Aczini, fakrını, bilseydin derin,
Rabbini bilene kul denir evlât.
Sayısız olsa da yönü beşerin,
Semaya bakarak, bul denir evlât.
Aşk için çağlayan, gönüller vardır,
Bakma perişan halime, ey afet-i devran,
Görenler sana kurban, ben ise sana hayran.
Ne kadar durgunsun ki, bitmez cuş-u huruşun,
Nuş-i şarab eden, şair gibidir duruşun.
Her sözün iki yüzlü, her gülüşün hesaplı,
Seninle yürümedim, yolun bile taş kaplı.
Kendini sultan sanma, tahtın toprakta saplı,
Sevdaları gömmüşsün, çoktan geçse de zaman.
Ey kibri ve gururu, kalbden atmayan insan.
Ey nûr-u visâlim, can-ı cânânım,
Sensiz harâb oldu şimdi mekânım.
Bir bakışınla hep güldü cihânım,
Ey ruh-u revânım, gönül sultanım.
Kelamın bir deniz, sükutun nazdı,
Bir hayat boyunca gaflet içinde,
Ömür boşa geçmiş farkında değil...
Ruhunda düşmanlık kin var kalbinde,
Her an nefret saçmış, farkında değil...
Yaptığı zulümler bükmüş belini,
Hazan rûzgârı eser, gül solar hep bâğımda,
Gönül bir âh ederken, bülbül kân oldu bugün.
Keder çiğnendi sevdam dondu âşk ocağımda,
Sükûtun serzenişi, hep hicrân oldu bugün.
Bu aşkın diyârında, yorgun leylâ ve mecnûn,
Garip ülkem bahtın karaymış senin
Taşın ve toprağın viran edilmiş
Asırlardır bitmiyor, ulvi dertlerin
Bahçendeki güller, talan edilmiş.
Yıllar hicranlı vefadan çok uzak
Kapanmaz içimde yanan bu sızı,
Savrulan düşleri çeker geceler.
Kör olur gözlerde bekleyen yazı,
Yüreğim sızlarken, yakar geceler.
Solarken hatıra, sarar bir hüzün,
Bekledim bir ömür geçersin diye,
Yüreğim dağlandı, seçersin diye,
Kalpde ki gülleri açarsın diye,
Çağlaya çağlaya, gelmedin yine...
Saklandım sözlerle, nice mecaza,
Biterken bu aşkın, tadı kalmadı,
Yanımda, olsanda bir olmasan da...
Sonsuzluğa giden, yolum olmadı,
Rüyama, gelsen de bir gelmesen de...
Aklımdan çıkmazdı güzel yanların,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!