Sonsuzlukta Birleşme
Yeraltı, ev, yol, şehir…
Hepsi aynı yere çıktı: Sana.
Aşk: Acıyı, yalnızlığı, sabrı, umudu getirdi
ve sonra hepsini birleştirdi.
Evren sustu.
Zaman durdu.
Kalbim konuştu:
“Sevgi, insanın sonsuzluğa attığı imzadır.”
Ve o anda anladım:
Bütün felsefeler bitecek,
bütün kitaplar kapanacak,
bütün insanlar unutulacak.
Ama bir aşk kalacak.
O aşk,
karanlıktan geçecek,
yalnızlıktan geçecek,
zamandan geçecek,
hayattan geçecek.
Ve sonsuzluğa ulaşacak.
Çünkü insan ölür,
zaman biter, dünya yıkılır
ama gerçek aşk asla ölmez.
Aşk
ŞEHİR
Akşam oldu.
Şehir ışıkları yandı,
kahveler doldu
ve insanlar evlerine döndü.
Ben sokakta yürüyordum;
kalbimde sen vardın.
Bir şiir düştü içime:
Bir insan seni severse
gece biraz daha aydınlık olur.
Bir insan seni severse
dünya biraz daha yaşanır hâle gelir.
Ben seni sevdim.
Şehir değişti,
zaman yumuşadı
ve hayat biraz daha güzel oldu.
Çünkü aşk,
insanın dünyaya yazdığı en güzel cümledir
Aşk
YOL
Doğa yürüyüşü deyip, bir kır yoluna çıktım.
Toprak sessizdi, rüzgâr yavaş,
gökyüzü sonsuzdu.
Hayatın bütün karmaşası arkada kalmıştı.
Bir köylü tarlada çalışıyordu;
elleri toprak, yüzü kaderdi.
Bana baktı ve dedi ki:
“Sevgi, insanın Tanrı’ya yürüyüşüdür.”
Yol uzundu
ama kalbim artık korkmuyordu.
Çünkü anladım:
İnsan sevdiği zaman yalnız kalmaz;
evren onunla yürür.
Ve sevgi,
zamanın bile yenemediği tek şeydir.
Aşk
BEKLEME
Bir sabah uyandım;
hayatım dar bir koridora dönüşmüştü.
Kapılar kapalı,
pencereler kilitli ve çıkış yoktu.
Elimde bir dosya vardı:
Bekleyen Kalp.
Bekledim.
Zaman geçti,
şehir değişti,
insanlar yaşlandı
ama bekleyiş bitmedi.
Çünkü bazı aşklar
hiç başlamadan sonsuz olur.
Ve ben,
senin gelmeyeceğini bilerek
seni sevmeye devam ettim.
Aşk
İTİRAF
Gece, vücudumun üzerine ağır bir kapı gibi kapandı.
Karanlık içime doldu.
Suçum: Seni sevmek.
İnsan neden sever diye düşündüm,
belki kendini affetmek için,
belki Tanrı’ya yaklaşmak için,
belki de acıyı anlamlandırmak için.
Karanlığın içinden bir ses geldi:
“İnsan, sevdiği kadar suçludur.”
Ve ben sustum.
Çünkü seni sevmek,
bir günah değil,
bir itiraftı.
Aşk
Bir Gün...
Bir gün,
bütün kitaplar kapandığında,
bütün yıldızlar söndüğünde,
bütün zamanlar bittiğinde
evren sadece şunu söyleyecek:
“Nasıl oldu da insan,
bu kadar güzel bir aşkı yaşayabildi?”
Ve gelecek cevap verecek:
“Çünkü o, sevmekten vazgeçmedi.”
Bir köprüye çıktım;
altından zaman akıyordu.
Suya baktım.
Kendi yüzümü aradım
ama bulamadım.
Çünkü insan,
çok sevdiği zaman
kendi yüzünü kaybeder.
Ve o zaman hayat,
bir bekleyişin anatomisine dönüşür:
Kalp umut,
zaman yara,
hatıra kan,
aşk sessizlik olur.
Aşk
Sen gelmesen bile,
zaman dursa bile,
evren yorulsa bile
aşk devam edecek.
Sessiz, derin, görünmez.
Bir kalpte,
bir hatırada,
bir bekleyişte.
Ve o bekleyişin adı
yine sen olacaksın.
Aşk
Yalnızlığın Tiyatrosu
Sabah oldu;
dünya saçma bir tiyatro sahnesine dönüştü.
İnsanlar konuşuyor ama anlam yok,
sokaklar yürüyor ama yön yok,
hayat akıyor ama sebep yok.
Bir masaya oturdum;
önümde kalın bir dosya:
Aşk Başvuru Formu.
Sorular garipti:
Sevgiye ne kadar dayanabilirsiniz?
Yalnızlığa ne kadar katlanabilirsiniz?
Bekleyiş süresi: Sonsuzluk olabilir mi?
Cevap verdim: Evet.
Memur güldü:
“Bu kadar ciddi olmayın,
aşk zaten trajik bir şakadır.”
O anda anladım;
insan, sevdiği zaman
evrenin en absürd oyununa katılır.
Ve bu oyunda ödül yoktur,
sadece derinleşmek vardır.
Sen, bu oyunun tek gerçek cümlesiydin.
Aşk
Vicdanın Kuyusu
Gece, insan ruhunun en eski yarasıdır;
karanlık, hatıraların susmayı öğrendiği yerdir.
Orada, içimde derin bir kuyu açıldı.
Kuyunun dibinde yalnızlık değil,
kendimle karşılaşmanın korkusu vardı.
Bir taş attım kuyuya;
ses gelmedi.
Çünkü bazı derinlikler,
yankıyı bile reddeder.
Vicdanım konuştu:
“Sevgi, insanın kendine açtığı en tehlikeli kapıdır.”
Ve o kapıdan içeri sen girdin.
Artık ruhum,
kendi içimde sürgün edilmiş bir şehir gibi.
Acı, duvarlara yazılmış;
umut, kırık bir pencere gibi.
Ve ben,
kendi kalbimin yeraltında dolaşan bir mahkûmum.
Ama garip olan şu:
Bu mahkûmiyet, özgürlüğe benziyor.
Çünkü seni sevmek,
insanın kendi karanlığını kabul etmesidir.
Aşk
Absürd Bürokrasi ve Yalnızlığın Komedisi
Sabah oldu;
dünya saçma bir tiyatro sahnesine dönüştü.
İnsanlar konuşuyor ama anlam yok,
sokaklar yürüyor ama yön yok,
hayat akıyor ama sebep yok.
Bir masaya oturdum;
önümde kalın bir dosya:
Aşk Başvuru Formu.
Sorular garipti:
Sevgiye ne kadar dayanabilirsiniz?
Yalnızlığa ne kadar katlanabilirsiniz?
Bekleyiş süresi: sonsuzluk olabilir mi?
Cevap verdim:
Evet.
Memur güldü:
“Bu kadar ciddi olmayın,
aşk zaten trajik bir şakadır.”
O anda anladım;
insan, sevdiği zaman
evrenin en absürd oyununa katılır.
Ve bu oyunda ödül yoktur,
sadece derinleşmek vardır.
Sen,
bu oyunun tek gerçek cümlesiydin.
Aşk
İnsanlık, Merhamet ve Kader
Akşamüstü, bir taş köprüden geçtim.
Altında tarih akıyordu;
üstünde insanlar yürüyordu.
Yoksullar, işçiler, yalnızlar,
unutulmuş hayatlar…
Bir çocuk gülümsedi bana.
O gülüşte insanlık vardı,
acı vardı,
umut vardı.
O anda anladım:
Sevgi, sadece iki insan arasında değildir;
sevgi, insanlığın kendini kurtarma biçimidir.
Bir kadına baktım;
elleri yorgun ama gözleri dirençliydi.
Bir yaşlıya baktım;
yüzünde zamanın izleri vardı ama kalbinde merhamet.
Ve düşündüm:
Eğer insan sevebiliyorsa,
dünya hâlâ kurtulabilir.
Çünkü aşk,
merhametin en derin hâlidir.
Ve merhamet,
Tanrı’nın insanlara bıraktığı son mirastır.
Aşk
Sonsuzluk ve Şiirin Doğuşu
Gece tekrar geldi.
Şehir sustu.
Yıldızlar yandı.
Zaman yavaşladı.
Kalbim sessizce konuştu:
“Sevgi nedir?”
Evren cevap verdi:
“İnsanın sonsuzluğu anlama çabası.”
Zaman cevap verdi:
“Ölümü anlamlandırma biçimi.”
Hayat cevap verdi:
“Acıyı güzelliğe dönüştürme sanatı.”
Ve ben seni düşündüm.
Çünkü bütün cevaplar sende birleşiyordu.
Sen,
acı ile umudun ortasında duran bir şiirdin.
Sen,
yalnızlık ile sonsuzluk arasında kurulmuş bir köprüydün.
Sen,
insanın Tanrı’ya yazdığı en uzun mektuptun.
Sonunda bütün sesler sustu.
Dostoyevski’nin vicdanı,
Kafka’nın yalnızlığı,
Gorki’nin insanlığı,
Gogol’ün ironisi,
Hugo’nun merhameti,
Tolstoy’un kaderi,
Cemal Süreya’nın aşkı…
hepsi tek bir cümlede birleşti:
“Sevgi, insan ruhunun evrene bıraktığı en büyük izdir.”
Ve o iz,
zamandan uzun,
hayattan derin,
ölümden güçlü kaldı.
Çünkü aşk,
insanın sonsuzlukla yaptığı en dürüst anlaşmadır.
Aşk
Eğer insan sevebiliyorsa,
dünya hâlâ kurtulabilir.
Çünkü aşk,
merhametin en derin hâlidir.
Ve merhamet,
Tanrı’nın insanlara bıraktığı son mirastır.
Aşk
“Sevgi, insan bedeninin evrene bıraktığı en büyük izdir.”
Ve o iz,
zamandan uzun,
hayattan derin,
ölümden güçlü kaldı.
Çünkü aşk,
insanın sonsuzlukla yaptığı en dürüst anlaşmadır.
Aşk
Sonsuzluk ve Şiirin Doğuşu
Gece tekrar geldi. Şehir sustu.
Yıldızlar yandı. Zaman yavaşladı.
Kalbim sessizce konuştu: “Sevgi nedir?”
Evren cevap verdi:
“İnsanın sonsuzluğu anlama çabası.”
Zaman cevap verdi:
“Ölümü anlamlandırma biçimi.”
Hayat cevap verdi:
“Acıyı güzelliğe dönüştürme sanatı.”
Ve ben seni düşündüm.
Çünkü bütün cevaplar sende birleşiyordu.
Sen,
acı ile umudun ortasında duran bir şiirdin.
Sen,
yalnızlık ile sonsuzluk arasında kurulmuş bir köprüydün.
Sen,
insanın Tanrı’ya yazdığı en uzun mektuptun.
Sonunda bütün sesler sustu.
Vicdanım, yalnızlığım, insanlığım, ironilerim,
merhametim, kaderim ve aşkım…
hepsi tek bir cümlede birleşti:
“Sevgi, insan bedeninin evrene bıraktığı en büyük izdir.”
Ve o iz, zamandan uzun,
hayattan derin, ölümden güçlü kaldı.
Çünkü aşk, insanın sonsuzlukla yaptığı en dürüst anlaşmadır.
Aşk
Sonsuzluk ve Şiir
Gece tekrar geldi. Şehir sustu.
Yıldızlar yandı. Zaman yavaşladı.
Kalbim sessizce konuştu: “Sevgi nedir?”
Evren cevap verdi:
“İnsanın sonsuzluğu anlama çabası.”
Zaman cevap verdi:
“Ölümü anlamlandırma biçimi.”
Hayat cevap verdi:
“Acıyı güzelliğe dönüştürme sanatı.”
Ve ben seni düşündüm.
Çünkü bütün cevaplar sende birleşiyordu.
Sen,
acı ile umudun ortasında duran bir şiirdin.
Sen,
yalnızlık ile sonsuzluk arasında kurulmuş bir köprüydün.
Sen,
insanın Tanrı’ya yazdığı en uzun mektuptun.
Sonunda bütün sesler sustu.
Vicdan, yalnızlık, insanlık, ironi,
merhamet, kader ve aşk…
hepsi tek bir cümlede birleşti:
“Sevgi, insan bedeninin evrene bıraktığı en büyük izdir.”
Ve o iz, zamandan uzun,
hayattan derin, ölümden güçlü kaldı.
Çünkü aşk, insanın sonsuzlukla yaptığı en dürüst anlaşmadır.
Aşk
Aşk, insanın sonsuzlukla yaptığı en dürüst anlaşmadır.
Aşk
Aşk, insanın kendi sonsuzluğuna açtığı kapıdır.
Aşk
Aşk,
sadece iki insan arasında değil,
bütün insanlığın kalbinde dolaşan bir nefestir.
Ve o nefes,
dünyayı ayakta tutar.
Aşk
Gece yeniden indi.
Yıldızlar yandı,
zaman sustu
ve evren derin bir nefes aldı.
Kalbim sessizce sana döndü.
Çünkü bütün yollar,
bütün düşünceler,
bütün acılar
sana çıkıyordu.
Aşk
Sevgi, insanın evrene bıraktığı en dürüst imzadır.
Ve o imza,
zamanın üstüne yazıldı.
Artık dünya küçüktü,
hayat kısaydı
ama aşk büyüktü.
Çünkü sen vardın.
Ve senin varlığın,
felsefeden daha derin,
tarihten daha uzun,
ölümden daha güçlüydü.
Sonunda evren fısıldadı:
“İnsan, sevdiği kadar sonsuzdur.”
Ve zaman cevap verdi:
Gerçek aşk,
bütün yazarların susup kalacağı tek cümledir.
Ben sustum.
Aşk
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 22:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!