
en dürüst yürekler konuşacak.
Bir gün,
gürültü susacak,
alkışlar dinecek,
afişler solacak,
makamlar boşalacak.
Geriye,
rüzgâra karşı dimdik duran
bir avuç vicdan kalacak.
İşte o gün,
Sakarya'nın sokaklarında
yalnız insanlar yürümeyecek;
Ey Sakarya!
Artık aynı gömlek giyilmeyecek;
yenilenme gerek.
Eskimiş sözler değil,
yeni bir vicdan giymeli bu kent.
Pas tutmuş kapıları umut açmalı,
yarına yürüyen eller
kendi yolunu yeniden kurmalı.
Çünkü vakit,
eski defterleri çevirmek değil;
yeni bir sayfayı
hep birlikte yazma vaktidir.
Umut yürüyecek,
ekmek büyüyecek,
adalet kök salacak.
Ve halk,
yalnız alkışlayan değil,
yarını kuran elleriyle
kendi kaderini
yeniden yazacak.
İşte o zaman,
Sakarya'nın sokaklarında
yalnız insanlar değil,
onurlu bir gelecek yürüyecek.
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 23:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aynı Gömlek Giyilmeyecek Sakarya, güne yine aynı telaşla uyandı. Henüz güneş doğmamıştı. Şehrin sokakları, fırınlardan yükselen sıcak ekmek kokusuyla, servis bekleyen işçilerin sessizliği arasında ağır ağır nefes alıyordu. Bir köşede emekli Hasan Amca bastonuna yaslanmış çayını yudumluyor, karşı kaldırımda üniversiteyi bitirmiş olmasına rağmen iş bulamayan Murat, telefonundan yeni ilanlara bakıyordu. Biraz ileride pazarcı Ayşe Hanım, daha siftah yapmadan kasasındaki domatesleri tek tek düzeltiyordu. Şehir yaşıyordu ama gülmüyordu. Yıllardır aynı cümleler dolaşıyordu sokaklarda. "Biraz daha sabredin..." "Her şey daha güzel olacak..." "Bu kez farklı olacak..." Ama değişen yalnızca afişlerin yüzüydü. Meydanlara yeni pankartlar asılıyor, eski sözler yeni seslerle tekrar ediliyordu. Bir akşamüstü, Çark Deresi'nin kıyısında birkaç kişi toplandı. İçlerinden biri yüksekçe bir bankın üzerine çıktı. Elinde ne mikrofon vardı ne de arkasında büyük bir kalabalık. Sadece konuşmaya başladı. "Şehirler betonla büyümez," dedi. "Şehirler, birbirine güvenen insanların omzunda yükselir." Önce birkaç kişi durdu. Sonra birkaç kişi daha... Bir süre sonra konuşmayı dinleyenlerin sayısı arttı. Çünkü insanlar ilk defa vaat değil, kendilerini duyuyordu. Kalabalığın arasındaki yaşlı bir kadın sessizce başını salladı. "Doğru söylüyor..." diye mırıldandı. Murat cebindeki iş başvurularını unuttu. Hasan Amca bastonuna biraz daha sağlam bastı. Ayşe Hanım ertesi günün umuduyla tezgâhını topladı. Kimse mucize beklemiyordu. Kimse bir gecede değişecek bir şehir hayal etmiyordu. Ama herkes aynı şeyi hissediyordu. Artık aynı gömlek dar geliyordu. Sakarya'nın ihtiyacı yeni kaldırımlar değildi yalnızca. Yeni köprüler de değildi. En çok ihtiyaç duyduğu şey, birbirine yeniden güvenebilen insanların çoğalmasıydı. Çünkü şehirler binalarla değil, vicdanla ayakta kalırdı. O gün kimse seçim konuşmadı. Kimse parti konuşmadı. Kimse makam konuşmadı. Sadece çocukların rahatça gülebildiği, emekçinin alın terinin değer gördüğü, gençlerin geleceğini başka şehirlerde aramadığı bir Sakarya konuşuldu. Akşam çökerken meydan boşaldı. Fakat insanların yüreğinde yeni bir cümle kaldı. Bir cümle... Bir umut... Bir söz... "Artık aynı gömlek giyilmeyecek." Ve o söz, ertesi sabah güneşten önce uyandı. Belki değişim hemen gelmeyecekti. Belki yollar uzun, mücadele ağır olacaktı. Ama Sakarya ilk kez, korkunun değil umudun peşinden yürümeye karar vermişti. Çünkü her büyük değişim, önce bir insanın vicdanında başlar. Sonra bir mahallenin diline düşer. Sonra bir kentin kaderini değiştirir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!