Nesini diyeyim benim efendim
Tükenmiş dilimin sözü kalmamış.
Bozulmuş mayamız, yıkılmış bendim
Değişmiş insanlar, özü kalmamış
Bol kese olsun da talandan gelsin
Karaköy'de bir işçi
On beşinde emekçi
Çalışan beyni gibi
Çırak elektrikçi
Karaköy'de bir isçi;
Kastamonulu bir yiğit
Fakir dostu Karaoğlan
Adı Mustafa Ecevit
Fakir dostu Karaoğlan
Babam köy çocuğu derdi
Şu yalan dünyadan murat almadım
Kara toprak senden gayrı dostum yok
Sen gibi kimseden vefa bulmadım
Kara toprak senden gayri dostum yok
Gezdim de dünyayı ben bucak bucak
İğne ilaç diyor hekim
Azrail’le kardeş miyim?
Bu dünya ne güzel lakin
Azrail’le kardeş miyim?
Duman çökmüş koyağına, başına
Karlı dağlar derdin mi var ben gibi
Sükut düşmüş ceylanına, kuşuna
Karlı dağlar derdin mi var ben gibi
Viran olmuş üzüm veren bağların
Ve bir kasım sabahı...
Tan yeri sıyrılır siyahtan
Bir kızıl bayrağa boyanır dünya
Geç kalmış sesler gelir sokaktan
Ayağında kırk dört numara
Ucu demirli bir çizme
Kavuşacağız bir gün kavuşacağız
Hiç olmadık, hiç ummadık bir yerde
İkimizin de gözleri dolacak
İki gözümüz iki ırmak olacak
Kavuşacağız bir gün kavuşacağız
Seni üstünde o siyah hırkan
Kaybettiğim benliğimi ararken
Yad ellerde buluverdim kendimi
Herkes muhabbetle duvar örerken
Poyraz estim yıkıverdim bendimi
Kısa değil ta ahiret vaktine
Çoban bile olmamışken davara
Kel Osman’ı muhtar etti bu seçim
Sevincinden çıktı yüksek duvara
Nutuk çekti, ihtar etti bu seçim
Osman'ım böyleydi bildi bileli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!