Rabbim…
Bir ben bilirim içimdeki fırtınayı,
Bir de Sen.
Herkese gülerken
Sana sessizce ağladım ben.
Keşke daha önce çıksaydın karşıma,
Daha az kırılırdı belki bu kalp, bu can, bu umut…
Seninle tanışmadan önce
Hayat eksikti…
Tamam gibi görünen eksik bir tabloydu
Ben hep gölgede kalmış bir çerçeveydim.
Bir Yaman Karaca geldi geçti,
Rüzgâr gibi esti, savurdu dertleri.
Bir türkünün nağmesinde saklı kaldı adı,
Bir dost muhabbetinde hâlâ yankılanır sesi.
Dünyadan gelip geçen nice insan gibi değil,
Karanlık çekilirken sokaklardan yavaşça,
Gecenin yorgun soluğu sinmiş masalara.
Bir çay daha demlenir içten, sessizce,
Sabahçı kahvesinde başlar hayat, usulca…
Köşede oturur bir amca, gazetesi sararmış,
Sadece “hoşçakal” dedik…
Son sözümüz bu oldu,
Ne bir sarılma tamdı,
Ne bir bakış doya doya doldu…
Gözlerimiz konuştu aslında,
Sevda dediniz, sözlerle kandırdınız,
Gözlerinizde umut, kalbinizde ihanet sakladınız.
Bir ömür diye açtığım deftere,
Üç günlük hevesleri yazıp çıktınız.
Sahte aşklara inandım ben,
Sen benim saklımsın, en derin yerimde,
Kimse bilmez seni, adını bile söylemem.
Gözlerime değdiğinde başka bakarım dünyaya,
Sen yoksan eksik kalır, her şey tam bile olsa.
Kalbimde bir köşe, sadece sana ait,
Seni çok özledim annem,
Sesini duymayalı mevsimler soldu.
Kokun rüzgârla gelir gibi bazen,
Ama sarılamam, elim boşlukta kaldı.
Bir yudum çay gibi,
Seni çok özledim babam,
Sesin çınlar hâlâ kulaklarımda.
Adım attığım her yolda,
Yol gösteren ışığımydın sen bana.
Gözlerin güven,
Seni ilk gördüğüm gün, zaman durdu sanki,
Gökyüzü sustu, rüzgâr bile hafifledi aniden.
Bir anlık bakışta bin yıl yaşadım içimde,
Kalbim, adını henüz bilmeden ezberledi seni.
Gözlerin, uzak bir yıldız gibi parlıyordu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!