Kırk yıllık bir sevdayla sevdim onu
Sanki kırk yıldır tanıyormuş gibi
Oysa yüzümün bilmediği gülüş
Aklımın hiç görmediği düştü
Belki de o yüzden aşka dönüştü...
Sevdim
gözlerime hayalini sürüp sürüp sevdim
benimle birlikte sustu geceler
sustu sabahlar yokluğunu
açmadım yine de
Bir bahar sabahı gibi sevmiştim seni
Ya da bir yaz akşamı
Ilık bir rüzgâr ruhumu sarar gibi
Açar gibi dünyanın tüm çiçekleri...
Sonra
Bir gün daha bitti
Bir gün daha...
Uzundu
Yorucuydu
Yine hasret doluydu
Mavi bir gecede bir bulutun yürümesine benzer yüreği
Yanı başında duran aya benzer, yıldıza benzer
Kar içinde yeşil taflan
Buz gibi olduğundan mı her yer
Bir cigara yakımlık gözleri sıcak bakar
Yeter ki kal de bana
Tüm gülüşlerimi toplar koşarım kollarına
Bin defa
Belki yüz bin defa
Koşulsuz sararım seni.
Bilseydim sana böyle aşık olmazdım
Bilseydim karşında bir kez durmazdım
Bilseydim sözlerin keskin bir bıçak
Tıkardım kulağımı sesini duymazdım...
saat akşam üstü bilmem kaçtı
direksiyon da bir el
arkasında hüznüyle baş başa
yorgun bir beden
yani ben...
caddeler ıssız, puslu ve karanlıktı
Yorma sevdiğimi yollar
O yolları gözleyip de zaten yorulan var
Yorulan var
Gün gün yokluğunu sayıp
Kirpiğine tükenmeyen bir hasreti bağlayıp
O beyaz saçlarında rüzgârlar taşıyanım
Esip durma içimde
Yokluğun titriyor
Titriyor hasretin
Soğuk kapı önlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!