Her sabah kalkınca güzel köyümü
Şöyle bir uzaktan göresim gelir
O ellerden esen sabah yelini
Uzun bir solukla çekesim gelir
Şimdi bahar yakın dereler asi
Bir sonbahar günü aylardan ekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Ne yâri çağırın nede bir hekim
Ölmek istiyorum bir akşamüstü
Yollayın ardımdan beni gülerek
Ardımdan kapıları kapattın da
Gönül kapısını mı aralık bıraktın
Bir umut ışığı sızıyor
Çiy düşmüş kalbimin sol köşesine
Beni hapsettiğin gönül zindanından
Demir kapıları bir açıp bir örtüp
Gözlerin gözüme değince senin
Takatim tükenir, çekilir kanım
Cezbeye tutulur, titrer her yanım
Şifresi çözülmez büyü gibisin
Sarı saçlarının her teli bıçak
Bozkır'ın bir köyünde, şehir gibi yaşardık
Her günümüz bayramdı, ırmak gibi coşardık
Elimiz pantolonda, hem tutar hem koşardık
Geriye dönün desem, döner mi çocukluğum
Elimizde sapanlar, dere-tepe dolaştık
Diriler umut keserler
Gidip de gelmeyenlerden
Ölüler umut kesmezler
Bir gün geleceklerini bilirler
Bilmem hangi ay, hangi gündü
Sana yazdığım mektuplar
Bir çekmecede boynu büküktü
Öyle düşünceli kaldılar
Bir haziran akşamıydı sanki
Gece ve nem,
Bir kasırga gibi yaşadık hayatı,
Neler devrildi, neler yenilendi..
Kırıklarımız oldu bir daha birleşmeyen,
Kavgalarımız oldu bir daha barışmayan
Ve bir gün, acıların ala şafağında,
Kan kızılında bulduk kendimizi,
Bin yıl yaşayacak olsan da bile
Yine de kemale erecek yaşın
İpek gibi olup düşse de dile
Bir gün ağaracak senin de saçın
Kalbimi on iki hedefi yapmış
Dertler biriktirdim senin ardından
Tek kazancım budur, hepsi zulada
Uyur uyanırım gözyaşlarıyla
Gördüğüm rüyanın hepsi sılada
Sokak lambaları benimle söner




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!