Şehrin sahte yüzüne isyanım var derinden,
Pederin yonttuğu o ahşap kutu aklımda.
Mektebe adım atan ufaklık hallerimle,
O samimi maziye hasretim tükenmiyor.
*
Çiçekler açtığında neşe saçan kırlarda,
Ilgaz'ın zirvesinde kuş saldığım anlar var.
Akşamın serinliği yuvaya varanların,
İneklerin saftirik çanını arıyorum.
*
Ergenlik çağlarında şölen akşamlarında,
Yüksek heveslerimiz barışçıl tiyatrolar.
Ateşin çevresinde kavalın tınısıyla,
Çıkarsızca birleşen dernekleri anarım.
*
Mahsulü kaldırdıkça fındıkları bölüşüp,
Yarenlerle yiyerek derlediğim anılar...
Çardakta omuz omuza vişne ezdiğimiz,
Şerbeti damladıkça tattığım o demlerim.
*
Tarım vakti gelende omuz veren insanlar,
Marazlar çöker iken şifa sunan komşular.
Kardeşin şefkat dolu bileğini sararken,
Kalleşçe ihaneti aklından geçirmeyen,
Ufakken nefes alan diyarımı ararım.
*
Şimdiki kalabalık sahteliğe batmışken,
Boyun eğen kitleye inatla dikilirim.
Modernite seline karşı duran taş gibi,
Geçmişin onuruyla aykırı bir canım ben.
*
Betonlaşmış kentlerin riyakar sokakları,
Ruhlardaki çürümüş boşluğu gizleyemez.
Eski mert insanları fısıldayan dilimle,
Sürüden koptuğum an hakikati bulurum.
*
Herkes aynılık için çırpınırken telaşla,
Ben o saf hatırayı sancağım yapıyorum.
Sistem denen dişliye uymamak niyetimdir,
Asırlık köklerimle düzeni bozuyorum.
Kayıt Tarihi : 22.06.2026 08:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!