Ey iki adımlık yer küre
Hiçleme beni
Dante’ yi okumuşluğum
Ve Hamleti oynamışlığım var
Kendime en yakın yabancıyım
Diri bir akarsu vardı gôvdemde
Bir düş gördüm
Bir kadın ömrümü biçiyordu,gecenin rüzgarında
Tanrı’ nın yüreklere baktığını
Ve unuttuğunu dünyayı
Aynalar değildi, şeytanı çirkin gösteren
İnsanlardı yansıyan ışığa
Bir mektup bıraktım
Paydostan sonra geceye
Soğuk bir uykuda kalmış ışık
Napolyon yanıp sönüyordu
Şairler gökyüzünü çalar ve yeryüzünü
Ay ışığını,semaları ,renkleri,
Şairler bir doğa hırsızıdır en naifinden
Kıskanırım şairleri bu yüzden
Dilimle yüreğimin arasına sıkışmış suskunluğu afaroz eder
Kâh gurbete götürür beni ,küflenmiş çökelek kokusuna
Sana gelmek istedim dün
Ama tüm mevsimler rayından çıkmıştı
Karşına yine bozuk iklimlerle çıkmak istemedim
Bağışla!
Tenimde ter
Elimde kir
Ekmek istedim
Gül istedim
Dokuz doğuran anadan geldim
Şafaklar kuşanırım
Tenimde ter
Elimde kir
Ekmek istedim
Gül istedim
Dokuz doğuran anadan geldim
Şafaklar kuşanırım
Sabahı avlıyorum elimde ucuz bir şarapla
Fakat gece bitmeyen bir mesai
Vivaldi' nin sesini açıyorum
Telafi edilemez notalar var tenimde
Rahatı kaçmış bir kez ruhumun
Bu bir soru sorma sanatı,bakın diyorum!
Zamandan özerk bir takvimim şimdi
Dört gün dört gece inzivasında Tanrı
Zemheri bir ağıt yayılıyor
Harami bir coğrafyaya
Putlar yıkılıyor içimdeki savaşta
İlikleri çözülüyor kuralsız şiirlerimin
Bir tarih kadar eski yara izlerime gözlerimi dikip
Acılarımı dokudum tespih tanelerine
Sonra tek tek saydım
Hangisinden başlamalıydım
Orantısız ayıplarımdan mı
Yoksa yürürlükten kalkmış küfürlerimden mi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!