Sen olsaydın şu gelen kara trende
Masmavi olurdu gökyüzü gözlerin gibi
Ah bavulunla inseydin bizim durakta
Gözlerim parlar mercan olurdu,
Ellerinden mendil düşse, içinde lokum
Söyle güzelim mendili sen mi doldurdun
Senin gözlerinde yaş
Bende bir telaş
Soğuk demirlere vuruyor yüreğim
Nefesim yetmiyor yarım türküler
Oysa hoyrat rüzgarlar eserdi düz ovalarda
Yediverenler açardı yüksek yaylalarda
Sanki soğuk rüzgarlar esmişte
Göğsüme dolmuş bu akşam
Gam yok bize yeter yeri göğü Yaradan
Eski toprak olduk artık amca diyorlar
Trende sakalıma kalkıp yer veriyorlar
Yeniden doğmuş gibiyim
Sanki anne sütü kokusu geliyor burnuma
Yeniden doğmuş gibiyim
Ölü toprağı kalkmış gibi üstümden,
Ağaçları yaprakları bıyık altından selamlıyorum
Aramızda kalsın hayatı çok seviyorum,
Neşeli baharları özledim
Yorgun akşamların gölgesinde sesim
Bitiyor azalıyor nefesim
Mutsuz değilim yok
Gülmek için zaman yok
Geriye ne kaldı dersen
Kavgamı bırakıyorum rüzgarlara
Selam etsin seni soranlara
Bir kuş konsun pencerene
Dile gelsin anlatsın derdini kendince
Kim bilir hoşça kal demeden
Oturup dağların rengine daldım
Yeşilden moruna hayranlık kaldım
Ateşi yandırdım komarı saydım
Özgürlük bağıdır yeşil yaylalar
Suyunu beğendim kuşların şendi
Ne zaman gerçekleri yazsam
Bir alkış tufanı kopar sanki içimde
Sanki bir kuğunun gölgesinde
Kurgularında ötesinde, hayat bulur
Içim bozkır gibi yanar yanar kavrulur
Ne zaman gerçekleri yazsam
Uzunsa geceler rüyalar kara
Hatıra gelince açınca yara
Düşersin buhrana düşersin dara
Günü gelir tüm hesaplar ödenir
Ayağın gitmezse dost kapısına
Anladım hayatı kendi doğrumca
Menzile doğru yol almaktayım
Sıramı savmadım elek duvarda
Elimi duvara uzatmaktayım
Susarım ahmaklar bilmez sanırlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!