Dert asrının bağrında nura gönül verirken,
Sözleri rahmet gibi kalbe ruha ererken,
Hak deyip yürüdükçe dağı taşı delerken…
Önden giden atlılar, sanki kanatlıydılar.
Rüzgâr, eserken yine, huşûyla görünerek,
Bir ses kaldı geceden, sükuta geçmiş şimdi.,
Özlemek, her nefeste, sevdâya düşmek miydi?
Yârin adı dillerde, gül gibi açmış şimdi,
Özlemek, sanki her gün, bir kabri deşmek miydi?
Yollar uzar gönlümden, karanlık gecelere,
Benlik varsa kalpte, aşkta ki varı,
Görmeyince, nasıl olur; Rüveyda?
İçinde ki gurur, kibir duvarı,
Kırmayınca, nasıl olur; Rüveyda?
Sözler dudağında bir sırlı yüzdür,
Sabah ezanıyla açıldı perde,
Yalnızlık sararken bayramlar nerde?
Olmadı gözleri, bu neş’elerde.
Herkes; Bayram dedi, sevinci çoktu.
Onlar; Bayram dedi, kalpleri burktu...
Ne umdum ben, ne buldum? Dışımda ki, içimde,
Yol oldum tuzaklara, kırıldım her biçimde,
Dünyayı bir sofraya, sığdırdım ben geçimde,
Ben bu yükü çekerken, Sendin söz’ün sahibi!
Bir yanım küle döndü, bir yanım hep korlandı.
Günlerdir hüzünlü duruşla sabreden
Dertli gönülleri sezerdik seninle!
Bir kırık aynada hep doğruyu gören,
Bu sır perdesini çözerdik seninle!
Gözlerin değince, güller açılır,
Ömrümde ne varsa, onda sen vardın.
Kalbimde sevgiyle, diller açılır,
Aşkınla tutuşan, canda sen vardın.
Sensizliğe düşen, yüreğim sendin,
Gözyaşıyla yazdım mektubu sana,
Geceyi gündüze saldım Sevgilim.
Hasretin köz oldu aşkından yana,
Sensiz geçen her gün, öldüm Sevgilim.
Saçlarıma erken düşünce aklar
Kalemlerden süzülsün hep barışın kelâmı,
Bir yanımız sevgidir, bir yanımız muhabbet.
Vicdanı esir alıp, sarsın aşkın kalemi,
Bir yanımız sevgidir, bir yanımız muhabbet.
Kimi dağlarda gezer, kimi ovada büyür,
Bitmişti yıllardır çekilen hicran,
Herkes kaybettiği nuru arıyor.
Bulduğu yerde secdeye varıyor.
Gönüllere şifa olurken Kur-an,
Sonsuzluk bestesi ruhu sarıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!