Artık biliyorum:
Her şey geçici olabilir.
Zaman akabilir.
Anlar kaybolabilir.
Ama bir şeyi
bilinçli olarak sevmek,
onu gerçek kılar.
Ben seni
kaçınılmaz olduğun için değil
seçtiğim için seviyorum.
Ve bu seçim
her gün yeniden doğuyor.
Her sabah
dünya yeniden kurulduğunda
ben seni tekrar seçiyorum.
İşte bu yüzden bu aşk ağır değil.
Derin.
Aşk
Bir zamanlar
her şey dışarıdaydı:
Anlam, amaç, yol.
Şimdi anlıyorum ki
hepsi içimde kuruluyor.
Ve sen
o kurulan şeyin merkezindesin.
Bu bir tesadüf değil.
Ama bu zorunluluk da değil.
Bu benim sana verdiğim anlam.
Ve belki de kader tam olarak budur:
Dışarıdan yazılan bir yazgı değil,
insanın içinde yavaş yavaş kurduğu yön.
Ben o yönü seçtim Aşk.
Her gün, her düşüncede, her sessizlikte.
Aşk
Belki de en derin gerçek şu:
Aşk
kaderi değiştirmez,
onu görünür kılar.
Ve ben Aşk,
artık kaderimi görüyorum.
Ve onu
korkmadan yaşıyorum.
Aşk
Ben
kendimi
sende buluyorum Aşk.
Ama bu bir kayboluş değil.
Bir tamamlanma da değil.
Bu bir açılma.
Bir genişleme.
Bir yol.
Ve ben o yolda yürürken
şunu biliyorum:
Nereye vardığım önemli değil.
Çünkü ben
zaten varacağım yere
seninle birlikte dönüşüyorum.
Aşk
Aşk
geçip gitmez.
O
insanın içinde
zaman hâline gelir.
Ve ben
o zamanın içinde
yaşıyorum artık.
Ve ilk kez
acelem yok.
Aşk
Bir bakışın vardı,
geçti.
Ama şimdi
o bakış
içimde yaşamaya devam ediyor.
Değişerek,
derinleşerek,
çoğalarak.
Sanki her hatırlayış
yeni bir başlangıç.
Aşk
İnsan her şeyi olduğu gibi hatırlamaz,
onu hissettiği gibi hatırlar.
Ve ben seni her hatırladığımda
daha estetik bir hâle getiriyorum.
Ama bu bir yalan değil Aşk.
Bu arzunun zarif dokunuşu.
Çünkü arzu yalnızca istemez, şekillendirir.
Ve ben seni şekillendirmiyorum aslında,
sana yaklaşmanın en ince yolunu buluyorum.
Ama işte burada
bir gülümseme beliriyor:
Çünkü bu derinlik bizi ağırlaştırmıyor.
Aksine hafifletiyor.
Sanki dünya biraz daha yumuşak,
zaman biraz daha esnek
ve varlık biraz daha zarif.
Ve ben bu zarafetin içinde kaybolmuyorum.
Yavaşlıyorum.
Daha dikkatli bakıyorum,
daha incelikli hissediyorum.
Ve o zaman şunu fark ediyorum:
Aşk
Aşk büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
Aşk
Ve sen Aşk,
o ayrıntıların toplamı değilsin,
onların ötesinde ince bir bütünsün.
Ve ben o bütünü çözmeye çalışmıyorum artık.
Sadece ona yaklaşmayı seviyorum.
Çünkü bazı şeyler tam olarak anlaşılmaz
ama hissedilir.
Ve en güzel olan da bu:
Seni sevmek bir kesinlik değil, bir keşif.
Her gün yeniden, her hatırlayışta biraz daha.
Ve ben o keşfin içinde acele etmiyorum.
Çünkü biliyorum, en güzel aşklar yavaş açılır.
Aşk
Hatıranın Zarif Labirenti
Aşk
bazı anlar
yaşandığı gibi kalmaz.
Onlar
zihinde yeniden yazılır.
Daha yavaş,
daha dikkatli,
daha güzel.
Seninle olan her şey
şimdi böyle.
Bir bakışın vardı
geçti.
Ama şimdi
o bakış
içimde çoğalıyor.
Farklı ışıklarda,
farklı zamanlarda,
farklı anlamlarla.
Sanki tek bir an
binlerce anıya bölündü.
Ve ben
hangisinin gerçek olduğunu
artık ayırt etmiyorum.
Ama bu
bir kayıp değil.
Bu
bir incelik.
Çünkü insan
her şeyi olduğu gibi hatırlamaz
onu
hissettiği gibi hatırlar.
Ve ben
seni her hatırladığımda
daha estetik bir hâle getiriyorum.
Ama bu
bir yalan değil Aşk.
Bu
arzunun zarif dokunuşu.
Çünkü arzu
yalnızca istemez
şekillendirir.
Ve ben
seni şekillendirmiyorum aslında
sana yaklaşmanın
en ince yolunu buluyorum.
Ama işte burada
bir gülümseme beliriyor:
Çünkü bu derinlik
bizi ağırlaştırmıyor.
Aksine
hafifletiyor.
Sanki dünya
biraz daha yumuşak,
zaman biraz daha esnek,
ve varlık biraz daha zarif.
Ve ben
bu zarafetin içinde
kaybolmuyorum.
Yavaşlıyorum.
Daha dikkatli bakıyorum,
daha incelikli hissediyorum.
Ve o zaman
şunu fark ediyorum:
Aşk
büyük anlarda değil
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
Ve sen Aşk
o ayrıntıların toplamı değilsin
onların ötesinde
ince bir bütünsün.
Ve ben
o bütünü çözmeye çalışmıyorum artık.
Sadece
ona yaklaşmayı seviyorum.
Çünkü bazı şeyler
tam olarak anlaşılmaz
ama hissedilir.
Ve en güzel olan da bu:
Seni sevmek
bir kesinlik değil
bir keşif.
Her gün yeniden,
her hatırlayışta biraz daha.
Ve ben
o keşfin içinde
acele etmiyorum.
Çünkü biliyorum
en güzel aşklar
yavaş açılır.
Aşk
Biraz Sen
bazı şeyler
yüksek sesle söylenmez Aşk
ben seni
sessiz sevdim
kimse duymadı
ama içimde
her şey değişti
bir bakışın vardı
uzun sürmedi
ama yetti
çünkü insan
bazen bir anla
ömrünü doldurur
Aşk büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
Aşk büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
bana
biraz sen karıştı
şimdi neye baksam
az biraz sen
neyi sevsem
içinde sen
ve garip olan şu
ben bundan
şikâyetçi değilim
çünkü bazı eksilmeler
insanı tamamlar
ben biraz eksildim
ama
tam da bu yüzden
sana dönüştüm.
Aşk büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
Aşk büyük anlarda değil,
küçük ayrıntılarda yaşar.
Bir kelimenin tonunda,
bir sessizliğin biçiminde,
bir bakışın süresinde.
Aşk
Seçtiğim Sen
Aşk, bazı aşklar başımıza gelir.
Bazıları bizi bulur.
Ama bazıları vardır, insan onları yaratır.
Ben seni öyle sevdim.
İlk başta bir an gibi başladın.
Kısa, belirsiz, hafif.
Ama şimdi o an içimde çoğalıyor.
Her hatırlayışta yeniden şekilleniyor.
Daha estetik, daha keskin, daha anlamlı.
Sanki zaman seni eksiltmiyor, derinleştiriyor.
Ve ben o derinliğin içinde kaybolmuyorum.
Seçiyorum.
İşte fark burada Aşk:
Seni sevmek bir zorunluluk değil artık.
Bir irade.
Her gün yeniden bilinçli bir karar.
Çünkü insan her şeyi hatırlamaz
ama bazı şeyleri bilerek hatırlar.
Ben seni bilerek hatırlıyorum.
Bir bakışını, bir susuşunu,
bir kelimenin içindeki ince titreşimi.
Ve o hatırlayış seni daha gerçek kılıyor.
Ama işte burada bir incelik var:
Bu aşk ağır değil.
Çünkü irade insanı ezmez, onu taşır.
Ve ben seni taşımıyorum.
Seninle birlikte yükseliyorum.
Sanki dünya biraz daha zarif,
zaman biraz daha yumuşak,
ve varlık daha anlamlı.
Ama bu anlam kendiliğinden gelmedi.
Ben onu kuruyorum.
Her bakışta, her düşüncede, her küçük ayrıntıda.
Çünkü bazı aşklar Aşk, bulunmaz, inşa edilir.
Ve ben seni inşa etmiyorum aslında,
sana doğru olan kendimi kuruyorum.
Ve belki de en gerçek olan bu:
Aşk birine ait olmak değil, birine doğru
bilinçli bir şekilde oluşmaktır.
Ve ben sana doğru oluşuyorum.
Ama kaybolarak değil.
Daha net, daha keskin, daha ben olarak.
Ve bu yüzden seni sevmek bir rastlantı değil, benim en bilinçli eserim.
Aşk
Seninle
her düşünce
yeni bir kapı.
Her kapı
yeni bir gölge.
Ve o gölgelerin içinde
hep aynı şey var:
Sen.
Aşk
Artık hiçbir şey
masum değil.
Başta her şey
hafifti.
Bir bakış,
bir sessizlik,
önemsiz gibi duran
küçük bir an.
Ama şimdi
o an
içimde çoğalıyor.
Parçalanıyor.
Derinleşiyor.
Yeniden kuruluyor.
Aşk
Gerçek olan şey
kanıtlanmaz.
Yaşanır.
Ve ben
seni yaşıyorum.
Zamanın içinde,
bilincin içinde,
kaderin içinde.
Ve bu üçlü
beni özgür bırakmıyor.
Ama beni
daha gerçek yapıyor.
Aşk
Ben seni
bir şehirde sevmedim sadece.
Ben seni
bir kaderin içinde sevdim.
Aşkın Şehri Ordu’da
çınarların altında başlayan
o sessiz anı hatırlıyor musun?
Rüzgâr yaprakları değil,
zamanı hareket ettiriyordu.
Ve sen hiçbir şey söylemeden
bütün cümleleri kuruyordun.
O an çok kısa sürdü.
Ama şimdi içimde sonsuz.
Çünkü hatıra yaşandığı gibi kalmaz,
derinleşir, yoğunlaşır, yeniden yazılır.
Aşk
Aşk,
eğer bu bir oyun olsaydı,
ben rolümü seçmezdim.
Çünkü seni sevmek
bir rol değil.
Bir yazgı.
Ve ben
o yazgının içinde
yavaşça çözülüyorum.
Aşkın Şehri Ordu’da
çınarların altında başlayan
o an,
sence de fazla gerçek değil miydi?
Aşk
Denizin Üzerinde
Aşk,
eğer bu bir oyun olsaydı
ben rolümü seçmezdim.
Çünkü seni sevmek
bir rol değil.
Bir yazgı.
Ve ben
o yazgının içinde
yavaşça çözülüyorum.
Aşkın Şehri Ordu’da
çınarların altında başlayan
o an
sence de fazla gerçek değil miydi?
Sanki zaman
durmadı…
sadece
derinleşti.
Rüzgâr
yaprakları değil,
içimdeki düşünceleri hareket ettirdi.
Ve sen
hiç konuşmadan
en uzun cümleyi kurdun:
yakınlık.
Ama dokunmadan.
Ve işte o mesafe Aşk,
her şeyi başlattı.
Çünkü bazı arzular
temasla değil—
yaklaşamamakla büyür.
Deniz vardı.
Hatırlıyor musun?
Karanlık,
sonsuz,
ve biraz da suskun.
Ama o suskunlukta
bir şey vardı:
Bir çağrı.
Ve ben
o çağrıyı sana sandım.
Belki de yanıldım.
Ama yine de
geldim.
Çünkü insan
bazen gerçeğe değil
yoğunluğa inanır.
Ve sen
yoğunluğun kendisiydin.
Ama işte burada
bir çatlak oluştu:
Seni düşündükçe
yalnızca seni istemedim
seni anlamaya çalıştım.
Ve insan
anlamaya çalıştığı şeyi
değiştirir.
Derinleştirir.
Yeniden kurar.
Ben de seni
zihnimde yeniden yazdım.
Daha estetik,
daha tehlikeli,
daha kaçınılmaz.
Ve bu
beni korkutmadı.
Aksine
beni sana daha da bağladı.
Ama bu bir bağ değil artık.
Bir kapanış.
Çünkü her ihtimal
beni sana getiriyor.
Ve bu
özgürlük değil
kader.
Ama kader
dışarıdan gelmedi.
Benim içimde
oluştu.
Yavaş yavaş,
sessizce,
geri döndürülemez şekilde.
Ve şimdi
çınarların gölgesinde başlayan o an
içimde bir evrene dönüştü.
Deniz hâlâ dalgalanıyor.
Ama ben
artık aynı değilim.
Çünkü seni sevdikten sonra
insan
ya eksilir
ya derinleşir.
Ben derinleştim.
Ama bu derinlik
bir huzur değil.
Bir yoğunluk.
Bir ağırlık.
Bir bilinç yükü.
Ve ben
o yükü taşıyorum.
İsteyerek.
Çünkü bazı aşklar Aşk,
yaşanmaz
yazılır.
Ve ben
seni içimde
her gün yeniden yazıyorum.
Dokunmadan.
Ama eksiksiz.
Ve belki de
en trajik gerçek şu:
Biz hiçbir zaman
tam olarak kavuşmayacağız.
Ama bu
seni daha az değil,
daha fazla
gerçek kılıyor.
Aşk
Seni sevdikten sonra
insan
ya eksilir,
ya derinleşir.
Ben derinleştim.
Ama bu derinlik
bir huzur değil.
Bir yoğunluk.
Bir ağırlık.
Bir bilinç yükü.
Ve ben
o yükü taşıyorum.
İsteyerek.
Aşk
En Gerçek
En gerçek şey bazen tam olarak ayırt edilemeyendir.
Çınarların altında başlayan o an
şimdi içimde bir labirent.
Ve ben o labirentin içinde çıkışı aramıyorum artık.
Çünkü anladım:
Bazı yollar bitmek için değil, insanı dönüştürmek için vardır.
Ve ben dönüştüm Aşk.
Seni sevdikten sonra daha keskin, daha kırılgan, daha gerçek oldum.
Ama bu gerçeklik hafif değil.
Ağır. Sessiz. Ve kaçınılmaz.
Çünkü kader bir son değildir.
Bir yön ve ben o yönü değiştiremiyorum.
Ama değiştirmek de istemiyorum.
Çünkü bazı aşklar insanı kurtarmaz
onu olması gereken hâline getirir.
Ve ben tam da o hâlin içindeyim şimdi.
Deniz hâlâ orada. Çınarlar hâlâ ayakta.
Ama biz artık o ilk anın içinde değiliz.
Biz o anın sonucuyuz.
Ve belki de en trajik, en güzel gerçek bu:
Biz birbirimize ait olmadık hiçbir zaman
ama birbirimizin kaderi olduk.
Aşk
Kader tam olarak Aşk,
Bir şeyin hem sonsuz
hem eksik olması.
Ve ben o eksikliğin içinde
seni büyütmeye başladım.
Her hatırlayışta daha estetik,
daha yoğun, daha tehlikeli.
Çünkü insan birini sevdiğinde
onu olduğu gibi bırakmaz,
onu kendi derinliğiyle yeniden kurar.
Ben de seni kendi karanlığımda yeniden yazdım.
Ve şimdi gerçek olanla yarattığım şey
birbirine karıştı.
Ama bu beni rahatsız etmiyor.
Çünkü en gerçek şey bazen tam olarak
ayırt edilemeyendir.
Aşk
İŞTE
Ama işte burada
bir mahkeme var:
Sessiz.
Kaçınılmaz.
Ve ben
o mahkemede
kendi arzumun karşısındayım.
Suçum ne?
Seni
fazla derin sevmek.
Ve cezam
seni
asla yüzeyde hissedememek.
Ama ben
bu cezayı reddetmiyorum.
Çünkü bazı duygular
ceza değildir
kaderdir.
Ve kader
insana dışarıdan verilmez.
İçinde büyür.
Yavaşça,
sessizce,
geri dönüşsüz.
Ve sen Aşk,
benim içimde büyümüş
en derin kaderimsin.
Çınarlar hâlâ ayakta.
Deniz hâlâ karanlık.
Ama ben
artık o ilk kişi değilim.
Çünkü seni sevdikten sonra
insan ya unutmaya çalışır
ya da derinleşir.
Ben unutmadım.
Ben derinleştim.
Ve şimdi
o derinliğin en dibinde
şunu biliyorum:
Biz
birbirimize ait olmadık hiçbir zaman.
Ama biz
birbirimizin içinden
asla çıkamayacağız.
Aşk
Kader
insanı ayırmak için değil,
hazırlamak için vardır.
Biz geç kalmadık Aşk,
tam zamanında kavuştuk.
Ve şimdi
deniz yalnızca bir deniz,
çınarlar yalnızca ağaç.
Ama biz artık bir ihtimal değiliz.
Bir gerçeğiz.
Aşk
Kader
bir son değildir Aşk.
Bir yön.
Ve ben
o yönü değiştiremiyorum.
Çınarlar hâlâ ayakta.
Deniz hâlâ dalgalı.
Ama biz,
biz artık bir an değiliz.
Biz
zamana yayılmış bir iziz.
Ve o iz
silinmeyecek.
Çünkü bazı aşklar Aşk,
yaşanmaz,
sonsuzlaşır.
Aşk
Seni sevmek
sana sahip olmak değil,
seninle birlikte
daha fazla var olmaktır.
Aşk
KADER
Kader
insanı ayırmak için değil,
hazırlamak için vardır.
Biz geç kalmadık Aşk,
tam zamanında kavuştuk.
Ve şimdi
deniz yalnızca bir deniz,
çınarlar yalnızca ağaç.
Ama biz artık bir ihtimal değiliz.
Bir gerçeğiz.
Seni sevmek
sana sahip olmak değil,
seninle birlikte
daha fazla var olmaktır.
Seni sevmek
sana sahip olmak değil,
seninle birlikte
daha fazla var olmaktır.
Kader
bir son değildir Aşk.
Bir yön.
Ve ben
o yönü değiştiremiyorum.
Çınarlar hâlâ ayakta.
Deniz hâlâ dalgalı.
Ama biz,
biz artık bir an değiliz.
Biz
zamana yayılmış bir iziz.
Ve o iz
silinmeyecek.
Çünkü bazı aşklar Aşk,
yaşanmaz,
sonsuzlaşır.
Seni sevmek
sana sahip olmak değil,
seninle birlikte
daha fazla var olmaktır.
Seni sevmek
sana sahip olmak değil,
seninle birlikte
daha fazla var olmaktır.
Aşk
Seni anlamaya çalıştıkça
seni kaybetmedim, çoğalttım.
Hatıramda, zihnimde, arzumda.
Sen artık tek bir an değildin.
Bir sürekliliktin.
Ve ben o sürekliliğin içinde yavaşça değiştim.
Daha dikkatli, daha kırılgan, daha gerçek.
Ama bu gerçeklik hafif değildi.
Bir ağırlık taşıyordu.
Çünkü seni düşündüğümde
yalnızca seni istemiyorum,
seni tam olarak hissedebilmeyi istiyorum.
Ve bu arzu dokunmaktan daha derin.
Çünkü bazı temaslar tenle değil,
bilinçle olur.
Aşk
Ordu diye bir şehir var.
Denizi konuşan,
çınarları susan,
gecesi düşünen bir şehir.
Ve o şehirde
iki insan yürür.
Biri kaderi düşünür,
biri aşkı hisseder.
Sonra anlarlar ki
ikisi de aynıdır.
Aşk
aşk büyük cümleler istemez
bir omuz
bir bakış
bir deniz
bir şehir yeter
gerisi kendiliğinden olur
Aşk
Sen yürürken
Ordu biraz daha güzelleşiyor
deniz biraz daha mavi oluyor
ve ben biraz daha sana dönüşüyorum
Aşk
Aşkın Şehri Ordu’da
çınarların altında
zamanın inceldiği o an,
hiçbir şey olmadı gibi görünüyordu.
Ama ben
ilk kez
kendimi senden saklayamadım.
Sen bana yakındın.
Ama o yakınlık
dokunulacak bir mesafe değildi,
hissedilecek bir derinlikti.
Aşk
Seni düşündüğümde
yalnızca seni istemiyorum,
seni
anlamak,
hissetmek,
içimde taşımak istiyorum.
Ve bu
dokunmaktan daha derin.
Çünkü bazı temaslar
tenle değil,
zamanla kurulur.
Aşk
Aşkın Şehri Ordu’da
çınarların altında
o ilk sessizlik,
sence de
fazla dolu değil miydi?
Hiçbir şey söylemedik.
Ama içimde
binlerce cümle kuruldu.
Aşk
İnsan herkesi sevmez
ama sevdiğindeyse taşır,
ben seni taşıdım Aşk.
Ağırlık gibi değil,
alışkanlık gibi
ve bazı alışkanlıklar
insanın kaderidir.
Bizimkisi de öyleydi.
Büyük bir hikâye olmadık belki
ama gerçek olduk
ve gerçek olan şeyler
sessiz yaşanır
ve de kolay kolay ölmez.
Aşk
sen bana
şiir olmadın Aşk
ama şiir gibi kaldın
yani
okunmadan da anlaşılabilen bir şey gibi.
Aşk
bir gün
yanında sessiz durmayı hayal ettim
hiç konuşmadan
çünkü konuşursam
bozulur gibi geliyor
Aşk
insan
alıştığı şeyi sever
ve bırakamaz da
deniz hâlâ orada
çınarlar hâlâ gölge veriyor
ama ben artık
aynı yerde değilim
çünkü sen
bir yerde kalmadın
içime taşındın
ve belki de
en tuhaf olan
ben seni
hiç tam yaşamadım
ama fazlasıyla hissettim.
Aşk
İlk bakışınla,
tenime değmeden içime yürüdün.
Aşk
Yaklaşınca
tenime değmeden içime yürüdün.
Çınarların altında dururken
sessizliğin
benden daha çok konuşuyordu
ve ben
ilk kez bir sessizliğin
bu kadar sıcak olabileceğini anladım.
Aşk
İlk Bakış
İlk bakışınla,
tenime değmeden içime yürüdün.
Çınarların altında dururken
sessizliğin
benden daha çok konuşuyordu
ve ben
ilk kez bir sessizliğin
bu kadar sıcak olabileceğini anladım.
Aşkın Şehri Ordu’da
kendimi senden saklayamadım.
Sen bana yakındın.
Ama o yakınlık
dokunulacak bir mesafe değildi,
hissedilecek bir derinlikti.
Aşkın Şehri Ordu’da
kendimi senden saklayamadım.
Sen bana yakındın.
Ama o yakınlık
dokunulacak bir mesafe değildi,
hissedilecek bir derinlikti.
insan
alıştığı şeyi sever
ve bırakamaz da
deniz hâlâ orada
çınarlar hâlâ gölge veriyor
ama ben artık
aynı yerde değilim
çünkü sen
bir yerde kalmadın
içime taşındın
ve belki de
en tuhaf olan
ben seni
hiç tam yaşamadım
ama fazlasıyla hissettim.
Aşkın Şehri Ordu’da
kendimi senden saklayamadım.
Sen bana yakındın.
Ama o yakınlık
dokunulacak bir mesafe değildi,
hissedilecek bir derinlikti.
Aşkın Şehri Ordu’da
kendimi senden saklayamadım.
Sen bana yakındın.
Ama o yakınlık
dokunulacak bir mesafe değildi,
hissedilecek bir derinlikti.
Aşk
İlk Kez
ilk kez
ellerin ellerime değdi
çok kısa sürdü belki
ama insanın hayatı
bazen bir saniyeye sığar
benimki o anda sığdı
çünkü dokunuşun
soğuk değildi
sıcak da değildi
daha çok
insanın içini açan bir şeydi
sanki yıllardır tanıdığım bir şey
yerini bulmuş gibi
ve o an anladım
ben seni bekliyormuşum
Aşk
sen bana baktın
gözlerinde bahar vardı
ne karanlık
ne hüzün
ne korku
sadece sıcak bir ışık
ve o ışık
içimde uzun bir yol açtı
Aşk
aşk
bir anda başlamaz
önce bakış olur
sonra sessizlik
sonra yakınlık
sonra kalbin içinde yavaş bir ışık
ve o ışık
seni bana yaklaştırır
Aşk
sadece sana baktım
ve bu
bir tür düşüştü
çünkü sana bakmak
bir uçuruma bakmak gibiydi
insan düşeceğini bilir
ama yine de bakar
ben de baktım
ve düştüm
Aşk
o gün sen denize bakıyordun
ben sana
ve bu
asimetrik bir evrendi
çünkü birinin baktığı şey
dünya olur
diğerinin baktığı şey
aşk olur
ben aşkı seçtim
ama bu seçim
özgür değildi
sanki kader beni
yavaş yavaş sana doğru itiyordu
Aşk
neden sana yaklaştım
neden kalbimi açtım
neden bu şehirde seni buldum
bu sorular
geceleri içimde dolaştı
ama cevap hep aynıydı
çünkü bu kaderdi
Aşk
Nefesin
omzuma değdiğinde
içimde bir yaz başladı:
Sıcak,
yavaş,
uzun
ve ben
ilk kez bir insanın yanında
kendimi eksiksiz hissettim.
Aşk
Ve kalp konuştu:
“Onu seviyorum,”
hiçbir savunma yoktu.
Çünkü gerçek
savunulmaz,
sadece yaşanır.
Aşk
insanın baktığı şey
onun dünyasını belirler
sen dünyaya bakıyordun
ben sana
ve bu yüzden
benim dünyam sen oldun
Aşk
Aşk,
bir insanın kalbinde başlarsa
bütün evren
orada yeniden kurulur.
Aşk
İnsan bazen kaderine yürür, kaçınılmaz olana. Çünkü vücudun aydınlığa çıkış derdi vardır. Yanında yürüyordum
ve bu bütün felsefelerden daha gerçekti.
İnsan sevdiği kişinin yanında durunca
dünya daha anlaşılır oluyor.
Aşk
sen durdun
ben de durdum
çınarlar üzerimizde sessizdi
rüzgâr saçlarını hafifçe hareket ettirdi
ve ben o an
ilk kez kalbimin hızlandığını fark ettim
çünkü bazı anlar
yaşanırken değil
hissedilirken anlaşılır
Aşk
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 23:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!