bir tohum çatlıyordu eğildim kulak verdim
sanki elleri vardı toprağı iter gördüm
yavaş yavaş doğruldu bakındı etrafına
ölüpte dirilene diğer alemi sordum
yağmur yağar
şimşek çakar
yıldırım ağaca düşer der bilim
bile isteye
bu havalarda
- sen yoksun
tadı, tuzu yok
günbatımlarının -
dur, gitme ne olur
söyleyeceklerim var.
senden önce yağmur geldi
uzun süre birlikte yürüdük
ben sırılsıklamdım
onda aynı inat
çok sert geçiyor tanrıların savaşı
şimşek atıyorlar birbirlerine
öfke kusuyor hitit kralı
yıldırım düştükçe
hattuşaş kalesinin burçlarına
belli ki;
nisanı da kış elimizden aldı
sevincimiz azaldı! .
sabaha kadar karda yürürdüm
amma
hangi güle dokunsan boynunu düşürür yana
isyan eden yıldızlar yeltenir intihara
ellerim kesik kesik
hâlâ kanatır gül kurusu
böyle çile görmedim
bir yanım ateşlerde
yazdıklarımdan,daha çok yazamadıklarım
kaderleri,kar tanesi kaderi
köşeye,bucağa serpiştiriyorum
öylesine
avuçlarımda eriyor bir çoğu
Kırlangıçların tükürüğüyle tutturduğu
çamur kadar sağlam değilmiş insanlığımız
al yanaklı bir kızın düşlerini
kabusa çeviriyor
siyah peçeli bir adam




-
Hazangül Hüseynova
-
Sevilay Şahbaz
-
Sevilay Şahbaz
Tüm YorumlarŞiirlerini okudum. Memnun oldum. Size yaradıcılıq uğorları arzusu ilə
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi