Kuşlar gibi pervâz ederken sonsuzluğa ruh;
Kendini renk renk ışık deryasına saldılar.
Her zaman sıkıntılara duçar olan güruh,
Maddi alemden, mana alemine daldılar.
Önlerinde bahçeler, geride nûrdan bir ırmak;
Manalı gözlerle, bana bakarken,
Kâh incittin Beni, kâh kırdın Beni!
Mecnun gibi Leylâ, Leylâ ararken,
Sıcak sahralarda, yandırdın Beni!
Gözün kapat dedin, Ben zaten kördüm,
İman eden kalpte riya yer bulmaz,
Hıyanet gölgede sanma Mehmed’im!
Bu yolda yürüyen asla kul olmaz,
Ömrünü kimseye, sunma Mehmed’im!
Dağlardan fırtına, esip gelmeden,
MUHABBET
Ne zaman yan yana, gelse gönüller ,
Dilde sevgiyle sen vardın, muhabbet.
Hatırlanır her an, güller bülbüller,
Tadı bitmeyen bir baldın, muhabbet...
Nasıl insanlarız biz, ne temiziz, ne pâkız!
Dilde iman satılık, rafta vicdan ahlâkız,
Hepimiz ermişiz de, bir mazlum kalmış nâkız,
Bu kutsal maskarayı, sökemedik nedendir?
Herkes dürüst bu çağda, hırsızlarda insansa!
Şan, şöhret, rütbe için eğilir seküler baş,
Sözde aydındı yürüyüş, bir mektepsiz yoldaş.
Sîyâset etrafında dolanır tâcir ruhlar,
Gömlek değişir sıkça, şaşırırdı güruhlar.
Alnı secde etse de, lafla iman pazarda,
Hangi bir güzele, hangi bahara?
Nasıl serenatta, bulunayım ben?
Hangi bir mekana, hangi diyara?
Huzur bulmak için, dolanayım ben!
Şimdi ruhu harap, gönlü virânın,
Ömür nûra erişti, geceleri ağlarken,
Hakikati öğreten, nurla doğdun Efendim.
Seher vakti rahmetle, gönülleri bağlarken,
O kutlu doğumunla, kalbe yağdın Efendim.
Karanlıklar nur oldu, Sen doğarken Ey Nebî,
Gözler yalan söylemez, dile gelse de soluk,
Ay mehtabı büyüler, aşk akar oluk oluk,
Her zaman sinemize, her an düşmekte adın,
Aynanın karşısında, su gibiydi o kadın,
Karanlık düşlerimi, bozup çözdü sözlerin,
Silinmez hataları, çizdirdi o kalemin.
Bir baharı beklerken, hazan oldu gözlerin,
Gönlümün sarayını, dizdirdi o kalemin..
Kimi zaman bir yâre yâr dedi o yabancı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!