Bu dünya, zalimlerin dünyası,
Elem, keder, gariplere cabası,
Mutlu olmak, mazlumların duası,
Göster artık adaletin, YARATAN.
Geçmişin izini taşıyordu saçımdaki aklar,
Hatıralar bir bir silmişti dizlerimdeki feri.
Artık durulmuştu gönlüm;
sonbaharda sararan yapraklar gibi
düşmeye zaman kolluyordu umarsız.
Yorgun yüreğim gözlerime yansımıştı,
Hali vakti yerindedir, grantuvalet,
İçinde kalmamış hiç zerre merhamet
Ona göre parada, var bir alamet
Gözlerini hırs bürümüş, yobaz beyinin.
Fikri neyse zikride, her zaman odur,
Yollarım tozludur, herkes göremez,
Çekemezsin dedim yâr, inanmadın mı ?
Bu yola benimle, herkes giremez ,
Gelme dedim sana yâr, inanmadın mı?
Bir hırka, bir lokma yeterken bana ,
Bir onmaza düştüm, geçti yıllarım,
Ne gençliğim koydu, ne de hayatım,
Ayn’ıma düştü de , garip savaşım,
Güldürmedi zalim, /yorgun yıllarım.
Günlerden geceydi.
Sözde her yer zemheri karanlık.
Karanlıkta bir ışık.
Ay doğdu yüreğime ,
Yüreğim Ay'a aşık.
Yıldızlar yoldaşı olmuş,
Dertlerimi bölüp un-ufak etsem,
Yedi verenler gibi binler büyüyor,
Olmaz olsun felek, ağın örüpte,
Karşıma geçipte kıs kıs gülüyor.
Derdimi dökmeye yâr bulamadım,
Su göğe çıktı,
bulut yere düştü.
Ruh bedene daldı,
beden ruha döndü.
Ağaç tohuma verdi,
tohum filize döndü.
Niye doğduk bilmem artık,
Bu keşmekeş içine,
Hainler başa çıkmış,
Çok gidiyor gücüme.
Dağlara taşlara açtım sırrımı
Verme dosta sırrı, çek git dediler
Aradım da buldum dost kervanını
Yolumuz çok uzun, dön git dediler
Sabır taşı olmam gerekir imiş




-
Haydar Güner
Tüm YorumlarSevgili Aydan Güner Özdemir,
Şiirleriniz, içsel bir yürüyüşün, yürekle dokunulmuş sözcüklerinin izlerini taşıyor. Her dize, bir suskunluğun sesi, her mısra bir zamanın tanığı gibi. Duygularınızı kalemle değil, doğrudan yüreğinizle yazdığınız belli.
Ne var ki, burası –maalesef– "yazan çok ...