Ne kadar sakit şu mezar taşları
Hepsi suskun, aynı yönde başları
Ne matem faydadır, ne göz yaşları
Bir daha geriye gelmeyecekler
Şu pabuç onundu, şu hırka, çorap
Bir sonbahar günü aylardan ekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Ne yâri çağırın nede bir hekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Yollayın ardımdan beni gülerek
Ardımdan kapıları kapattın da
Gönül kapısını mı aralık bıraktın
Bir umut ışığı sızıyor
Çiy düşmüş kalbimin sol köşesine
Beni hapsettiğin gönül zindanından
Demir kapıları bir açıp bir örtüp
Yağmur yağar araba farlarına
Sarıya döner birden ışıklar
Bir çöpçü yerleri saz çalar
Uzadıkça uzar bulvarlar
Duvarlar tehlikeli afiş
Biri yumruk biri çekiç
Sen benim düşunce suçumsun
Hiç çıkmamış af umudum
Yüreğimin verdiği açık ifadem
Müebbet sevmeye mahkumluğumsun
Sen benim faili meçhulüm
Gözlerin gözüme değince senin
Takatim tükenir, çekilir kanım
Cezbeye tutulur, titrer her yanım
Şifresi çözülmez büyü gibisin
Sarı saçlarının her teli bıçak
Bozkır'ın bir köyünde, şehir gibi yaşardık
Her günümüz bayramdı, ırmak gibi coşardık
Elimiz pantolonda, hem tutar hem koşardık
Geriye dönün desem, döner mi çocukluğum
Elimizde sapanlar, dere-tepe dolaştık
Bende mi gariplik, el de mi bilmem
Kendimce bir seven bulamadım ben
Ağlarım halime bir kere gülmem
Kendimce bir seven bulamadım ben
Hangisi aşkından deliye döndü
Bin yıl yaşayacak olsan da bile
Yine de kemale erecek yaşın
İpek gibi olup düşse de dile
Bir gün ağaracak senin de saçın
Kalbimi on iki hedefi yapmış
Artık bu son mektup son yazışımdır
Bütün satırlarım dertlerden yana
Gözümden dökülen son gözyaşımdır
Senle geçirdiğim güne elveda
Anılar geride mahzun kalmıştır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!