Ve bir ilkbahar akşamı
Hazin minare sesleriyle
Sıla sancısı tutar
Tırmalanır, depreşir
Nasır tutan göğsümün sol yanı
Özlem bir baldıran dikeni mi sevdiğim
Bilmem ki ne oldu ne yaptı bana
Olur, olmaz şeyi böyle takarım
Kumanda ettiği gönül dünyama
Ne zaman dönecek diye bakarım
Her aşkın sonunda ayrılık varmış.
Seni sevdim diyen sözler yalanmış.
Verdiği o gülü hazandan çalmış.
Baharımsın diyen güzler yalanmış
Sırtıma sardığı sevda belası
Aşkının önünde şikâr olmuşum
Boş yere gönlüme kurşun sıkarsın
Gönül sarayıma hâkim olmuşsun
Bir misafir gibi girer çıkarsın
Bin türlü cefanı çekmedim mi ben
Ben ona mı kaldım demişsin bana
Seviyorum diyen dillere yazık
Duyunca kahrettim kendi dünyama
O gün sarıldığın kollara yazık
Gezdiğimiz yerler gözümde ırar
Onun yüreğinde sıcak bir yer var
Beni de oraya katar mı bilmem
Ondan başkasına gönül evim dar
Gönlü ikimize yeter mi bilmem
Bir maden işcisi rehavetindeyim
Göz kapaklarım ağır
Kulaklarım sağır
Yürüyorum karanlık bir tünelde
Ağır ağır..
Kapatın mecliste o ağzınızı
Burası Türk yurdu akıllı olun
Kolaydır çekmesi kulağınızı
Burası Türk yurdu akıllı olun
Ya da bu vatandan derhal defolun
Acılar denizindeyim;
Ayaklarımda hayatın ağırlığı
Acılar denizindeyim;
Ruhumda duyguların sağırlığı.
Çırpındıkça batıyorum dibe
Soluğum bitiyor gitgide
Nafile esip çaglama
Yelin seni adam etmez
Samimiyetsiz ağlama
Selin seni adam etmez
Bir servete konduralar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!