Dar günlere, zor günlere inat
Buğulu bir ekmeğin kokusu kadar sıcak
Maden işçileriydi hepsi, emeğe tutsak
Ve hasrettiler güneşe
Bir soğanı böler gibiydi emekleri
Yumruklaya yumruklaya
Oynaşarak kaçar tepeden güneş
Gün başını eğer akşam olunca
İvedi yükselir minareden ses
Gök kubbeye değer akşam olunca
Fabrikadan yorgun ayaklar çıkar
Bırakıp da beni gittiğin günü
Seni hatırlarım bahar gelince
Gösterince dağlar güzel yüzünü
Seni hatırlarım bahar gelince
Dağlara serpince gül, laleleri
Bir bulut içinde saklı dururmuş
Dallarımı kıran dolu ayrılık
Bir meyve vermeden nasıl kurumuş
Budanmış gönlümün kolu ayrılık
Geri dönmez artık o eski günler
Gönül giyemezsin sen bu esvabı
Bir çulun üstünde çıplak yatarsın
Dikenli yollarda bir tek çorabı
Bulamaz her şeyi bir gün satarsın
Bir zehri bal diye kendine sundun
Ömrümün son günü gelse de bile
Sende bilemezsin benim kadrimi
Kalbimi söküp de versem nafile
Sende bilemezsin benim kadrimi
Eline dikenler batsa duyarım
Bilmem hangi ay, hangi gündü
Sana yazdığım mektuplar
Bir çekmecede boynu büküktü
Öyle düşünceli kaldılar
Bir haziran akşamıydı sanki
Gece ve nem,
Yağmur yağar araba farlarına
Sarıya döner birden ışıklar
Bir çöpçü yerleri saz çalar
Uzadıkça uzar bulvarlar
Duvarlar tehlikeli afiş
Biri yumruk biri çekiç
Diriler umut keserler
Gidip de gelmeyenlerden
Ölüler umut kesmezler
Bir gün geleceklerini bilirler
Sen benim düşunce suçumsun
Hiç çıkmamış af umudum
Yüreğimin verdiği açık ifadem
Müebbet sevmeye mahkumluğumsun
Sen benim faili meçhulüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!