Öyle de yaşanıyor hayat; böyle de...
Kimi para için dileniyor, kimi sevgi...
Biri kabının derdinde, diğeri kalbinin...
Boş geçene ağız dolusu sövüyor biri,
Diğeri aşkına dilenci...
Ata tecavüz edildi,
Avrat dayağı yedi,
Silahı taşıyan bel de,
Hani çay bardağından vazo yapar koyardın ya sen,
Çocuk ellerimle topladığım gelincikler yine açtı annem...
O eller şimdi masum değil, yıllar ne çabuk geçti annem...
İyisi mi sen yine tahtalara vur,
İstiyorsan eğer, bir de küfür savur...
Kaldır anasonlu kadehini;
ŞEREFİNE İSTANBUL..!
...zifir gecede rüzgara direnen bir mum kadar yakınsan karanlığa,
ıslığına melodi vermek için üfleyemezsin!
gitmek istersin, yedi tepenin yedisini de aşamadan gidemezsin...
Kalsan şehir çöker üstüne...
...
Ne ojeli tırnaklar, ne bal dudaklar,
Ne de ağdalı sözler...
İlla kî gözler, illa ki gözler...
Aşk her zaman yakınlardadır,
gözlerin uzaklarda aramasın...
Bulmak için zorlama kendini,
fısılda yeter, o seni bulsun...
Kaç kere ağladın hatırla,
Yalnızlıksa özgürlük...
aşk yoksa,
omzuna yaslanan saçları
okşamıyorsa ellerin,
bahçendeki mevsim kışsa,
ve donmuşsa dalında tüm kirazlar...
Güneşe alışık gözler geceye teslim,
Yüzüne yıldızların gölgesi düşmüş
Sözden öte geçmiş söylenecekler,
Şerefine İstanbul!
Oku..!
Ama bildiğini değil...
Dinle..!
Dinlemeden anlamak mümkün değil...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!