çok sert geçiyor tanrıların savaşı
şimşek atıyorlar birbirlerine
öfke kusuyor hitit kralı
yıldırım düştükçe
hattuşaş kalesinin burçlarına
yazdıklarımdan,daha çok yazamadıklarım
kaderleri,kar tanesi kaderi
köşeye,bucağa serpiştiriyorum
öylesine
avuçlarımda eriyor bir çoğu
Kırlangıçların tükürüğüyle tutturduğu
çamur kadar sağlam değilmiş insanlığımız
al yanaklı bir kızın düşlerini
kabusa çeviriyor
siyah peçeli bir adam
belli ki;
nisanı da kış elimizden aldı
sevincimiz azaldı! .
sabaha kadar karda yürürdüm
amma
hangi güle dokunsan boynunu düşürür yana
isyan eden yıldızlar yeltenir intihara
ellerim kesik kesik
hâlâ kanatır gül kurusu
böyle çile görmedim
bir yanım ateşlerde
annemden kalan mirastır hüznüm
babamın başı dumanlı halleri
yokluğun
yoksulluğun
umut tohumu
rast gelene gül verilmez;
yol bilmeze yol sorulmaz;
gayrı bu elde durulmaz
diz bağımı çözen gönül!
hal bilmeze, halim dedim,
kapıyı çalan rüzgâr değil
davetsiz bir misafir
iblisin ayak sesi
diş ağrısı denilen kâfir
(günbatımı düşleri... sh.69)
var mıdır bilmem ki
benim gibi delisi
örümcek sepetine ipek atarım
fikrimi söylerim fikirsize
günlerce uykusuz yatarım




-
Hazangül Hüseynova
-
Sevilay Şahbaz
-
Sevilay Şahbaz
Tüm YorumlarŞiirlerini okudum. Memnun oldum. Size yaradıcılıq uğorları arzusu ilə
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi