Gül, hep gül,
Öyle gül ki, kıskansın seni gül
Dağılsın bakışlarımdaki hüzün
Kızarsın pembe yanakların, yüzün
Gül hadi bir gül.
Bir aşk mahkemesi, üç parmak izi
Aşkıma bir kanıt bulmak mı gerek
Neden mahkûm ettik birbirimizi
Ebedi zindana koymak mı gerek.
Sen hiç duymadın mı kavil senettir
Seni seviyorum deyip yüzüme
Tutkulu bir aşkla bakma istersen
Sonsuz bir sevgiyle böyle gözüme
Dikip çivi gibi çakma istersen
Ne sevdim diyorsun ne seviyorsun
İki tren gibi ömür yolunda
Bir anlık yan yana durup da gittik
Biz iki yabancı olduk sonunda
Başka peronlarda paslanıp bittik
Herkes bir şeyini unutup gitti
Bir gün tüm geçmişi hatırlamazsam
Sebebi ne diye kendine bir sor
Halime ardımdan dönüp bakarsan
Sebebi ne diye kendine bir sor
Ardından bir ağıt yakarsan aşkın
İçimde bir ses var duyamıyorum
Sanki bana yıldın diyecek gibi
Artık bu dünyayı sevemiyorum
Sanki bana öldün! ! diyecek gibi
Kaç bahar bekledim onu boşuna
Bilmem hangi semtte, hangi mahalle
Kimse bilmez onun gizli izleri
Geçtiği yollarda bir tutam gülle
Beklesem nafile, görmez gözleri
Bazen bir kelamı katıkla yenmez
Koşturdum peşinden bir ömür boyu
Herşeyi anladım fakat geç kaldım
Benden saklasan da sevmiştin onu
Herşeyi anladım fakat geç kaldım
Sonunda bu aşkı bitirecektin
Kudurdu hasmından ikiyüzlü garp
Kâh kalleşlik yaptı, kâh işkence, darp
Sular çalkalandı, yakındadır harp
Uyan ey milletim bunlar oyundur
Avrupa dediğin büyük haindir
Dar günlere, zor günlere inat
Buğulu bir ekmeğin kokusu kadar sıcak
Maden işçileriydi hepsi, emeğe tutsak
Ve hasrettiler güneşe
Bir soğanı böler gibiydi emekleri
Yumruklaya yumruklaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!