Bir insan senin onu sevdiğine inanmıyorsa,
Ne yaparsan yap, gayretlerin boşunadır.
Sevdiğinle değil de sevmediğinle ilgileniyorsa,
Bu yolda verdiğin mücadele faydasızdır.
Eğer bir insan size güvenmiyorsa,
Gece yarısı. Saatler sıfırlanırken, ben de sıfırladım kendimi.
Otuz. Bu bir doğum günü değil. Bu, bir devrim ilanıdır.
Yıllarca taşıdım sırtımda sizin yükünüzü, sizin sahteliğinizi.
Ama artık bitti. Ben ayaktayım.
Ana yoksunluğu, baba boşluğu, kardeş faydasızlığı...
Bunlar benim kusurum değil, sizin ayıbınız. Sizin nankörlüğünüz.
İnsanlar işine geldiği gibi davranır,
İşine yaradığın kadar severler,
İhtiyaçları kadar yanında tutarlar.
Öyle işte, kardeşim, insanlar böyle.
Canları sıkıldıkça hatırlarlar,
Gelmen için her kapıyı açsam da ben,
Artık o eski yerinde bekleyemem seni.
O masum suret, o ilk günkü sevgi,
Senden çok önce terk etti zaten beni.
Ne kadar istesem de yokluğun bitsin,
Saat dört,
Ve ben hala uyuyamadım.
Beni uyutmayan uykusuzluk değil,
Sensizlik, güzelim, sensizlik.
Saat çok geç,
Herkes sevilmenin peşinde ömür harcıyor.
Ben ise sevmenin güzelliğine vakit ayırıyorum.
Herkes çok sevdiğini iddia ediyor.
İşte tam burada ben de film kopuyorum:
“Yav, neredesiniz? Nasıl uzaktan seversiniz?
Kirlenmiş yüzler altında ne insanlıklar var,
Tertemiz görünen yüzlerde ne kirler var.
İnsanları tanımak ne kadar da zorlaşmış,
Güven duygularımız nasıl da körelmiş.
Her yüzümüze güleni dost görür olmuşuz,
Ben sana hiçbir şey demeyeceğim.
Gitmek istiyorsan, yol senin;
Kalmak istiyorsan, kalbim yerin.
Buna istersen üzül, istersen sevin.
Gitme diye seni engellemeyeceğim.
Güneşli günler göreceğiz,
Belki de yeni insanlar tanıyacağız.
Ne olursa olsun pes etmeyeceğiz,
Zorluklara göğüs germek zorundayız.
Bir derdinin seni yönetmesine müsaade etme.
Gözlerin, diyorum…
Gözlerine bakınca,
Beni daha önce
Hiç gitmediğim,
Hiç bulunmadığım
Yerlere götürüyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!