Köle ve efendi aynı korkuyla kucaklaşıyor
Herkes aynı duayı yakarıyor
Tanrı kambur bir şiir gibi uzanıyor
Mısralarım kutsal amenna..
Denge diyorum ,
Öleceğiz,dünya neden bu kadar kötü
Ne zaman şu sokaktan geçsen
Lal bir dünya..
Öyle bir susarım ki
Apolitik harflerim ölür
Elveda derim şiir yazdığım kadınlara
Ben bir maden işçisiyim
Anlat dedim şaire
Yerin altındakilerini,yerin üstündekilerine
Ben siyahın elli rengiyim
Anlat dedim şaire
Siyahı,beyaza
Yorgun bir şiir yazıyorum,sıvasız bir duvara odaklanarak
Hayatın tutarlı tarafını hesaplıyorum üşenmeden
Sınıfta kalıyorum her denememde
İçimden geçenlerle dışımda gerçekleşenler arasından
Meydana asılacak bir diyalektik tablo çıkar
Ne zaman bir düzen arasam
Kabına sığmayan gülüşlerim vardı
Göz bebeklerimin tam ortasında
Annemin giydiği çarşaf hışırtısıyla doğardı sabahım
Hepsi geçip gitti
Birbirine yaslanmış evler
Meğer kızgınmışım ben
Elveda demeden giden babama
Tarih defterimi işgal eden Napolyon’a
Şiir yazdığım kadınlara
Anlamını bilmeden amin ettiğim dualara
Bilincim bir mermi pususunda alevlenir
Küllerinden doğarım o vakit
Issız ve soğuk bir avluda
Volta atar benliğim
Bir ileri bir geri
Döner etrafında
Sahafların tozu sinmiş parmak uçlarıma
Nereye dokunsam belleğim edebi bir tebeşir
Misafiriyim ben bu dünyanın
Bir şeyler kalmalı benden
Ve bir şeyler ısmarlanmalı bana
Bir sonraki ölümü izlyenlerin değil
Hiç düşünmedim yarın ne giyeceğimi
Yanında fotoğraf çektiğim sıvasız duvarın da
Bir suçu yoktu
Mesela bu gün çayı çok şekerli içtim
Yağmurun altında tutacağım bir şemsiyem hiç olmadı
Geleceğimi garanti altına alacak ne bir lafım ne de bir sermayem var
Susuyoruz..
Kırık aynalara sarılmış bedenimiz
Kendi kendimizle konuşuruz
Sıra gelmiyor başkalarına
Çok daireli
Az duygulu şehirler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!