Serkan abim,
Yine mi o loş ışıkta,
Yine mi o aynı masada,
Kadehin içinde erittiğin geçmiş zaman?
Biliyorum, her yudum
Bir köprü yıkımı, bir duvar örülüşü.
Sevdiğim kadar sevip,
Yandığım kadar yanıp,
Özlediğim kadar özleyip,
Bir ömür boyu bekler misin?
Gözlerime bakıp da görmeyi,
Seni seviyorum, kim olduğunu bilmeden.
İçimde bir yerlerde bir umut kıvılcımı.
Senin beni sevdiğini biliyorum; kimsin?
Acını çekiyorum, mutluluğunu yaşıyorum.
Seni bulamadım hala, sen neredesin?
Hiç konuşasım yok, seni sevesim var,
En masum halimle karşına çıkasım var.
Bakışlarımla gözlerine anlatacaklarım var,
En durgun ruhumla saatlerce susasım var.
Gözlerinin bebeğini ağlatma,
Daha önce de yürüdüm bu yollarda, bileklerimde zincir.
Sevdim, inandım, her düşüşümde acıdan titredi demir.
Bağlandım, hem de nasıl, kök saldım sanırken bir yerde,
Yalan olduğunun farkına varıp,
Kendi kollarımla kendimi sarıp,
Senin olmadığın yerlere varıp,
Tövbe ediyorum sevmeye.
Senin beni sevdiğini sanıp,
Saçlarından seveceğim seni,
Gözlerinden vurulacağım sana.
Ten rengine hasret kalacağım,
Seni de eminim çok seveceğim.
Yalansız, yasaksız, tuzaksız sevdalanacağım.
Ben şimdi, hayatınızdan gitmiş olabilirim.
Gittim diye, sakın kızmayın bana.
Kalmam için çok bahane aradım.
Çok zorladım kendimi, hayatınızda kalmak için.
Lakin, ben bir sebep, bir neden bulamadım.
Seni dost, kendimi sadık sandım oysa,
Ne sen dost olabildin, ne ben sadık kalabildim sana.
Harcadık boşuna güzelim zamanı,
Belki sen oyalandın canice, ben ise tükettim kendimi uğruna.
Hiç olan varlığına ne çok anlam yüklemişim,
Severek gitmeyi, severken gidenlere sor.
Ağlamadan mutlu olamayanlara sor.
Kalmak için sebebi kalmayanlara sor.
Çok merak ettiğin beni, onlara sor.
Bu hayatta her zorlukta ayakta duranlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!