Hiç düşünmedim yarın ne giyeceğimi
Yanında fotoğraf çektiğim sıvasız duvarın da
Bir suçu yoktu
Mesela bu gün çayı çok şekerli içtim
Yağmurun altında tutacağım bir şemsiyem hiç olmadı
Geleceğimi garanti altına alacak ne bir lafım ne de bir sermayem var
Susuyoruz..
Kırık aynalara sarılmış bedenimiz
Kendi kendimizle konuşuruz
Sıra gelmiyor başkalarına
Çok daireli
Az duygulu şehirler
Ah Kamelya !
Senden aşk dilenemem
Gök kül rengine bulanmış zaten
Güneşse ölü..
Dünya her zamankinden daha kalabalık
Yalnız senin sesin çınlar kulaklarımda
Geldim bu dünyaya uysal bir kuzu gibi
Ve sürünerek gidiyorum bir yılan gibi
Ne çok koşturdu peşinden hayat beni
Ve sonunda fısıldadı bana:
" Yalnızsın küçüğüm,bulutlardan yağmur boşalırcasına"
Mırıldanıyorum şimdi,ölülerden kalan şarkıları;
Hatıraları ve mısraları
Onların yüzüne bakıp sarhoş oluyorum
Yaşam çekiciliğini yitiriyor
Kitaplarımın arasına sokuluyorum
Onlar da biraz ölüler
Herşey illegal ilerliyor
Eksik şiire sarılan insanlar arasında
Alçak inançlar
Bir erdem gibi boynumuzda sallanırken
Sevişilmeli o zaman
Tarihin en yasak saatinde
Sancılarım var
Beynimden gebeyim
Ne yani fikirlerimi mi emzireceksiniz
Alayınız gelse
Okuduğum kitap sayısının kaç yalnızlık çektiğini bilemezsiniz..
İgrençleşiyorum, az gelişmiş bir cümle gibiyim
Tam otuz yıldır bir kimlik arıyorum
Dikenli tellerle kuşatılmış benliğim
Taşlar ve tozlar döşeğimdir
Cesetsiz bir baş gibiyim
Kaldırsam peçemi
Yüz kadın olurum,belki de bin
Ölüm bir hasret
Öyle bir hasret ki
Şimdiden özlemeye basladım her şeyi
Sonsuz bir ayrılığı tarif edemem
Lügatımda sevinç tükenmiş
Zaman yetmiyor yaşadığım sınava
Yorgun bir demokratım
Nasırlı bir bilinçle koşuyorum sana
Ardımızda mavi boyalı iklimler
Ne korkunçtur!
Sonbaharı beyaz bir kağıda çizmek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!