Bu uzun, karanlık kış geceleri
Korkunç bir esrara döner sokaklar
Çisil çisil yağar, ıslatır yeri
Yağmurun kamçısı yüzümde şaklar
Her sokak başında pusuda bekler
Perdelenir bakışlar sisler sarar herkesi
Senin için koyungözlüm senin umurunda mı?
Kalbimin çarpıntısı sesimin titremesi
Senin için koyungözlüm senin umurunda mı?
Yazdığım satırlarda okuduğum metinde
Tozlu atölyenin ahşap eseri
Bitmez hiç talaşın çilen kuklacı
Topla çivileri kaldır keseri
Masayı yerleri silen kuklacı
Burunlar upuzun bacaklar çarpık
Çınar yaprağını yay mevsim hazan, ay hüzün
Rüzgar sitem, bulut gam, bahtımıza pay hüzün
Kasım üç elli desin baştan başa say hüzün
Gökyüzü küle döner renklerin cümbüşünde
Kar tanesi uçuşur çocukların düşünde
Tüm sevdiklerini bir anda sildi
Evladına, eşe, kardeşe küstü
Uçtu hayat kuşu, sesi kesildi
Vücudu soğudu, ateşe küstü
Dermansız dert ile geçti kaderi
Hangi hınzır limandan kalktı bu nursuz gemi
Öfkesini akıttı kusarak sahillere
Küpeşteye tutunan hayalet mi gölge mi?
Kesif bir duman kaplar sis çöker kandillere
Dümeni kilitlenmiş sürüklenir başıboş
Çatlayan dudaklarda sayıklanan sevgili
Gönüller suya hasret, su akar Leylâ diye
Karanlık gecelerin Süreyya’sı, kandili
Ay ile yarışmakta yıldızlar Leylâ diye
Aşkın biricik remzi erişilmeyen hisar
Zaman yükünü taşır,
Sular dağa ulaşır,
Yanar tutuşur nehir.
Hasret, zindanda büyür.
Ne tuhaf bir manzara; renk solgun, yüzler silik
Suretler, gölgelerin çetin dağdağasında
Tüm ölümler şüpheli, bütün doğumlar eksik
Anneler, sancıların yalancı kuşağında
Tersine dönmüş dünya, ehramlar tepetaklak
Hiç bahane bulmayın masum günahsız gece
Ve hastalar geceyi uzatır sebepsizce
İstanbul/2015




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!