Ne kadar sakit şu mezar taşları
Hepsi suskun, aynı yönde başları
Ne matem faydadır, ne göz yaşları
Bir daha geriye gelmeyecekler
Şu pabuç onundu, şu hırka, çorap
Her sabah kalkınca güzel köyümü
Şöyle bir uzaktan göresim gelir
O ellerden esen sabah yelini
Uzun bir solukla çekesim gelir
Şimdi bahar yakın dereler asi
Ve gün uyandı bugün
Güneş uyandı
Anne uyandı,
Bebek uyandı
Yaşamaya sebep uyandı
Ve gün uyandı bugün
Ardımdan kapıları kapattın da
Gönül kapısını mı aralık bıraktın
Bir umut ışığı sızıyor
Çiy düşmüş kalbimin sol köşesine
Beni hapsettiğin gönül zindanından
Demir kapıları bir açıp bir örtüp
Bozkır'ın bir köyünde, şehir gibi yaşardık
Her günümüz bayramdı, ırmak gibi coşardık
Elimiz pantolonda, hem tutar hem koşardık
Geriye dönün desem, döner mi çocukluğum
Elimizde sapanlar, dere-tepe dolaştık
Gözlerin gözüme değince senin
Takatim tükenir, çekilir kanım
Cezbeye tutulur, titrer her yanım
Şifresi çözülmez büyü gibisin
Sarı saçlarının her teli bıçak
Bir sonbahar günü aylardan ekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Ne yâri çağırın nede bir hekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Yollayın ardımdan beni gülerek
Bin yıl yaşayacak olsan da bile
Yine de kemale erecek yaşın
İpek gibi olup düşse de dile
Bir gün ağaracak senin de saçın
Kalbimi on iki hedefi yapmış
Dertler biriktirdim senin ardından
Tek kazancım budur, hepsi zulada
Uyur uyanırım gözyaşlarıyla
Gördüğüm rüyanın hepsi sılada
Sokak lambaları benimle söner
Bir kasırga gibi yaşadık hayatı,
Neler devrildi, neler yenilendi..
Kırıklarımız oldu bir daha birleşmeyen,
Kavgalarımız oldu bir daha barışmayan
Ve bir gün, acıların ala şafağında,
Kan kızılında bulduk kendimizi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!