bir garip yiğidin feryadı yükseliyordu mamak’tan
burası çok soğuk
“üşüyorum anne”
mamak betonlarında
...
kuşlar tüyünü bıraksın üstüne
bu gün bahçede
börtü böcek unutturdu her şeyi
dünyadan ıradım
iki gün önce kestiğim ayrık otu
tekrar burun çıkarmış
bir sızı başlar tan zifiri yıkarken
...
sabahı beklerken eskiyen gece
aynada yıllanan yüzüme benzer
hasret ağıdını saklayan hece
aniden ıslanan gözüme benzer
söz dinletemedim deli gönlüme
her mevsim baharı yaşayım diyor
umurunda değil neler çektiğim
inan dirhem dirhem ömürden yiyor
duvarın içinde kurulu zaman
geldik. gideceğiz etme acele
kendinde değilsin nedir bu telaş
ölümlüler kafa tutar ecele
ömrünü özetler mezardaki taş
hayat denen oyun köşe kapmaca
can havliyle doğrulmak isterken
düştüğün yerden
izlerini sayıyordun
üstüne basıp geçen atların!
bir tohum çatlıyordu eğildim kulak verdim
sanki elleri vardı toprağı iter gördüm
yavaş yavaş doğruldu bakındı etrafına
ölüpte dirilene diğer alemi sordum
- sen yoksun
tadı, tuzu yok
günbatımlarının -
dur, gitme ne olur
söyleyeceklerim var.
yağmur yağar
şimşek çakar
yıldırım ağaca düşer der bilim
bile isteye
bu havalarda
senden önce yağmur geldi
uzun süre birlikte yürüdük
ben sırılsıklamdım
onda aynı inat




-
Hazangül Hüseynova
-
Sevilay Şahbaz
-
Sevilay Şahbaz
Tüm YorumlarŞiirlerini okudum. Memnun oldum. Size yaradıcılıq uğorları arzusu ilə
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi