Zamandan özerk bir takvimim şimdi
Dört gün dört gece inzivasında Tanrı
Zemheri bir ağıt yayılıyor
Harami bir coğrafyaya
Putlar yıkılıyor içimdeki savaşta
İlikleri çözülüyor kuralsız şiirlerimin
Bir tarih kadar eski yara izlerime gözlerimi dikip
Acılarımı dokudum tespih tanelerine
Sonra tek tek saydım
Hangisinden başlamalıydım
Orantısız ayıplarımdan mı
Yoksa yürürlükten kalkmış küfürlerimden mi
Bir fecirde tren yolları kızıla parladı
Öyle uğurladım gözlerini
bekleyişlerimi yokluğuna adadım
çıkarsız ve saf
pırıl pırıl bir ırmağın
ve üşüyen bir toprağın üzerindeyim
Olmadığın
Bir uçurumda buldum kendimi
Koyu ve derin
Oysa sen güzel bir kokuyu saklayan bir düş gibi
Yayıldın karanlığıma
Ve yine günah işledim
Sen bende kaotik bir miladsın
Zagros’u yakan ateş,
Dicle ile Fırat arasındaki arafsın
Elinde namlusuyla dokuz doğuran bir anasın
Bir şiirsin ,eylemin ön safında
Göğsümde kutsal bir duman,
Zaman yürüdü ve yaşlandık
Göçtük ikimiz bu diyardan
Hasret iki kuşun kanadında
Uçmanın kapısı ardına kadar açık ve soğuk
Güvercinler yulaf toplar,karın üstünde
Kış şiiri, karanlık şatosunda nağmeler döker
Pimi çekilmiş bir hayatı giymişim üstüme
Çocukluğumu topluyorum kentin en çekilmez sokaklarından
Kötü bir şiiri yırtıp atmak gibi
Ve ellerim nasırlı
Veda edebilmek için geri kalanlara
Sen ne gördün ki
kayıp giden yıldızlar var sen uyurken
Arkaya doğru çekip giden denizler..
Anlatırım sana hepsini,sen uyurken
Dudakların nemliydi sevgiden
Tek kuşun uçamadığı ,şu dünya sürgününde
Öyle bezgin,ışıksız ve ellerimin üstünde
Ne zaman seni sevdiğimi söylemeye çalışsam
Konunun sonu ya küresel ısınma ya da Kyoto Protokolü'ne gidiyor
Ama söz bu sefer senin karşına gelişi güzel
Çıkmayacağım
Kelimelerimin saçlarını tarayıp
Avuçlarına dolduracağım
Sen böyle kırılgan
Sen böyle yakın
Sen böyle uzak
Söyle, başkaları nasıl sever?
Sevemem başkaları gibi
Yum derin gözlerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!