Ferhat’a ödünç verdim dağda kaldı küreğim
Yol bilmezler elinde hırpalandı yüreğim
İstanbul/2018
(Kuşatılmış Yalnızlık 2021)
Mazlumun sığınağı karası Türkiye’dir
Çin Seddi’nden Viyana arası Türkiye’dir
Balkanlara kar düşer titrer içinde sızı
Harlanan ocakların çırası Türkiye’dir
Hüzün saatlerimi iyi belle muvakkit,
Zemberek titreyince kedere bele beni.
Yumak yumak dertlerin potasına koy erit,
Un ufak et toz eyle istersen ele beni.
Ufuk turuncu atlas, uyku sarhoşu güneş
Zaman esneyedursun dönüşlü saatlerde
Yorgun nefeslerinde her kelime bir ateş
Gölgeler geri kalır, yol bir adım ilerde
İçimde damla damla hüzünler büyütürüm
İçimde bir diyar var ne terazi dengede
Ne duvarı kollayan aynadaki kırıklar
Saatler ölümlere kurulurken gölgede
Namluların ucunda yalnız kalır çığlıklar
Kurşun yükünü taşır gün guruba dönerken
Aynalara baktım, gözüm nerede?
Kaybolmuş benliğim, özüm nerede?
Çevrilmiş tüm yollar Batıya doğru,
Pusulamın yönü kuzum nerede?
Siyah serpuş ak cübbe gizlemez soysuzluğu
Her gördüğü kitapta artar huzursuzluğu
Ne ara peydahladın bunca cinsi bozuğu
Kalk Hülagu kabrinden iftihar et piçinle
Hakikat aynasına gün batarken yansıyan
Birbirine karışmış, toz duman vatan sathı
Kan kusan saatlerin her dönüşü bir isyan
Zamansız mevsimlerin yarım kalır eyvahı
Sahipsiz duvarlarım nemli hayata mahkûm
Sabahıydı sanırım, o dehşetli rüyanın
Dedemin odasına bakmaktı tek muradım.
Nişli duvarlarında üç beş parça eşyanın,
Tozunu almak için perdeyi araladım.
Omzuna yaslanır, yatar her gece
Ay İstanbul’da
Ve güneşin nabzı atar her gece
Say İstanbul’da
Bir masa, dört adam dertli veremli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!