Saygı;
İnsanın insana, hayvana, doğaya karşı koruduğu içsel bir seviye, ince bir çizgidir.
Ne kimseye yüksekten bakmak, ne de kendini yok saymaktır.
Saygı; farkında olmaktır, haddini bilmektir.
Sessizdir… Ama varlığıyla huzur verir, yokluğuyla her şeyi bozar.
Tende, canda bir can oldum,
Melek idim, insan oldum,
Aşka geldim, ayan oldum,
Sır’ra yakın ziyan oldum.
Turnam derdim baştan aşar,
Küpe koysam dipten taşar
Dağı, taşı hepten sarar,
Selam var mı, söyle Turnam.
Yolum belli, taşlı tozlu,
(S)us pus olmuş, de ataşta
(O)rtaya karışık kahvemsi bir şey
(N)edir bu telaş sevdiğim
(G)eç mi kaldın ki hayata
(Ü)stelik yer gök karardı bir anda
(L)azımsın bana, bırak telaşı hayra .
Yolun yılan gibi dolanır gider,
Ekinlerin boy vermiş gözümde tüter,
Çepni'in yeli hep bir başka eser,
Yaktın yüreğimi canım Kırşehir.
Bağrı yanıkları toprağın besler,
Çocukluğuma gittim nedense.
O kadar tozlu, puslu yollardı ki...
Çok zaman geçmiş, belli ki.
Sanırım çok yaş aldım.
Oysa ki hâlâ kıvırcık saçlarımı savuruyorum
Unut gitsin…
Geçen giden o günleri,
Masumca sevişleri,
Mutlu sandığım beni…
Unut gitsin…
Bak, dünya yanıyor; hâlâ susan var.
Ormanlar kül oldu; hâlâ duran var.
Havayı boğdular, deniz kan ağlar...
Utansın insanlık, görmüyor musun?
Ol yüreğim dara düştü,
Ataş oldu, hara düştü,
Zemheride yola düştü,
Var git gönül, git işine.
Analar ağladı, yandı ocaklar,
Bayrak için yere, düştü çocuklar,
Al kana boyandı, bütün topraklar,
Düşünmeden can verdi, Vatan uğruna.
Koltuğu uğruna savaş güdene,




-
Haydar Güner
Tüm YorumlarSevgili Aydan Güner Özdemir,
Şiirleriniz, içsel bir yürüyüşün, yürekle dokunulmuş sözcüklerinin izlerini taşıyor. Her dize, bir suskunluğun sesi, her mısra bir zamanın tanığı gibi. Duygularınızı kalemle değil, doğrudan yüreğinizle yazdığınız belli.
Ne var ki, burası –maalesef– "yazan çok ...