İstanbul, secde gibi, ezelden yâdigârım,
Her adımda duâmdır, her köşede ikrârım,
Gözlerimden süzülen, gönlümdeki bahârım,
Ezelden ebede dek, tertemiz sözün vardı.
Kadıköy’de her sabâh, uyanırdı bülbüller,
İstanbul kadîm şehir, sende olur selâmet,
Dört bir yanda yükselir, ecrin ile şehâdet,
Toprağında saklıdır, ehl-i irfânda gayret,
Her zerrede haykıran, hakiki nazın vardı.
Kandil gecelerinde, yanar sokaklarda nur,
Müsaden olursa artık gideyim,
Kalbimden ruhuma eserken yeller.
Varıp da tenhaya uzlet edeyim,
Dertleri kederi, götürsün seller.
Koklamak istedim bir gülsün diye,
Bu aşk ve sevdaya bakıldığında,
Ben bir aşka meftun, kalbin seliyim,
Bazen sır perdesi, açıldığında,
Leyla olan aşkın, mecnun haliyim.
Hayâlimi mısra mısra dökerken,
Şimdi geçim derdi, vururken halkı,
Sormaya dilimiz, kalmadı Reis!
Sabırla bir ömür, çevirmek çarkı,
Yanmaya külümüz, kalmadı Reis!
Dolu cep boşaldı, her ay başında,
Bu dünya böyledir, tok da var, aç da,
Akl-ı selim, kâmil insan kalmadı.
Tehditler şantajlar, şimdi revaçda,
Toprak gibi masum, vicdan kalmadı
Ey ruhumda ki sevda, yüreğimde ki şiâr,
Sen ki, Yüce Ecdâd’ın, alnındaki secdekâr.
Geceme kandil olup, zülfünle nur ekerdin,
Sen ki; Arş’a örtüydün, toprağa gül dikerdin.
Serinlerdi ateşim, gözyaşında her bahar.
Sen ki bir dua gibi, gökten inen bir karâr,
Kimi koyun, kimi kurt, alçaklıkta sıraya,
Edep hayâ kalmamış, kat yalanı yalana,
Eller halkın cebinde, hele bir bak şuraya,
Hakkı bâtıl yaparak, bak gaflete dalana.
Mazlumun ahı tutmuş, yanıyor şimdi ocak,
Bulutlar yağmurla dolarken gözüne,
Bu aşkın hasreti sende bir pay mıdır?
Gökyüzü masmavi gülerken yüzüne,
Kirpiklerin bir ok, kaşların yay mıdır?
Yıkandı yağmurla tertemiz gözlerin,
İnce bir çizgi çektim, hasretin paklığına,
Gözümden yaş akarken, gönlüm kaldı bu gece.
Şiirimde mısralar, katlandı yokluğuna,
Düşünürken maziyi, zaman doldu bu gece.
Geceler sus - pus şimdi, yıldızlar küskün bana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!