Dili başka söyler, özü bambaşka,
Yer yok artık sende ne güvene ne aşka.
Uykun yalanmış, sözlerin ise emanet,
Gidişin dürüstçe olsaydı keşke.
Bir yüzün bana, bin yüzün ele,
Düştü kurduğun o sahte kale.
Siz, "işim var" deyip yalanı zırh kuşananlar,
Bir ömrü ikinci plana atıp, kenarda unutanlar,
Sanmayın ki bu dünya hep sizin etrafınızda döner,
Gün gelir o parladığınız sahte ışıklar da söner.
Yalancısınız! Hem de en katıksızından,
Mutsuzum çünkü;
Ailem yok yanımda,
Arkadaşım yok, dostum yok, sevdiğim yok.
Dahası, beni anlayan bir insan yok.
Mutsuzum çünkü;
Seni canımın içinden çok korudum,
Kalbimin tam ortasına tahtını kurdum.
Tek lafına bu şehri tutuştururdum,
Neden bıraktın beni, neden bıraktın?
Hislerim senden şikayetçi oldu,
Benim de hayallerim var,
Lakin bir gün öleceğimi bilerek yaşıyorum.
Benim de hedeflerim var,
Lakin bir gün bu dünyadan göçeceğim.
Gözlerinin ateşinde yaktım yüreğimi,
Sözlerinin güzelliğinde kaybettim kendimi.
Senin aşkınla şaşırdım gideceğim yeri,
Ne olacak bilemedim benim bu halim.
Sarsılmazdım, yıkıldım rüzgarınla,
Ben gittiğimde, tutmayacaktın beni;
Bırakacaktın, izin verecektin gitmeme.
O kirli ellerinle çekmeyecektin beni;
Bakmayacaktın bir daha gözlerime.
Ben gitmek istediğimde ısrar etmeyecektin;
Haber alamadığın birini merak edip de yazamamak,
Özlediğin halde özlediğini söyleyememek,
İstediğin halde istediğini alamamak…
Beklemek ne zormuş, ne zormuş.
Gittiği halde döneceğine inanmak,
Çocukluğumu hatırlamıyorum, baba.
Belki sevmişsindir, iyi davranmışsındır bana.
Ben çocukluğumu hatırlamıyorum ama,
Hatırlamadığım şeyleri anlatmayın boşu boşuna!
Sevdin mi hiç beni, baba? Bastın mı bağrına?
Bugün, ölmüş olabilirdim.
İşte bugün, öteye göçmüş olabilirdim.
Kimin haberi olabilirdi?
Öldüğümü kim anlardı?
Beni sevenler mi? İzleyenler mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!