Yokluk olan varlığa bu kadar dalmak niçin
Sonsuzluk diyarına varmak olsun niyetin
İstanbul/1993
Kılıcı kuşandım çıktım meydana
Çekil ortasından hayat cengimin
Kararttım gözümü her şey bir yana
Bekliyorum çıksın diye dengimin
Gözlerim boşluğa saplandığı an
Çakıl taşı kaynar çanaklarında
Tek damla su çıkmaz kaynaklarında
Yorgun geceleri sallayan yağmur
Azaba dönüşür yanaklarında
Hanümansız insanlar harabe olmuş bağlar
Soymuşlar libasını utanır şimdi dağlar
Derin sancılar sarar ağlar yüreğim ağlar
Bulutlara takılan ellerim olmasaydı
Ben böyle yükseklerde gezmezdim diyar diyar
Takvimler mevsimleri, aylar günleri tanır
Aynada ürperen göz sessiz gölgeye güler
Zamanın tik takları tekrarından utanır
Sayılı nefeslere esirdir ölümlüler
Ölüler diyarında gün yüzü görmez mahzen
Yanıma otur şöyle bir vedalık sözüm var
Karanlık odaya ser öldüğüm döşekleri
Derin uykuya düşsün cadde sokak tüm civar
Sen yaz ki bilsin defter öldüğüm döşekleri
Nefes üfledik kışa gönlümüzde açtı yaz
Meçhulleri tarıyor baygın gözdeki bakış.
Zor şehadet getirir kurumuş dudakların.
Tükenen ip yumağı işlenen en son nakış,
Bak canı çekiliyor ihtiyar bacakların.
PARKTA BİR GARİP
Usulca banka gelip
Hafif yana kay, dedi.
Kenarına ilişip
İkiye bir pay, dedi.
Aralıkta öldürdü yaşamak hevesini
İntihar urganımı yağlayan parmakların
Her gece yüreğimin farklı bir köşesini
Nasıl hesap verecek dağlayan parmakların
Taşırım aşk yükünü üç pay aldım Kerem’den
Gölgelerin etrafında ölüm korkusu paslanır
Hıçkırıklar düğümlenir boğazında su paslanır
Akrep ayrılıkta durur yelkovan hasret içinde
Kirpiğine hüzün düşse gece uykusu paslanır
İstanbul/2019




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!