Yiğitlik ağzına geleni tutmaktır içinde
Göz yaşını saklamak namertten
Bayrağı dik tutmaktır
Acılarla yoğrulmuş gönlünde
Umudunu yitirmeden dağlarda
Bir pınar başında soluklanmaktır
Günahı boynuna garip ezenin
Fakiri hor görüp haram yiyenin
Yeryüzü ústünde kibirlenenin
Oyunu bozan var hesap soran var
Gıybetten kurumuş solmuş ameller
Bir duysan içimdeki sesleri
Bir görsen, emrinde hala umutlarım
Kabıma sığıyorum su gibiyim
Takmışım vitesi boşa yol almaktayım
Alışkanlıklarım yok artık
Sinirli değilim küçük haplarım var gayet yasal
Secde nimetini sorarsan eğer
Vallahi cihana her şeye değer
Anlamı bu imiş hayatın meğer
Hidayet dilenir arar dururum
Beşerin şaşması huyundan mıdır
Bir garip yolcuyum dünya yolunda
Konarım göçerim kime ne bundan
Ne varım ne yokum bu düz yokuşta
Sonumu bilmem haber yok ondan
Kelamım yüreğe bir yudum suysa
Yalnızlık Alemde koca evrende
Göğsüne yapışır durur sinende
Boğazın yutkunur kalır dilinde
Güvenme zalime kırarlar testin
Yolunda menzilde açarsa gülün
İnsanlar yorgun
Her tren garında daha da gri
Ayrılıklar nafakalı ve resmi
Temiz bir sayfaydı oysa hayat
Her şey olsaydı daha sade
Tan yeri ağaranda
Salkım salkım düşer gökyüzüne
Sözün özü, boynu büküktür kağıt kalem
Hey canım hey
Ağızlarda türkü gibi dolanır da
Sırra kadem basar beden ,
Şöyle bir düşündüm tefekkür ettim
Nedir bu olanlar kimlere derttim
Yoruldum gıybetten yalandan bezdim
Gecenin sabahı vardır elbette
Zalimin kibiri ölene kadar
Şu zincirleri kırıp
Zamanı dünden ayırıp
Çıkıp dağlara yaslanasım var
Çapraz bacaklarıma inat
Zalime intikal edesim var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!